7 Temmuz 2006 Cuma, Vakit gazetesi
ABD güya İsrail'e nasihatte bulunarak sivillere zarar vermemesi gerektiğini hatırlattı. Kara yüzlülerin birbirine öğüt vermesi ne kadar gülünç! Amerikan işgal güçlerinin Afganistan ve Irak'ta neler yaptıklarını bütün dünya gördü ve görüyor. Üstelik bu kara yüzlüler vahşi politikalarını icra etmek için birbirlerinin dumanlı havalarını fırsat olarak değerlendiriyorlar. Geçmişte Irak'taki saldırıların dünya kamuoyunu meşgul ettiği sırada siyonistler Filistin'de şiddet ve saldırganlıklarının dozajını artırıyorlardı. Amerikan işgal güçleri de aynı işi bugünlerde Irak'ta yapıyorlar.
ABD'nin "sivillere zarar verme" diye nasihatte bulunduğu işgalci siyonistlerin Gazze'deki ilk hedeflerinin elektrik santralleri, yollar, köprüler ve su kanalları olduğu biliniyor. Ama çağdaş emperyalist politikalara yön verenlerden bir tepki duymadık. İşgalcilerin amacı özellikle altyapıyı vurarak Filistin yönetimini tamamen işlemez hale getirmek, Filistinlileri de iyice perişan ve çaresiz hale sokmaktı. Yani hedefte Filistin halkının tümü ve bu halkın şahsında bütün insanlık, insanî değerler vardı. Böyle bir vahşet karşısında insanlığın eli kolu bağlı bir hale getirilmiş olması, siyonistin bu derece cüretkâr davranabilmesi insanî değerlerin kısacası insanlığın daha önce vurulduğunun göstergesidir. Bu vahşetten maddi ve beşeri zarar gören ama değerlerine ve onuruna sahip çıkma kararlılığını koruyan halk, insanî değerlere sahip çıkma endişesi taşımayan, insanlık tarihinin benzerlerine az rastladığı vahşet karşısında kılı kıpırdamayan veya kıpırdayamayan yönetimlerden çok daha ilerde ve daha az zarardadır.
İşgalcilerin Filistinlileri çaresiz duruma sokma stratejisi sadece Gazze'de altyapıyı vurmaktan ibaret değil. Batı Yaka'daki saldırılarında özellikle insanî yardım faaliyetleri yürüten kuruluşları, zekât komitelerini ve benzer sosyal kurumları hedef aldı. Binalarına baskınlar düzenleyerek bilgisayarlarına ve evraklarına el koydu. Kapılarına da kilit vurarak çalışmalarını engellemeye başladı.
Bu kuruluşların tamamı insanî yardım faaliyetleri yürütüyorlar. Yetim çocuklara, dul kadınlara, tutsakların ailelerine, hiçbir yerden gelirleri olmayan yoksullara el uzatıyorlar. Emperyalizmin uyguladığı insanlık dışı ekonomik ambargonun etkisinin azaltılmasında bu kurumların büyük rolünün olduğu biliniyor. Ama siyonist devlet ve ona arka çıkan emperyalizm bu hizmetlerin yürütülmesini de istemiyorlar. Filistinlilerin aç, muhtaç ve çaresiz bir halde gelip önlerinde diz çökmelerini, kendilerine dikte edilenleri itirazsız kabul etmelerini istiyorlar.
Siyonist saldırganların hedef aldığı diğer önemli kurumlar da eğitim kurumları. Gazze'deki İslâm Üniversitesi birçok saldırıya maruz kaldı. Filistinli çocukları imanî duyarlılıkla yetiştiren Daru'l-Erkam okulu saldırıya uğradı. Bunların dışında da muhtelif eğitim kurumlarına saldırı düzenlendi. Bu saldırıların amacı da Filistin'deki eğitim hizmetlerini çökertmektir.
Bütün bunlar işgal devletinin son saldırılarının bir asker kurtarma operasyonunun çok ötesinde ve kapsamlı olduğunu, hesaplarının ve planlarının önceden yapıldığını gözler önüne sermektedir.