İsrail'in Amacı

1 Temmuz 2006 Cumartesi, Vakit gazetesi

İsrail işgal devletinin Gazze ve Batı Yaka'da gerçekleştirdiği tüm saldırıların ve tutuklamaların görünen amacı rehin alınan bir askerin kurtarılması. Fakat asıl amaç bundan çok daha geniş ve kapsamlı.

Normalde Filistinli direniş grupları üç işgalciyi esir aldıkları halde dikkat edilirse işgal devleti sadece Gazze'nin Kerem Ebu Sâlim kapısına yönelik eylemde esir edilen asker üzerinde yoğunlaştı. Diğer iki esiri gündeme getirmekten bile kaçındı. Bunun değişik sebepleri var. En başta dikkatlerin dağıtılmamasını ve belli bir noktaya odaklaşmasını istiyor. Böylece bir tek vatandaşını kurtarmaya bile ne kadar büyük önem verdiğini göstermeye çalışıyor. Oysa direnişçiler Gazze'ye yönelik saldırının durdurulmaması halinde Batı Yaka'daki Yitmar yahudi yerleşim merkezi yakınında esir aldıkları 18 yaşındaki askeri öğrenci Elyahu Şiri'yi öldüreceklerini bildirdiler. Saldırının devam etmesi üzerine de Nasır Salahuddin Tugayları bu tehditlerini yerine getirdiler. Ama işgal güçleri bu olayı doğru düzgün gündeme bile getirmedi. Gazze'de esir edilen askerin ailesinin evine siyonistlerin yaşayan "Baba"ları diyebileceğimiz seksenlik Şimon Peres bile ziyarette bulunurken Batı Yaka'da öldürülen askeri öğrencinin ailesine sadece "oğlunuzun cesedini bulduk" diye telefonla haber vermekle yetindiler.

İşgal devletinin böyle bir operasyon düzenlemekteki öncelikli amacı HAMAS hükümetini çökertmektir. Nitekim asıl amacın bu olduğunu bir İsrail gazetesi yazdığı gibi işgal devleti hükümetinin Güvenlik Bakanı Avi Dichter de açıkça dile getirmekten çekinmedi. Zaten işgal devleti böyle bir askeri operasyonun hazırlığını iki haftadan buyana yapıyordu. Son günlerde Sderot yahudi yerleşim merkezinde yaşanan güvenlik krizini ciddi şekilde öne çıkarmasının amaçlarından biri de böyle bir operasyonun önünü açmaktı. Yani asker esir alınması olayı olmasaydı dahi işgal devleti Sderot'taki krizi gerekçe göstererek yine böyle bir saldırı düzenleyecekti.

İşgal devleti asıl Filistin'deki gruplar arasında yürütülen görüşmelerin sonucunun nasıl gerçekleşeceğini merak ediyordu. Çünkü onları birbirine düşürebilmek için her türlü fitne oyunundan yararlanmaya çalıştı. Ama HAMAS'ın gayretiyle başlatılan görüşmelerden anlaşma çıkması, üstelik anlaşma metninin HAMAS'ın istediği tarzda değiştirilmesi, buna ek olarak en kısa zamanda ulusal birlik hükümeti kurulması üzerinde ittifak sağlanması siyonist devleti ciddi şekilde rahatsız etti.

İşgal devleti HAMAS hükümetine üç ay ömür biçmiş ve bazı işbirlikçilerden bu sürenin sonunda hükümetin düşürülmesi için gereken şartları oluşturmalarını istemişti. Kendisi emperyalist güçlerle yardımlaşarak yürüttüğü uluslar arası ekonomik ambargoyla dışarıdan, işbirlikçiler de içeriden oyunlar oynayarak üç ayın sonunda HAMAS hükümetini işlemez hale getireceklerdi. Ama tam tersi bir şekilde üç ay geçtikten sonra Filistinli gruplar arasında bir ulusal birlik hükümeti kurulması üzere ittifak sağlanarak HAMAS'ın başlangıçta gerçekleştirmeyi hedeflediği planın hayata geçirilmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Bu planın hayata geçirilmesi durumunda ortaya çıkacak siyasi hava kuvvetli ihtimalle uluslar arası ambargonun dayanaklarını da tahrip edecek ve böylece ambargo yavaş yavaş çatlak vermeye başlayacaktı. İşte bu sebeple işgal devleti söz konusu ittifakın sağlanmasının ardından hemen telaşlanmaya ve bunun hayata geçirilmesini önlemek için acele etmeye başladı. Gazze'ye yönelik saldırıda özellikle elektrik, köprüler, su kanalları gibi altyapı hizmetlerinin hedef alınmasının, Batı Yaka'da ise hükümet yetkililerinin tutuklanmasının amacı da hükümeti tamamen işlemez hale getirmektir.

"Bu durumda neden Filistinliler işgalci askeri esir alarak havanın kızışmasına sebep oldular?" diye sorulabilir. Bu soruya cevaben biz deriz ki askerin esir alınması havanın kızışmasına değil tam aksine işgalci devletin biraz elinin bağlanmasına sebep olmuştur. Eğer ki esir alma eylemi gerçekleştirilmiş olmasaydı işgal devleti diğer gerekçeleri kullanarak çok daha geniş çaplı bir saldırı, daha büyük bir yıkım ve tahribat yapacaktı. Şimdi hem esir alınanların hayatları hakkındaki korku hem de yeni esir alma eylemleri gerçekleştirilebileceği endişesi işgalci siyonist devleti dizginlemektedir. Gazze'ye yönelik saldırıya ara vermesinin sebebi de Mısır'ın ricası değil, Batı Yaka'da esir alınan askeri öğrencinin öldürülmesinden dolayı diğer esirler hakkında doğan endişe ve yeni eylemler gerçekleştirilebileceği korkusudur.

İrtibatlı Yazılar

  • "Dağıtan Hayalet" İsrail'i Dağıttı
  • HAMAS İsrail'i Tanımadı ve Pes Etmedi
  • Direniş ve İhanet
  • İnsanlık Hedefte
  • İsrail Vahşet Pazarlıyor
  • Komplo Teorileriyle Başetmek
  • Hizbullah Cesareti
  • Onlar da Yara Aldı
  • Zalimler ve Mazlumlar Cephesi
  • Psikolojik Savaş
  • Bombalar ve Balonlar
  • Bizim Psikolojik Savaşımız
  • Aptal Bush'un Akıllı Bombaları
  • BOP, GOP, YOP ve Sonunda HOOOP!
  • İlmi Fitneye Alet Etmeyin
  • Yeni Bir Kara Eylül Planı: YOP
  • Filistin'de Durum
  • Canbulat'tan Yine Dürzilik
  • Siz Hâlâ Olmert'in Dostu musunuz?
  • İsrail Hesabına Diplomasi
  • İsrail'i Kurtarma Diplomasisi
  • Kiralık Ka(til/lem)ler
  • Dünyanın Merkezinde Sıcak Gelişmeler
  • Siyonizmin Yeniden Azgınlaşması
  • Ümitler Canlı
  • 1701 Nolu Tuzak
  • İsrail'in Kayıpları
  • İsrail'in İç Savaşı
  • Mahzun Mescidi Aksa
  • Gül'ün Ziyaretleri ve Türkiye'nin Yeri
  • Şimdi de Uluslar arası İşgal mi?
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti
  • onizmin Lübnan Hezimeti