5 Haziran 2014 Perşembe, Yeni Akit
Suriye'de katil diktatör bir yandan insanların üzerine varil bombalarıyla ateş yağdırırken bir yandan da güya sandık başına giderek cumhurbaşkanı seçmelerini istedi. Aslında gerçek rakamlar açıklanacak olsa dikta rejiminin halkın başkaldırısına karşı savaş başlattığı tarihten bu yana öldürülen insan sayısıyla sandıklara atılan oy sayısı kıyaslandığında belki oy sayısı daha az çıkacaktır. Aynı şekilde halkın katil dikta rejimine boyun eğmeye zorlanması amacıyla atılan bomba sayısı da muhtemelen cumhurbaşkanı seçilmesi için atılan oy sayısından çoktur. Ama biz gerçek rakamları bilmiyoruz. Baas diktasının açıklayacağı rakamların ise hiç kimse için inandırıcı olacağını sanmıyoruz.
Aslında katil Baas rejimi son dönemde direnişçilerin kararlı mücadeleleri karşısında önemli kayıplar verdi. Fakat ABD işgal güçlerinin Afganistan ve Irak'ta başvurduğu uygulamaların aynısına Suriye'deki Baas diktası ve onu ayakta tutmak için dışarıdan asker, pilot ve silah gönderen İran ve Rusya gibi işgalciler de başvuruyor. Sivil, savunmasız insanların üzerine havadan yoğun bombardıman yaparak büyük katliamlara neden oluyorlar. O yüzden bir yandan sözde cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldığı iddiasıyla insanların sandık başlarına gitmesi istenirken diğer yandan tepelerine varil bombalarıyla adeta ateş yağmuru yağdırılıyordu. Yani cephedeki çatışmalarda verdikleri kayıpların intikamını, sivil savunmasız insanları topluca imha ederek almaya çalıştılar. Bu sebeple göstermelik seçimler gerçekleştirilirken katliamlar da devam ediyordu. Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) yaptığı açıklamada sadece seçim günü atılan varil bombalarının yüzden fazla insanın hayatını kaybetmesine neden olduğunu duyurdu.
Ülkenin yüzde yetmişe varan kısmında Baas diktasının artık herhangi bir siyasi kontrolü olmadığı için oralarda zaten hiçbir yere seçim sandığı konmadı. Baas kontrolünün devam ettiği bölgelerde ise halkın yüzde yetmişten fazlası evini yurdunu terk ederek ya ülkenin diğer bölgelerine veya tamamen sınır dışına hicret etmek zorunda kalmıştı. Kalanların da çoğu sandık başına giderken kendilerini güvende hissedecek kadar rahat değildi. Böyle bir ortamda yapılan seçim ülke halkının tercihi açısından ne anlam ifade edebilir?
Kaldı ki görünüşte Beşşar Esed'e rakip olarak aday olanlar yine onun adamlarıydı. Aday olmalarının tek amacı çok adaylı seçim yapıldığı iddiasına dayanak oluşturmaktı. Seçilme niyetleri olmadığı için ufak tefek vaatler dışında seçim propagandaları da olmadı. Vaatlerinde de Beşşar'ın söylediklerini tekrar ediyorlardı. Yani bir bakıma seçmenlerine; "Yok aslında birbirimizden farkımız; ama siz Beşşar'ı seçin!" mesajı veriyorlardı. Zaten seçmenlerin tercihi değil Beşşar'ın tercihi geçerli olacağı için sandık başına gidip oy verenler de sadece işi kitabına uydurmak amacıyla gitmiş oldular.