Hamas 1967 sınırlarını tanıdı mı?

4 Mayıs 2017 Perşembe, Yeni Akit

Hamas'ın Mayıs 2017'nin başında ilkelerini, siyasi çizgisini ve Filistin sorununa dair yaklaşımlarını özet bilgilerle dile getiren 42 maddelik bir beyanname bir diğer ifadeyle yol haritası yayınlaması çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazıları siyonist işgal medyasının çarpıtmasının da etkisinde kalarak Hamas'ın ilkesel birtakım değişikliklere gittiği yönünde yorumlar yaptı. Bazılarına göre Hamas'ın sergilediği tavır Fetih örgütünün daha önce sergilediği tavrın aynısı, yani gecikmeli olarak aynı noktaya gelmiş oldu.

Bu arada bir yandan siyonist işgalin hizmetindeki medya organları kullanılan ifadeleri asıl amacının dışına çekerek çarpıtma yaparken bir yandan da işgal devletinin Başbakanı Netanyahu Hamas'ın aslında tutumunu değiştirmediğini, dünyayı kandırmaya çalıştığını iddia etti.

Gerçekte beyanname bir bütün olarak ele alındığında Hamas'ın ilkelerinde bir değişikliğin kesinlikle söz konusu olmadığı, bu ilkelerin yeni bir dil ve üslûpla ifade edilmesinin söz konusu olduğu görülecektir. Söylemde, üslûpta, ifade tarzında zamana ve şartlara göre değişiklikler olması ise gayet tabiidir ve aynı zamanda bir ihtiyaçtır.

Beyannamenin en çok tartışmaya konu olan maddesi, Hamas'ın 1967 sınırları içinde bir Filistin devleti kurulmasını kabul etmesine dair yirminci maddesidir. Tartışmanın sebebi ise bu konuyla ilgili ifadeden, Hamas'ın 1967 sınırlarını onayladığı, diğer bölgelerdeki İsrail işgalini ise zımnen kabul ettiği sonucu çıkarılmasıdır. Bu maddedeki ifadelerden böyle bir sonuç çıkarılması yanlıştır.

Bunun anlaşılması için "İşgal karşısındaki tutum ve siyasi çözüm" başlığı altında yer alan bu maddenin öncesinde ve yine aynı başlık altında yer alan iki maddeyi okumakta yarar var:

"18.Belfur deklarasyonu, Filistin üzerinde İngiliz mandası belgesi, Filistin'in paylaştırılmasına dair BM kararı, bunların ve benzerlerinin üzerine oturtulan tüm kararlar ve uygulamalar yok hükmündedir. İsrail'in kuruluşu temelden geçersizdir ve Filistin halkının üzerinde tasarrufta bulunulmasına imkân olmayan haklarına muhaliftir. Filistin halkının ve ümmetin iradesine, uluslararası sözleşmelerin belirlediği insan haklarına ve en başta da kendi geleceğini belirleme hakkına aykırıdır.

19.Siyonist hâkimiyet meşru kabul edilemez. Filistin toprakları üzerindeki tüm işgaller, yerleşimler, yahudileştirme faaliyetleri, gerçeklerin değiştirilmesi amacıyla simgeler üzerinde yapılan değişiklikler geçersizdir. Zamanın geçmesiyle haklar düşmez."

Bu iki maddede işgalin temelden reddedildiği konusunda, ilkede bir değişiklik olmadığı vurgulandıktan sonra şöyle deniliyor:

"20.Sebepler, şartlar ve baskılar ne olursa olsun ve işgal ne kadar sürerse sürsün Filistin'in herhangi bir parçasından taviz verilemez. Hamas, Filistin'in ırmaktan denize (Ürdün Irmağı'ndan Akdeniz'e) kadar bir bütün olarak kurtarılması konusundaki formülüne alternatif olacak herhangi bir formülü kabul etmez. Bununla birlikte -siyonist işgalin tanınması ve Filistinlilerin haklarının herhangi birinden taviz verilmesi söz konusu olmaksızın- Hamas, 4 Haziran 1967 sınırları içinde tam bağımsız, başkenti Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasını da, yurtlarından çıkarılmış mültecilerin dönüş haklarının korunması üzere bir ortak ulusal çözüm formülü olarak görür."

Bu ifadeyle, Filistin'in bir bölümü üzerinde bir Filistin devletinin kurulmasının Filistinli oluşumlar arasında ortak çözüm formülü olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu ancak bunun, işgalin devam eden kısmının olduğu gibi kalmasına razı olunması anlamına gelmeyeceği vurgulanmış olmaktadır. Bu, bir Filistin devletinin kurulmasına destek verilmesi anlamına gelir, işgalin onaylanması anlamına gelmez.

Bu, Hamas için yeni bir tavır ve siyaset değildir. Belki böyle resmî bir belge üzerinde dile getirilmesi yeni sayılabilir. Asıl mesele ifadenin öncesiyle bağlantısının koparılmasından ve Filistin'in bir bölümünün özgürlüğüne kavuşturulması durumunda orada ulusal uzlaşmayla tam bağımsız bir devlet kurulmasına razı olunmasının kalan kısmıyla ilgili haklardan da vazgeçme anlamına geldiğinin düşünülmesinden kaynaklanmaktadır.

Beyannamenin başka ne gibi hususlar içerdiği hakkında bilgi vermek için bu konuya devam etmek istiyoruz Allah'ın izniyle.

Hamas'ın yeni vizyonu

5 Mayıs 2017 Cuma, Yeni Akit

Hamas'ın 1 Mayıs 2017'de Katar'ın başkenti Doha'da yayınladığı 42 maddelik bildirge bu hareketin yeni vizyonu olarak algılandı. Bu şekilde değerlendirilmesi hareket açısından olumlu bir mahiyet taşımaktadır. Ancak dünkü yazımızda da ifade ettiğimiz üzere bazı hususlarda da hareketin kastetmediği anlamlar çıkarılarak çarpıtmalar ve ifadeleri amacı dışına çeken yorumlar yapıldı. Bunlar da meselenin risklerini oluşturuyordu ve tahmin ediyoruz Hamas ileri gelenleri bu tür çarpıtma ihtimallerini de göz önünde bulundurarak yola çıkmışlardı.

Fakat şunu bir kez daha belirtelim ki değişiklik ve yeniden düzenleme ilkelerde değil vizyondadır. Bunu ortaya koyan birkaç madde hakkında daha bilgi vermekte yarar görüyorum.

Birinci maddede hareket kendisini tarif ederken Hamas'ın İslâmî, ulusal bir kurtuluş ve direniş teşkilatı olduğu, Filistin'in kurtarılmasını ve siyonist projeye karşı durulmasını hedeflediği, faaliyet, amaç ve araçlarında kaynağının İslâm olduğu ifade ediliyor.

İkinci maddede Filistin'i tarif ederken şu ifadelere yer veriliyor: "Filistin, doğuda Ürdün Nehri'nden batıda Akdeniz'e kuzeyde Nakura'dan güneyde Ummu'r-Reşraş'a kadar uzanan toprakların tamamıdır. Bir bütündür ve parçalanamaz. Burası Filistin halkının toprağı ve vatanıdır. Filistin halkının buradan tehcir edilmesi ve yurdundan çıkarılması, üzerinde siyonist hâkimiyet oluşturulması, Filistin halkının topraklarının tümü üzerindeki haklarını ortadan kaldırmaz ve gasp edici siyonist hâkimiyete orada bir hak kazandırmaz."

Bu vurgu Hamas'ın Filistin'in bütünlüğü ve hiçbir parçasından taviz verilemeyeceği, siyonist işgalin ise tamamen gayri meşru olduğu konusundaki yaklaşım ve tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığını teyit etmektedir.

Bildirgenin dördüncü maddesinde Filistin halkının tanımı yapılırken, siyonist işgalden dolayı yurdundan çıkarılmış bir Filistinli aileye mensup ama Filistin dışında dünyaya gelmiş çocukların da Filistinli olduğu dolayısıyla onların da yurtlarına dönüş haklarının mahfuz olduğu vurgulanıyor.

Yedinci maddede Filistin davasının İslâmî açıdan önemiyle ilgili hususlara dikkat çekiliyor ve Filistin davasının bütün ümmet açısından önemli ve öncelikli bir dava olduğu dile getiriliyor.

Onuncu maddede Kudüs'ün Filistin'in başkenti olduğu, din, tarih ve uygarlık yönünden tüm Arap ulusu, İslam âlemi ve insanlık açısından özel bir mevkiye sahip olduğu, İslam'ın ve hıristiyanlığın muhtelif kutsal mekânlarının bu şehirde olduğu, Filistin halkının, Arap toplumunun ve İslâm ümmetinin bu şehir üzerindeki haklarının sabit olduğu, bunlardan hiçbir şekilde taviz verilemeyeceği; işgal yönetiminin bu şehirdeki tüm yahudileştirme faaliyetlerinin, yerleşim inşasının, gerçekleri değiştirme çabalarının ve şehrin kimliğini yok etme faaliyetlerinin yok hükmünde sayıldığı hatırlatılıyor.

On birinci maddede de Mescidi Aksa'nın tamamen Müslümanlara ait bir mabet olduğu, işgalcilerin buranın üzerinde hiçbir haklarının bulunmadığı, dolayısıyla işgal yönetiminin Mescidi Aksa'ya yönelik yahudileştirme faaliyetlerinin veya bölme girişimlerinin tamamen geçersiz ve her türlü dayanaktan yoksun olduğu vurgulanıyor.

On ikinci ve on üçüncü maddelerde mültecilerin durumu üzerinde duruluyor ve onların yurtlarına dönüş haklarının saklı olduğu, gerek 1948'de ve gerekse 1967'de yurtlarından çıkarılmış Filistinlilerin Filistin topraklarının asıl sahiplerinden oldukları, onların yurda dönüş haklarının engellenemeyeceği ve Filistin'e alternatif bir vatan bulma formülünün kabul edilemeyeceği vurgulanıyor. Yurda dönüş hakkının hiç kimsenin üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin olmadığı sabit bir hak olduğu hatırlatılıyor.

İrtibatlı Yazılar:

  • Filistinli esirlerin açlık grevi
  • Filistin Diasporası
  • Mescidi Aksa'ya tuzak ve ezan yasağı
  • Filistin Diasporası Halk Konferansı
  • Trump'ın cüretlendirdiği İsrail
  • ABD büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması
  • Filistin direnişi haklı ve meşrudur
  • Filistin direnişi ümmetin onurudur
  • Davamız Kudüs
  • Kudüs intifadasının yıldönümü
  • İşgal asla meşrulaştırılamaz
  • Ezana yönelik tehdit bitmedi