Yahudi damadın dümenleri

23-24 Haziran 2017 Cuma, Yeni Akit

Mahmud Abbas ve Benyamin Netanyahu yönetimlerinin Katar'ın ablukaya alınmasıyla oluşan gündemden yararlanarak Gazze'nin elektriğini kısma konusunda oynadıkları ortak oyundan "Abbas ve Netanyahu'nun Katar fırsatçılığı" başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak söz etmiştik. Sonrasında yahudilerin bazı insan hakları kuruluşlarının ve BM'nin yaptığı elektriğin kısılmaması yönündeki çağrılara rağmen Gazze'ye verilen elektriğin kademeli bir şekilde azaltılması programı uygulamaya kondu. Bu uygulama on bir yıldan beri sürdürülen insanlık dışı ve vahşi ablukaya rağmen onuruna sahip çıkan Gazze halkını siyonist işgale şartsız bir şekilde teslim olmaya zorlamayı amaçlıyor. Böyle bir amaç için uygulanan programın önünü açan kişi de ne yazık ki Filistin Yönetimi Başkanı olarak anılan fakat Filistin halkına en büyük ihaneti yapan Mahmud Abbas'tır.

Abbas ve Netanyahu ikilisi bir yandan da işgal zindanlarında yıllarca kaldıktan sonra özgürlüklerine kavuşanlara ve şehit ailelerine ödenen aylık maaşların kesilmesi için bir danışıklı dövüş oyunu oynuyor. Netanyahu'nun hükümeti Filistinlilerden toplayıp Abbas yönetimine devrettiği vergilerden, eski esirlere ve şehit ailelerine ödenen kadar miktarı gasp etme kararı aldı. Abbas'ın adamları görünüşte bu karara tepki gösterdiler ve bunun korsanlık olduğunu söylediler. Söyledikleri doğruydu ama kendileri de diğer tarafta eski esirlerin ve şehit ailelerinin önemli bir kısmının maaşını kesme kararı aldılar.

Abbas - Netanyahu ikilisi bu dümenleri çevirirken ABD yönetimi de Filistin'deki direnişe, Hamas ve İslâmî Cihad gibi hareketlere destek veren ülkelere yaptırım uygulanmasına dair bir kanun tasarısını gündemine aldı. Maksat Filistin direnişini uluslararası alanda iyice kıskaca almak.

ABD zulmü bir yandan da Filistin'deki İslâmî direnişin başını çeken Hamas'ın terör listesine alınması için BM teşkilatına baskı yapıyor.

Bilindiği üzere Katar'ın kıskaca alınmasının en önemli sebeplerinden biri de zaten Filistin direnişine destek vermesi ve bu direnişin siyasi kanadını temsil eden kişilere kapılarını açmasıdır. Katar'a baskı yapılmasına devam edilmesinin amacı da bu konularda onu tavize zorlamak ve Filistin davasına hiçbir şekilde yardım etmeyeceğini taahhüt etmesini sağlamaktır.

Bir yandan bu dümenler çevrilirken bir yandan da işgalin meşrulaştırılması ve Katar'ı ablukaya alan ülkelerin siyonist işgalle ilişkilerini normalleştirmelerinin önündeki engellerin kalkması için görüşmeler sürecinin yeniden başlatılması amacıyla atağa geçildi.

ABD Başkanı Filistin meselesiyle ilgili doğrudan görüşmeler sürecinin yeniden başlatılması için Jared Kushner isimli yahudi damadını görevlendirdi. Trump'ın Filistin düşmanı ve siyonist işgalciye iyice yağ çeken, çok belirgin bir şekilde destek veren politikasının belirlenmesinde yahudi damadının etkili olduğu tahmin ediliyor.

Kushner, kayınpederinin Suudi Arabistan ziyaretine iştirak edebilmek için, uçağının Şabat (Cumartesi) tatiline denk gelen bir vakitte kalkacağından dolayı hahamdan özel izin çıkarmıştı. Bu da hahamların ayrı bir özelliği. Kendilerini adeta Rab yerine koyarak onun yasakları veya emirleri üzerinde keyiflerine göre oynama yapabileceklerini, istedikleri için yasağı kaldırabileceklerini düşünüyorlar.

Damat Kushner kayınpederinin en üst kademedeki müsteşarları arasında yer alıyor. Aynı zamanda sözde "barış (!)" görüşmelerini başlatmak yani ihanet gemisinin yeniden harekete geçmesi için dümenleri çevirmek üzere görevlendirildi. Bunun için bu hafta içinde Filistin'i ziyaret ederek işgal rejiminin başbakanı Netanyahu'yla ve Filistin özerk yönetiminin başkanı Abbas'la görüşmeler yaptı.

Hakkında verilen bilgilerden anlaşıldığına göre gayrimenkul ticaretiyle uğraşan yani bir iş adamı olan yahudi damat Jared Kushner'in diplomatik alanda bir bilgi ve birikimi yok. Kayınpederi Trump'a müsteşarlık yapması da işgal ettiği makamın gerektirdiği bilgi ve tecrübeye sahip olmasından değil Başkana yakınlığından kaynaklanıyor.

Filistin meselesiyle ilgili görüşmeleri organize edebilmesi için diplomatik tecrübenin yanı sıra bu meselenin alt konularını ve kimin ne düşündüğünü, meseleye nasıl yaklaştığını da bilmesi gerekiyor. Ancak bizim tahmin ettiğimize göre bu konuyla ilgili birikimi sadece yahudi kimliğinden kaynaklanıyor olabilir. Meselelerin arka planı, tartışmalar, tarafların talepleri hakkında bir bilgi ve birikiminin olduğunu sanmıyoruz. Fakat onun bu konudaki eksiğinin meselelere vakıf bazı diplomatların ve özellikle ABD büyükelçisinin yanında dolaştırılması suretiyle giderilmesine çalışıldığı anlaşılıyor.

Ayrıca bu ziyareti meseleyle ilgili ve görüşmelerin yeniden başlatılması yönünde bağlantılar kurmak için bölgeye düzenlediği ilk ziyareti. Bu ziyaretinin de kendi teklif ve önerilerini sunma amacından ziyade tartışma konularını, tarafların bu konulara nasıl yaklaştıklarını ve kimin ne istediğini, neye itiraz ettiğini öğrenme amaçlı bir bilgilenme ziyareti olduğu anlaşılıyor. Yanında dolaştırılan Amerikalı diplomatlar da bu çerçevede kendisini bilgilendirerek planlanan görüşmelere hazırlamaya çalışıyorlar.

Kurulan bağlantıların ve yapılan görüşmelerin öncelikli amacı üç yıldan beri kopuk olan doğrudan görüşmelerin yeniden başlatılması. Gerçi bu kopukluk biraz vaziyet icabı. Arka planda kirli işlerin ve oyunların çevrilmesi için bağlantılar devam ediyor. Örneğin Gazze'nin kıskaca alınması, uzun yıllarını işgal zindanlarında geçirmiş eski esirlere ve şehit ailelerine ödenen maaşların kesilmesi için arka planda çevrilen kirli oyunlardan daha önceki yazılarımızda söz ettik.

Jared Kushner bölgeye yaptığı ziyaret esnasında önce yakın dostu ve kendisiyle aynı idealleri paylaştığı Netanyahu ile görüştü. Onunla görüşmesinin üç buçuk saat sürdüğü ifade edildi. ABD adına yapılan açıklamada bu görüşmenin çok faydalı ve verimli olduğu söylendi.

Kushner, Netanyahu'yla yaptığı görüşmenin ardından 21 Haziran Çarşamba akşamı Filistin Yönetimi'nin başkenti olarak kullanılan Ramallah'ta özerk yönetimin lideri Mahmud Abbas'la bir araya geldi. Filistin özerk yönetiminin resmî haber ajansı Vefa tarafından yayınlanan haberde bu görüşmede bütün meselelerin ayrıntılı olarak ve derinlemesine görüşüldüğü ifade edildi.

Habere göre Abbas yönetimi iki devletli çözüm formülü üzerinde durdu ve başkenti Doğu Kudüs olacak bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini söyledi.

Özerk yönetime yakın kaynaklar tarafından daha önce verilen haberlerde Abbas yönetiminin yeni birtakım tavizler vermeye hazır olduğu dile getirilmişti. Bunların içinde işgal rejiminin yeni yerleşim merkezleri inşa etmesini bir süre sorun yapmamak olduğu da ifade ediliyordu. Tabii sen bir süre sorun etmediğin zaman işgalci kazığını çakıyor ve ondan sonra sorun etmenin bir faydası olmuyor.

Kushner'in, 16 Haziran Cuma günü Filistinliler tarafından öldürülen siyonist bayan polisin ailesini ziyaret etmesi ve taziyelerini iletmesi de dikkat çekti. Siyonist zulmün öldürdüğü onlarca mağdur Filistinlinin ailelerinin çektiği acı ve ızdırap tabii ki onu ilgilendirmiyordu.

Basın mensuplarının görüşmeleri izlemesine ve Kushner'e soru sormalarına izin verilmedi. Bunda da bizim tahminimize göre meseleler hakkında acemiliğinin ve sorulara cevap vermekte zorlanması veya uçuk cevaplar vermesi ihtimalinin rolü vardı.

İrtibatlı Yazılar:

  • Netanyahu ve Abbas'ın Katar fırsatçılığı
  • Hamas'ın Yeni Siyaset Belgesi
  • Nekbe'nin 69. yıl dönümü
  • Gazze ve Ramazan
  • Hamas 1967 sınırlarını tanıdı mı?
  • İşgal asla meşrulaştırılamaz
  • Filistinli esirlerin açlık grevi
  • Filistin Diasporası
  • Mescidi Aksa'ya tuzak ve ezan yasağı
  • Trump'ın cüretlendirdiği İsrail
  • ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması
  • Filistin direnişi haklı ve meşrudur
  • Filistin direnişi ümmetin onurudur