İlmi Fitneye Alet Etmeyin

28 Temmuz 2006 Cuma, Vakit gazetesi

Suudi Arabistan'ın tanınmış fıkıhçılarından Abdullah ibnu Cibrîn'in Lübnan'da patlak veren savaş sebebiyle Hizbullah hakkında verdiği fetva tüm İslâm âlemini rencide ettiği gibi büyük tepkilere sebep oldu. İlim adamları yaptıkları açıklamalarda bu fetvanın ilmî ve itikadî olmaktan ziyade siyasi olduğuna dikkat çektiler. Fakat ne yazık ki siyasi yönü de İslâm âleminin başına sürekli yeni çoraplar örmeye çalışan ABD ile onun himayesindeki işgalci siyonizmin çıkarları lehineydi.

İnternette güzel hizmetleri olan İslam Online konuyu İslâm dünyasının ileri gelen âlimlerine sorarak kapsamlı bir dosya yayınladı. İslâm âleminin ilim otoritesi Prof. Yusuf Abdullah el-Karadavi de konuya ilmi delilleriyle açıklık getiren tafsilatlı fetva yayınladı. Biz bunlardan yararlanarak mesele hakkında sizi aydınlatmak istedik.

Abdullah ibnu Cibrîn Şiîlerin rafizî olduklarını ileri sürerek onların oluşturduğu Hizbullah'a yardım edilmesinin haram olduğunu, hatta onlara dua dahi edilemeyeceğini ileri sürmüş ve fetvasında şu ifadelere yer vermişti: "Ehlisünnete nasihatimiz onlardan berî (uzak) olmaları, onlara mensup olanları aşağılamaları, onların İslâm'a ve Müslümanlara düşmanlıklarını, geçmişte ve günümüzde ehlisünnete verdikleri zararı açığa çıkarmalarıdır. Şüphesiz rafızîler her zaman içlerinde ehlisünnete karşı gizli bir düşmanlık beslerler. Güçleri yettikçe ehlisünnetin kusurlarını ortaya çıkarmaya, onları kötülemeye ve onlara tuzak kurmaya çalışırlar."

Böyle bir fetvanın sahibinin ismi açıklanmış olmasaydı aklınıza: "Bush veya Olmert'in dikte ettiği bir şey midir?" sorusu gelebilirdi. Gerçi siyasi anlamda kimlerin dikte ettiğini yine tam bilmiyoruz ama arkasında duran niyetleri ve amaçları tahmin edebiliyoruz. İnsanı en çok üzen ise tüm ümmet nezdinde saygınlık kazanmaya çalışması gereken bir fıkıhçının böyle bir fetva yayınlayarak emperyalizmin fitne politikalarına âlet olabilmesi. Yüce Allah fitnenin öldürmekten daha kötü olduğunu Kur'an-ı Kerim'de iki ayrı yerde vurgular. "Fitne öldürmekten daha kötüdür." (Bakara, 191) "Fitne ise öldürmekten daha fenadır." (Bakara, 217) Bu gerçeği tarihimiz çok acı tecrübelerle gözlerimizin önüne sermiştir.

Hizbullah'ın Lübnan'daki Filistinli mültecilerin haklarını savunmada her zaman etkin rol oynadığını, bu hareketi oluşturan kitlesel tabanın 1975 sonrasında Falanjist militanların Filistinlileri hedef alan saldırılarına karşı durduğunu, Filistinli mültecileri kendileri için emanet sayarak savunduğunu hatırlattıktan sonra ilim adamlarının görüşlerine geçelim.

Ezher Üniversitesi Hukuk Fakültesi İslâm Şeriatı bölümü başkanı ve üniversite başkanının danışmanı Prof. Dr. Muhsin İmam şöyle diyor: "Bu, kültürümüzde aslı olmayan ve dinden herhangi bir delili olmayan görüştür. Allah'a iman edip onu Rabb bilen, Muhammed (s.a.s.)'e peygamber, Kur'an'a da kitap olarak inanan ve bunu sözleriyle ve amelleriyle açığa çıkaran kimseleri dinin dışında ve müşriklerin taraftarı olarak görmek İslâm'ın Kur'an'daki ve sünnetteki ilkelerine aykırıdır."

Dr. İmam ilim adamlarının siyasi oyunların tuzaklarına düşmemeleri gerektiğine dikkat çekerek: "Ben fetva ehlinin siyasi duruşların adamları olmasından hoşlanmıyorum. Bu ister Şiî Hizbullah, ister Selefiler, isterse de ehlisünnetin herhangi bir kesimi hakkında olsun" dedi.

Ezher'in Fetva Komitesi eski başkanı Cemâl Kutub da şunları dile getirdi: "Bu fetvanın, Kur'an'ın mantık ve manasına göre hiçbir dayanağı yoktur. Sahih sünnetten de bir dayanağı bulunmaz. Bir kimsenin kıble ehlini tekfir etmeye hakkı yoktur. Kim "la ilahe illallah Muhammedun Resulullah" diyorsa o bizdendir. Daha ötesine bakmadan onu sahiplenmemiz gerekir. Ayrıca Müslüman, hakkı sahiplenmek mazluma yardım etmek için yaratılmıştır. Mazlum kim olursa olsun fark etmez. Bu olayda kendileriyle savaşılması gerekenler Müslümanların yurtlarını işgal eden, oraların sahiplerini öldüren zalimlerdir. Onlar, fetvalarında doğru çizgiden ayrılan müftülerin kafalarını karıştırmaktadırlar." Cemal Kutub fetva veren kişilerin Lübnan'ın karşı karşıya olduğu durum hakkında da akıllıca düşünmelerini, aşırılık etmemelerini isteyerek şu ifadelere yer verdi: "Üzerinde ezan ve Kur'an-ı Kerim okunan, Rahman'a ibadet edilen bu topraklar, hakkı göremeyen ve onun için gayret etmeyen bir anlayışla ortaya atılmış böylesine dar ve tutarsız bir görüşten hareket edilerek siyonistlere bırakılabilir mi?"

Yine Ezher âlimlerinden Ömer ed-Dîb de Hizbullah'a verdiği mücadelede yardım edilemeyeceğini söyleyen bir kimsenin yoldan saptığını dile getirerek şunları söyledi: "Biz Hasan Nasrullah'ın şahsına yardım edilmesini istemiyoruz. İşgalciye karşı Müslümanların topraklarını savunan Müslümanlara yardım edilmesini istiyoruz. Hiç kimsenin Hizbullah'ın veya İslâm mezheplerinden herhangi birinin İslâm dışına çıktığını iddia etme hakkı yoktur. Çünkü bir kimsenin, La ilahe illallah diyeni milletten (İslâm ümmetinden) çıkarmaya hakkı olamaz. Bu itibarla işgalci düşmana karşı savaşan her Müslümana yardım edilmesi gerekir."

ABD'deki İslâm Şeriatı Fıkıhçıları Enstitüsü üyelerinden Dr. Muhammed Re'fet de İbnu Cibrîn'e tepki göstererek şöyle konuştu: "Bu fetva İslâmî açıdan kabul edilemez. Çünkü Hizbullah, İslâm'ın gasp edilmiş topraklarından işgalciyi çıkarmak için çalışmaktadır. Ayrıca İmamiyye Şiası ve onlardan olan Hizbullah inkârcı değildirler. Bilakis bunlar İslâmî bir fırkadır. Hizbullah hakkında Şiî teveccüh sahibi dense de dikkatten kaçırılmaması gereken bir husus onların İslâm toprağına saldıran düşmana karşı duran Müslümanlar oldukları gerçeğidir. Dolayısıyla bu mücadelede onlarla yardımlaşılması şer'î açıdan zorunludur."

İbnu Cibrîn'in fetvasına, ABD kuklası Suud yönetimiyle işbirliği içine girmeyen Suudi Arabistanlı âlimler de karşı çıktı. Bunlardan biri o ülkenin tanınmış âlimlerinden olan ve Suud yönetimiyle işbirliği içine girmediğinden dolayı dışlanan selefi çizgideki Muhsin el-Avaci'ydi. el-Avaci, Şia ile ehlisünnet arasındaki ihtilafların böyle bir dönemde gündeme getirilmesine şiddetle tepki gösterdi. Hasan Nasrullah'ın siyasi bir dahî ve askeri mücadelede büyük cesaret sahibi şahsiyet olduğuna dikkat çektikten sonra onun liderliğindeki Hizbullah'ın yürüttüğü direnişin de haklı ve meşru olduğunu dile getirerek şöyle konuştu: "İslâm şeriatı açısından Hizbullah bugün Lübnan'da kargının ucu konumundadır ve düşmana karşı etkin mücadele vermekte, kahramanca direnişini sürdürmektedir."

Yine Suudi Arabistan'ın selefi âlimlerinden olan ama ABD yanlısı rejimle işbirliği yapmadığı, onun politikalarına karşı tavır koyduğu için uzun süre zindanda kalan ve bir süre önce rahatsızlığı nedeniyle serbest bırakılan Selmân el-Udeh de İbnu Cibrîn'e tepki göstererek şöyle konuştu: "Bu dönemde Şia ile ihtilafı bir kenara koymak, saldırılarında çocuklarla savaşçıları ayırmayan siyonist canilerle, büyük düşmanla savaşta gayretleri birleştirmek gerekir."

Prof. Yusuf el-Karadavi de tartışmalar münasebetiyle yayınladığı fetvada Şianın tekfir edilemeyeceğine delalet eden muhtelif âyet, hadis ve fıkhî hükümleri sıraladı.

İrtibatlı Yazılar

  • "Dağıtan Hayalet" İsrail'i Dağıttı
  • HAMAS İsrail'i Tanımadı ve Pes Etmedi
  • İsrail'in Amacı
  • Direniş ve İhanet
  • İnsanlık Hedefte
  • İsrail Vahşet Pazarlıyor
  • Komplo Teorileriyle Başetmek
  • Hizbullah Cesareti
  • Onlar da Yara Aldı
  • Zalimler ve Mazlumlar Cephesi
  • Psikolojik Savaş
  • Bombalar ve Balonlar
  • Bizim Psikolojik Savaşımız
  • Aptal Bush'un Akıllı Bombaları
  • BOP, GOP, YOP ve Sonunda HOOOP!
  • Yeni Bir Kara Eylül Planı: YOP
  • Filistin'de Durum
  • Canbulat'tan Yine Dürzilik
  • Siz Hâlâ Olmert'in Dostu musunuz?
  • İsrail Hesabına Diplomasi
  • İsrail'i Kurtarma Diplomasisi
  • Kiralık Ka(til/lem)ler
  • Dünyanın Merkezinde Sıcak Gelişmeler
  • Siyonizmin Yeniden Azgınlaşması
  • Ümitler Canlı
  • 1701 Nolu Tuzak
  • İsrail'in Kayıpları
  • İsrail'in İç Savaşı
  • Mahzun Mescidi Aksa
  • Gül'ün Ziyaretleri ve Türkiye'nin Yeri
  • Şimdi de Uluslar arası İşgal mi?
  • Siyonizmin Lübnan Hezimeti