İsrail'in İç Savaşı

19 Ağustos 2006 Cumartesi, Vakit gazetesi

Ne kadar ilginçtir ki siyonist devletin Lübnan'da yediği darbeden sonra çok hızlı bir şekilde yeni savaş senaryoları üretilmeye başlandı. Bir sonraki savaşta hedefin Suriye ve İran olduğu, İsrail'in İran'a saldırıda kullanacağı denizaltılarını Basra Körfezi'ne doğru yola çıkardığı, savaşın bir sonraki merhalesinin çok daha geniş bir alanı kapsayacağı yolunda haberler yayıldı. Bazı arkadaşlarımızın bu senaryolara çok çabuk sarıldıklarını görüyoruz. Bu senaryolar yediği yumrukla yere düşüp çamura bulanan birinin kendisine yumruk atana "sana gösteririm" tehditleri yapmasına benziyor. Gerçekte bu senaryolarla siyonist devletin yıpranan psikolojik tehdit gücünün tamir edilmesine çalışılmaktadır. Oysa bundan önceki yazımızda da dile getirdiğimiz üzere İsrail nüfusuna nispetle kişi başına bin dolara mal olan, nüfusun en az yarısını doğrudan etkileyen, kırk bin kişinin bedensel veya psikolojik zarar görmesine yol açan bir savaştan sonra işgal devletinin yeni bir savaşa girişecek kadar belini doğrultması epey zaman alacaktır. Bu zamanın onun lehine mi yoksa aleyhine mi işleyeceği de belli değildir ki aleyhine işlemesi ihtimali daha yüksektir.

Bölgesel savaş senaryoları üretilirken siyonist devletin kendi iç dünyasında yaşamaya başladığı savaş dikkatten kaçıyor. Siyonist devlet Filistinliler arasında iç savaşa yol açabilmek için muhtelif oyunlar oynadı, tuzaklar kurmaya çalıştı. Hatta satın aldığı bazı vatan hainlerini, fitne ateşini yakmada çakmak olarak kullanma amaçlı bazı işler de becerdi. Ama bu çakmaklardan çıkan alevler, Allah'ın izniyle bir fitne yangınına dönüşmedi. İhlas ve fedakârlık üzere hareket edenlerin oluşturduğu itfaiye olayların üzerine hızla giderek başarılı müdahaleler gerçekleştirebildi.

Filistinlileri birbirine düşürmeyi başaramayan siyonistler Lübnan savaşı sonrası oluşan hava yüzünden birbirlerine düştüler. Yüce Allah, bugün İslâm âleminin göbeğinde bir ur niteliğindeki kitle hakkında şu hatırlatmayı yapar: "Onlar sizinle toplu halde ancak müstahkem şehirlerde veya surların arkasından çarpışabilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise pek şiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır." (Haşr, 14/59) Sadece bu âyeti kerime bile onları yeterince tanımamızı sağlayabilir. Ama ne yazık ki Müslümanlar onları Allah'ın âyetlerinden, Resûlullah (s.a.s.)'ın hadislerinden ve asr-ı saadette yaşanan olaylardan tanımak yerine, onları balon gibi şişirerek dünya üzerinde vahşi tahakküm kurmalarına imkân sağlamaya çalışanların senaryolarından tanıma yoluna gittiler.

Lübnan yenilgisi işgalcilerin aralarındaki uzlaşmazlıkları iyice gün yüzüne çıkardı. Savaş esnasında birlik havasının bozulmaması için susmayı tercih eden muhalif güçler Hizbullah karşısında ağır darbe alınması üzerine düğmeye bastılar. İlk ateşli kavga da Olmert'in parlamentoda savaş tahlili yaptığı esnada gerçekleşti. Olmert'e ağır hakaretlerde bulunan milletvekilleri polis zoruyla salondan dışarı çıkarıldılar.

Bugünlerdeki ateşli tartışmanın merkezinde de Genelkurmay başkanı Dan-galak Halutz var. Henüz görev süresini doldurmasına iki yıl olan Halutz'dan istifa etmesi ve herhangi bir şekilde siyasete atılmasına imkân verilmemesi isteniyor. Oysa adam askeriyedeki görevi esnasında kendince kahramanlıklar yapmak, ardından da siyasete atılarak başbakanlık koltuğuna oturmak istiyordu.

Milletvekillerinin Halutz'a yüklenmelerinin gerekçesi sadece Lübnan'daki yenilgi değil. Bir borsa skandalına karışmış olmasından dolayı da kendisine tepkiler var. Tam savaş öncesinde bazı hisselerini satmış. Tepki gösterenler Halutz'un bu hisseleri, değer kaybedeceğini bildiğinden elden çıkardığını söylüyorlar. Kendisi ise satışın savaşla ilgisinin olmadığını ve zaten bu işten zarar ettiğini ileri sürüyor.

Halutz'a tepki gösterenler onu hainlikle suçluyorlar. Televizyon kanallarında kendisini maskaraya alan mizah programları yayınlanıyor. Onuncu Kanal adlı televizyon kanalında sunucu: "Cehenneme dalmak Halutz ve aile efradı için çok daha uygun olur" ifadesini kullandı.

Oysa Halutz savaştan zaferle çıksaydı onun borsadaki oyunlarını kimse görme ihtiyacı bile duymazdı. Hatta: "Helal olsun ulan Halutz, hak ettin doğrusu!" diyebilirlerdi.

İsrail'i sarsan tartışma ve kavgaların hepsi bu kadar değil. Devam edeceğini düşündüğümüzden gelişmelere paralel olarak diğer ayrıntılar hakkında daha sonra bilgi vermeye çalışırız inşallah.

İrtibatlı Yazılar

  • "Dağıtan Hayalet" İsrail'i Dağıttı
  • HAMAS İsrail'i Tanımadı ve Pes Etmedi
  • İsrail'in Amacı
  • Direniş ve İhanet
  • İnsanlık Hedefte
  • İsrail Vahşet Pazarlıyor
  • Komplo Teorileriyle Başetmek
  • Hizbullah Cesareti
  • Onlar da Yara Aldı
  • Zalimler ve Mazlumlar Cephesi
  • Psikolojik Savaş
  • Bombalar ve Balonlar
  • Bizim Psikolojik Savaşımız
  • Aptal Bush'un Akıllı Bombaları
  • BOP, GOP, YOP ve Sonunda HOOOP!
  • İlmi Fitneye Alet Etmeyin
  • Yeni Bir Kara Eylül Planı: YOP
  • Filistin'de Durum
  • Canbulat'tan Yine Dürzilik
  • Siz Hâlâ Olmert'in Dostu musunuz?
  • İsrail Hesabına Diplomasi
  • İsrail'i Kurtarma Diplomasisi
  • Kiralık Ka(til/lem)ler
  • Dünyanın Merkezinde Sıcak Gelişmeler
  • Siyonizmin Yeniden Azgınlaşması
  • Ümitler Canlı
  • 1701 Nolu Tuzak
  • İsrail'in Kayıpları
  • Mahzun Mescidi Aksa
  • Gül'ün Ziyaretleri ve Türkiye'nin Yeri
  • Şimdi de Uluslar arası İşgal mi?
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti