Bahane IŞİD Hedef Direniş

25 Eylül 2014 Perşembe, Yeni Akit

Mısır'da uzun süren Baltacı fitnesinden sonra, eski rejimin geriye dönüş planının takipçisi olarak bıraktığı generallerin başındaki Sisi'nin darbesiyle halkın zaferi gasp edildi. Yemen'de de uygulanış biçimi biraz farklı oyunlarla Husi darbesi gerçekleştirildi. Oradaki gelişmeleri yakından izleyenler Husi darbesinin başarılı olmasında da eski rejim kalıntılarının Husi fitnesine desteğinin ve bilfiil iştirak etmelerinin önemli rolü olduğuna inanıyorlar. Fakat ihanetin içinde, geçiş döneminin uzlaşma cumhurbaşkanı Abdurabbih Mansur Hadi'nin de yer aldığı fitnecilerin San'a'nın en hassas noktalarını ele geçirmelerinden sonra fark edildi.

Yemen'deki son gelişmeleri biraz daha ayrıntılı ele alacağız inşallah. Ancak bugünkü yazımızda uluslararası emperyalizmin bölgedeki işbirlikçi güçleri arkasına alarak IŞİD bahanesiyle Suriye'deki direnişe darbe vurmak amacıyla başlattığı operasyon hakkındaki kanaatlerimizi dile getirmek istiyoruz.

IŞİD'in Suriye direnişinin lehine değil aleyhine sonuçlar getiren, ona zarar veren ve benimsenmesi mümkün olmayan bir tavır sergileyen örgüt olduğunu değişik vesilelerle dile getirdik. Irak'ta ABD işgaline karşı verilen meşru direnişi de en çok o zaman Irak İslâm Devleti adıyla eylemler gerçekleştiren bu örgütün izlediği tutumun yıprattığına da yazılarımızda dikkat çektik. Ama Baas zulmü karşısında ABD'nin veya uluslararası emperyalizmin askerî müdahalesini bir çıkış yolu olarak görmediğimiz gibi aynı şeyin IŞİD bahanesiyle yapılmasına da onay veremeyiz, vermemeliyiz.

Kaldı ki bugün küresel ve bölgesel güçlerin başlattıkları saldırıların asıl amacı da zaten gittikçe dar alana sıkışan Baas'ı kurtarmak ve onun karşısındaki direnişe darbe vurmak için IŞİD'i gerekçe olarak kullanmaktan başka bir şey değildir. Bunu saldırıların başlamasından önce katıldığım programlarda ve yazılarımda dile getirmiştim. Saldırılarda sergilenen tavır ve strateji de teyit etti.

Fakat saldırılarla ilgili değerlendirmeye geçmeden önce bilinen bir noktaya yeniden dikkat çekmek istiyorum. Birkaç gün önce yayınlanan bir istatistikte Baas katliamlarında öldürülen sivil insan, kadın ve çocuk sayısı IŞİD saldırılarında öldürülenlerin sayısıyla kıyaslanmış ve Baas'ın öldürdüklerinin sayısının diğerinin öldürdüklerinin yüz katını aştığı ortaya konmuştu. Fakat gerek küresel güçler gerekse bölgedeki işbirlikçi dikta rejimleri en azından Baas'ı bu katliamlarından ve saldırılarından vazgeçmeye zorlamak için herhangi bir siyasi ve diplomatik baskıya başvurma ihtiyacı bile duymadılar. Bu, onların IŞİD bahanesiyle başlattıkları müdahalenin amacının insana yönelen tehlikeyi bertaraf etmek değil sadece kendi çıkarlarını sağlama almak olduğunu açıkça ortaya koyuyor.

Baas katliamlarının önüne geçme amaçlı baskı aslında onların işlerine gelmedi. Çünkü Baas rejiminden kurtulmak isteyenler Suriye halkının özgür iradesinin önünün açılması, onun İslâmi değerlerine saygı gösterilmesi ve bu değerlerin yönetime taşınması için mücadele edenlerdi. Baas'ın zayıflatılması da ondan kurtulmak isteyenlerin güçlenmesini sağlayacaktı. Bu ise gerek küresel güçlerin gerekse onlarla işbirliği içindeki bölgesel güçlerin işlerine gelmiyordu. O yüzden görünüşte Baas katliamlarını kınama tarzında açıklamalar yaptılarsa da önlenmesi için söze gelir hiçbir adım atmadılar. Ama şimdi bölgeye askerî müdahale için IŞİD'i bir gerekçe olarak kullanabiliyorlar.

İşin gerçeğinde oluşturulan koalisyon IŞİD karşıtı değil Baas'ı zorlayan direnişi yıpratmak ve etkisiz hâle getirmek, böylece Baas'ı kurtarmak amacıyla oluşturulmuş bir koalisyondur. O yüzden normalde IŞİD ile karşı karşıya olan direniş örgütlerini hedeflerine yerleştirdikleri halde, onları IŞİD'le aynı kategoriye sokarak kamuoyunu yanıltmayı ve gerçek amaçlarını gizlemeyi başarabiliyorlar.

Saldırılarında en önce Nusra Cephesi ve Ahraru'ş-Şam komutanlarını ve mücahitlerini hedef almaları gerçek niyetlerini açığa çıkarmıştır. Ama maalesef dün Suriye direnişi hakkında zihinleri bulandırmak için birbirini nakzeden yüzlerce komplo teorisi üretenlerin bugün ABD ve işbirlikçilerinin İran'ın ve Hizb'in gönderdiği milislerle aynı hedefi vurduklarını, onların da Baas'ı kurtarma çabası içinde olduklarını görmeye niyetleri yok.

Koalisyon Baas'ın İşini Yapıyor

24 Mayıs 2014 Cumartesi, Yeni Akit

Dün Baas katliamlarının önüne geçilmesi ve bu zulme karşı Suriye halkına sahip çıkılması çağrılarını, olaylara dışarıdan müdahale çağrısı diye lanse edip Baas zulmünün önünün açık tutulmasını, ona dışarıdan hiçbir baskı ve engelleme yapılmamasını isteyenler bugün ABD'nin ve onun güdümündeki dikta rejimlerinin IŞİD bahanesiyle müdahalede bulunmalarından, saldırılar düzenlemelerinden hiç rahatsız değiller. Çünkü bu saldırılarda hedeflenenlerin Baas'ın hedeflediklerinden farklı olmadığını biliyorlar.

Önce IŞİD'in önünü açıp onu Irak'ta Maliki vasıtasıyla dolaylı yoldan silahlandıran, hakkında yaygara koparmaya müsait hale getiren sonra da Suriye'deki zulüm rejiminin geleceğini kurtarma amaçlı bir operasyonun gerekçesi yapan zulüm güçlerinin oluşturduğu koalisyon da saldırılarda başvurduğu yöntemleriyle ve gerçekleştirdiği katliamlarla Baas'tan farklı olmadığını ortaya koydu.

Tabii koalisyonun saldırı ve katliamlarının gölgesinde bir yandan Baas katliamları da sürüyor. Üstelik Suriye içinden gelen haberlerde, koalisyon saldırılarının gölgesinde Baas'ın işleri kolaylaştığı için son günlerdeki saldırılarında rahatça zehirli klor gazı kullandığı ifade edildi. Gerek Baas'ın gerekse koalisyonun saldırılarında birinci derecede zarar görenler de siviller. O yüzden sivillere yönelik tehdit ikiye katlanmış oldu. Koalisyon + Baas tehdidi. Bir yana kaçtıklarında Baas uçaklarından yağdırılan bombalar, diğer tarafa kaçtıklarında da Baas hamisi zulüm koalisyonunun uçaklarından yağdırılan bombalar karşılarına çıkacak.

Zulüm koalisyonu saldırılarında birinci derecede siviller hedef alındığından ilk gün gerçekleştirilen saldırılarda hayatlarını kaybeden sivillerin sayısının 24, onların da 5'inin çocuk, 5'inin kadın olduğu bildirildi. Perşembe sabaha doğru IŞİD'e ait olduğu söylenen bir silah deposunun vurulduğu ancak içindeki patlayıcıların patlaması sebebiyle depoya 100 m mesafede yer alan ve tamamen sivillerin kaldığı bir binanın tahrip olması yüzünden çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 12 kişinin hayatını kaybettiği haber verildi. Yani görünüşte silah deposu imha edilirken onun vasıtasıyla sivil bir kalabalık topluca imha edilmiş oldu.

Saldırıların birçoğunun hedefinde siviller olduğundan, Mavi Marmara yolcularından olan değerli kardeşimiz Yakup Alnıak da kaldığı evin bombalanması sebebiyle şehit oldu. Böylece Mavi Marmara şehitlerimizin sayısı on bir oldu. On kardeşimiz siyonist katiller tarafından, on birinci de siyonist işgalin ve katil Baas'ın geleceğini sağlama alma amacıyla oluşturulan katliam koalisyonu tarafından şehit edildi.

Görünüşte IŞİD karşıtı koalisyonun Cidde bildirisinin yayınlandığı ve Obama'nın operasyon planının açıklandığı günün akşamında katıldığım bir tv programında da ABD'nin böyle bir saldırı planının silahlı milislerden ziyade sivil vatandaşlar için tehdit oluşturduğunu dile getirmiştim. Bu konuda özellikle Afganistan ve Pakistan'da yaşanan tecrübelere de dikkat çekmiştim.

Orada da dile getirdiğimiz üzere ABD işgal güçleri bu ülkelerde gerçekleştirdiği hava operasyonlarında sivillerin hayatlarını kaybetmesine neden olan saldırılarla ilgili açıklamalarda sürekli "yanlışlıkla oldu" iddiasında bulunuyordu. Oysa bu tür saldırılar "yanlışlık" gerekçesiyle izah edilemeyecek kadar çok sayıda oldu. Bu kadar çok tekerrür etmesi yanlışlık iddiasının sadece maske olarak kullanıldığını, sivillerin zarar görmesine neden olan bu kadar çok saldırının planlı ve maksatlı düzenlendiğini ortaya koymaktadır.

Suriye'de de saldırıların başlamasıyla birlikte birinci derecede sivillerin hedef alınması ve ölenler arasında sivillerin sayısının çok daha fazla olması bunun, Baas zulmünü istemeyen sivil halkı da sindirme amacına yönelik bir stratejik yöntem olduğunu gösteriyor. Bu da IŞİD'i bahane ederek Baas'ın geleceğini kurtarmak için harekete geçen zulüm ittifakının saldırılarında başvurduğu yöntemin Baas'ın yönteminden hiç farklı olmadığını gösteriyor.

İrtibatlı Yazılar:

Türkiye'ye IŞİD Kumpası
IŞİD'li Strateji
Suriye Direnişinin Büyük Kaybı
Suriye'de Medyayla Savaş
Suriye'de Zulmün Ağustos Bilançosu
Irak ve Şam'ın Haritası Yeniden mi Çiziliyor?
Guta Katliamını Anarken
Maliki'yi Getirenler Çöpe Atarsa!
Irak'ta İhanet, Komplo ve Vakıa
Hilafeti IŞİD'lemek
Irak'ta Gerçeklere IŞİD Perdesi
Irak'ta Vakıayla IŞİD'i Ayırabilmek
Bombalar mı Çok Oylar mı?
Suriye'de Direnişin Üç Yılı
Görüşme - Fitne - Varil Üçgeni
Suriye Direnişi Dördüncü Yılında
Görüşmeler Gölgesinde Bomba Yağmuru