Amerika'ya Dayanmayın Çöker

30 Aralık 2005 Cuma, Vakit gazetesi

Eskiden sıkça tekrarlanan söz vardı: "Ağaca dayanma devrilir, duvara dayanma çöker, insana dayanma ölür" Bir önceki yazımızda ABD'nin Irak'tan çekilmek zorunda kalmasının Sovyetler'in Afganistan'dan çekilmesi gibi olacağını dile getirmiştik. Sovyetler yıllar süren Afganistan savaşından sonra beyaz bayrağı çekmek zorunda kalınca artık Kâbil'deki rejimi koruyamayacağını ilan etmiş oldu. Fakat bu sadece oradaki rejim için değil Sovyetler'in himayesinde, onun tehdit gücünden yararlanarak sultalarını sürdüren daha onlarca totaliter rejim için geçerliydi. Moskova artık onları da koruyamayacağını anladı ve zamanın Sovyet cumhurbaşkanı Gorbaçov, Perestroika adını verdiği bir teori geliştirdi. Bu, Sovyetler Birliği bünyesindeki cumhuriyetler de dâhil tüm Moskova güdümlü rejimlere ve diktatörlere: "Artık bize güvenmeyin! Bizim tehdit gücümüz çöktü. Kılıcımız Afganistan'da kırıldı. Üstelik bu savaş bizim ekonomimizi de çökertti. Dolayısıyla kendi başınızın çaresine bakın!" demek anlamına geliyordu. Bu ilanın ardından Moskova güdümlü totaliter rejimlerin nasıl peş peşe çöktüğünü ve Doğu blokunun dağıldığını tüm dünya kamuoyu gördü.

Irak'taki direnişin de ABD'ye iki önemli yansıması var. Birinci olarak orada kılıcı kırılıyor. Dolayısıyla oluşturduğu kukla rejimi koruyamıyor. İkinci olarak modern askeri harcamalar dünyanın en külfetli, en pahalı harcamalarıdır. Bir askeri uçağın düşmesi dört yüz müstakil evin, bir tankın tahrip olması ise yaklaşık yüz evin yanmasına denktir. Askerlerin ölmesi sadece can kaybı değil, aynı zamanda ekonomiye büyük yüktür. Yüz elli bin askerin Irak'ta bulundurulması gündelik yüklü harcamalara sebep oluyor. ABD bütün bu giderleri Irak'ın yeniden yapılanması döneminde ihaleleri dağıtarak ve petrollere el koyarak çıkarabileceğini umuyordu. Beraberindekiler de ihalelerden pay alma peşindeydiler. Çünkü ABD onlara "işin zor yerinde destek vermezseniz, sonrasında bir şey beklemeyin" mesajı vermişti. Ama işler planladıkları gibi gitmedi.

ABD şimdilik Irak'ta kendisiyle işbirliğine açık bir sistem oluşturmadan ve onun geleceğini garantiye almadan çekilmeyeceği mesajları veriyor. Ama bunu başarmasının zor olacağını da görüyor. Sonuçta böyle bir sistemi oluştursa bile himaye edemeyeceğini itiraf etmek ya da hissettirmek zorunda kalması onun güdümündeki tüm kukla ve totaliter Arap rejimlerine de aynı mesajı vermesi anlamına gelecek. Yani bir Bush perestroikası ilan edilmiş olacak. Örneğin Mısır'daki Mübarek diktası ABD desteğini kaybederse içine düşeceği durum belki Romanya'daki Çavuşesku'nun durumundan farklı olmayacaktır. Çünkü Mısır halkı ondan, Romanya halkının geçmişte Çavuşesku'dan nefret ettiğinin belki on katı kadar nefret etmektedir. ABD'nin ona reformlar yaparak kendi geleceğini de sağlama alacak bir uzlaşma zemini oluşturması için ısrar etmesi muhtemelen bu yüzdendir.

Irak'ta şimdilik ABD'nin kılıcı yamulmuştur, ama kırılmaya yakındır. Fakat yansımaları daha yamulma döneminde bile görülmeye başlandı. Arka bahçelerinden biri durumundaki Bolivya'da iktidarı ABD karşıtı ve yerel halkı temsil eden Morales'in kazanması ve Vaşington yönetiminin bunu kabullenmek zorunda kalması bir yansımadır. Üstelik Morales daha iş başına gelmesiyle birlikte Bush'u dünyanın en büyük teröristi ilan etti. Küba devlet başkanı Castro, Bush'a "salak" diyerek artık onun dünyanın maskarası haline gelmeye başladığını ima etmiş oldu. Venezuela'da Hugo Chavez'in cumhurbaşkanlığını büyük bir destekle kazanması gerçekte Amerikan emperyalizmine karşı bir devrimdir. Brezilya cumhurbaşkanı Luiz Inacio'nun Chavez'e açıktan destek vermesi Amerikan emperyalizminin artık Güney Amerika'da inisiyatifi kaybetmekte olduğunu gösteriyor.

Rusya'nın nükleer araştırmalar konusunda İran'a kapılarını sonuna kadar açtığını açıklaması gerçekte ABD'ye bir meydan okuma değil midir? Yine birbirlerinin silahlarını saklama ve işgalci siyonist devlete karşı mücadele eden Hizbullah'a silah temininde kanal açma konusunda İran ile Suriye'nin anlaşma yapması da benzer bir meydan okuma sayılır.

ABD'yi rahatsız eden gelişmelerin hepsi bu kadar değil elbette. Bunlar sadece birkaç örnek ve artarak devam edecek.

Evet, Allah'ı bırakıp da beşeri güçleri ilahlaştıranların, bu şekilde tabulaştırılan güçlerin rızası olmadan yeryüzünde taş yerinden oynamayacağını sananların putları devriliyor. Devrilen put sadece ABD değildir. Siyonizm putu da devriliyor. Müteakip yazımızı da okumayı ihmal etmeyin.

İrtibatlı Yazılar:

  • ABD Zorlanıyor
  • "Amerika"cılığı Bırakmalıyız
  • Dengeler Sarsılıyor
  • Komplo Teorileri Esareti
  • >