Haftar Libya petrolüne el koymak istiyor

16 Eylül 2016 Cuma, Yeni Akit

Libya'da oluşturulmuş uzlaşma hükûmetinin ortaklarından olan ABD işbirlikçisi, ihanetçi Halife Haftar anlayış, çizgi yönünden biraz farklı olsa da yöntem ve siyasetinde Türkiye'deki paralel devlet yapılanmasına çok benziyor. Fakat bugün Türkiye'deki paralel devlet yapılanması tasfiye edilirken ne yazık ki Libya'daki paralel devlet yapılanması bugünlerde bir limanın ardından diğerini ele geçiriyor. Üstelik bunlar Libya'ya hayat veren petrolün ihracında kullanılan stratejik limanlar.

Biz Haftar'dan ve onunla yapılan anlaşmanın Libya'ya barış ve istikrar getirmeyeceğinden daha önce muhtelif yazılarımızda söz etmiştik. Fakat bilvesile özellikle paralel devlet yapılanması özelliğine dikkat çekmek için geçmişinden özetle söz etmek istiyoruz.

Halife Haftar, Mısır'da Sisi, Yemen'de Husi ve Türkiye'de FETÖ üzerinden kurgulanan planlara çok benzeyen bir planı hayata geçirmek için piyasaya sürülen bir ihanet örgütünün başıdır ve karanlık bir geçmişe sahiptir. Libya halkının dikta rejimine karşı gerçekleştirdiği devrim zaferini geri almak amacıyla çıkarılan fitne savaşının başkomutanı yapıldı.

Sisi'nin yaptığı gibi yönetimi tepeden ele geçirmek için iki kez darbe girişiminde bulundu. Ama ikisinde de başarısız oldu.

Darbe bir eve, ev halkının uykuda ya da gaflet halinde olduğu anı gözeterek arka kapısını veya camlarını kırarak evi basan sonra ev halkını tehdit ederek teslim olmaya ve kendilerine ait her şeyi teslim etmeye zorlayan eşkıyanın yaptığı gibidir. Türkiye'dekiler bunu üç kez denedi ve üçünde de başarısız oldular. Sonunda kendileri teslim olmak ve silahlarını teslim etmek zorunda kaldılar.

Libya'dakiler iki kez denedi ve başarılı olamadılar. Sonra Libya'nın istikrara kavuşamamış olmasından da yararlanarak yöntemi değiştirdiler. Ülkenin Mısır sınırına yakın Tobruk şehrinde ikinci bir hükümet yani tam anlamıyla bir paralel hükümet kurdu, ardından başkent Trablus'u ele geçirmek için savaşa devam ettiler.

Tabii savaşlarında küresel emperyalizmin, Avrupa, ABD ve BM'nin desteğinden de yararlandılar. Çünkü küresel emperyalizmin tüm unsurları Trablus'ta halkın oylarıyla oluşturulan hükümeti tanımazken, eşkıya başı Haftar'ın Tobruk'taki yasa dışı hükumetini tanıdı, Libya'nın temsilcisi olarak onu kabul ettiler. Sergiledikleri bu tutum aslında küresel emperyalizmin bütün unsurlarının ne derece sahtekâr ve iki yüzlü olduğunu ortaya koyması açısından son derece dikkat çekiciydi.

Küresel güçler daha sonra Haftar liderliğindeki eşkıya çetesinin Trablus'taki evi arka kapıdan baskın düzenleyerek değil de ön kapıdan serbestçe girerek ele geçirmesini sağlamak için oyunlar çevirmeye başladılar. BM de bu amaçla Libya Özel Temsilcisi atadı. Bu temsilci, Trablus'taki hükûmetin yetkililerine kendilerini dünyanın tanımadığını ve fazla dayanamayacaklarını hatırlatarak onlardan zorluk çıkarmaksızın evlerini gönüllü teslim etmelerini istiyordu. BM bu yolla istediğini alamayınca Libya Özel Temsilcisi'ni değiştirdi ve o da yöntemi değiştirdi. Yeni temsilcisinin amacı evi komple teslim almak değil eşkıya çetesinin ön kapıdan girmesini ve eve ortak olmasını sağlamaktı.

Arap ülkelerinin, özellikle Fas Krallığı'nın da devreye girmesi sonucu çevrilen oyunlarla bunu başardılar. Fas'ın Suheyrat şehrinde imzalanan anlaşma sonrasında çete lideri Trablus'a gelerek, anlaşmaya binaen oluşturulan uzlaşma hükûmetine ortak olmayı başardı. Adamlarının bazılarını da Meclis'e soktu. Buna rağmen kendisinin özel ordusu sayılan milis güçlerini dağıtmadı. Bu milis güçleri vasıtasıyla ülkede kendine özel bir hâkimiyet alanı oluşturmak için savaşı sürdürdü. Bu da tabii ki Suheyrat Anlaşması'nın ülkeye güven ve istikrar getirmesini engelledi.

Şimdi de Libya'nın hayat suyu kabul edilen petrolüne el koymak amacıyla bir biri ardından, petrol ihracında kullanılan limanlarını ele geçiriyor. Bir sonraki aşamada rafinerileri ele geçirme hesabının olduğu tahmin ediliyor. Bunu başarabilmesi durumunda ise bir bakıma Libya'yı rehin almış olacak. O zaman Trablus'taki uzlaşma hükûmetini tamamen kendine mahkûm etmiş olacak. Ama bu konudaki oyunlarını ve sergilenen tavırları biraz ayrıntılı ele almamız gerekiyor. Onun için müteakip yazımızı mutlaka okumanızı öneriyorum.

Haftar'ın petrolü ele geçirme oyunları

17 Eylül 2016 Cumartesi, Yeni Akit

Halife Haftar, Libya petrolüne hâkim olmak için daha önce de çeşitli ataklar yapmıştı. Petrol ihracında kullanılan önemli limanlardan olan Sidre limanını ele geçirmiş ve buradan kaçak yollarla petrol satması için Suud mafyası kendisine yardımcı olmuştu. Suud mafyası Kuzey Kore bandıralı gemilerle Haftar'ın gasp ettiği petrolü alıyor ve karşılığında kendisine yine gemiler dolusu silah veriyordu. Bunun ayrıntısını Yeni Akit'te 14 Mart 2014'te yayınlanan "Hicaz korsanlarının Libya oyunu" başlıklı yazımızda vermiştik.

Şimdi de Libya'nın tam petrol ihracatını yeniden düzene sokmak ve ülke ekonomisine biraz taze kan sağlamak amacıyla çabalar başlattığı sırada ihanetçi Haftar'ın milisleri harekete geçerek petrol ihracında kullanılan en önemli limanlara el koydular.

Libya halkı 2011'de diktaya karşı devrim gerçekleştirdiği için yeni düzenini oturtma çabalarını sürdürdüğü 2012'de petrolden 36 milyar dolar gelir sağlamasına rağmen bu yılın başından beri elde ettiği gelirin miktarı haberlere göre henüz 2 milyar 100 milyon dolar civarında. Petrol ise Libya ekonomisine hayat veren kaynak. O yüzden petrol ihracatını yeniden düzene sokması ve bu kaynaktan elde ettiği geliri normal düzeye çıkarması gerekiyordu.

Tam Trablus'taki hükûmetin bu amaçla çalışmalarını hızlandırdığı sırada ihanet çetesinin başı Haftar'ın milis güçleri de harekete geçtiler ve Bingazi'nin aşağısında yer alan Zuveytine, oranın karşısında yer alan Re'su Lanuf ve buranın biraz kuzey batısında yani yukarısında yer alan Sidre şehirlerinin limanlarına el koyduklarını, kontrolün tamamen kendi silahlı militanlarına geçtiğini duyurdular.

Bu limanların bulunduğu sahil bir hilale benzediğinden ve buralardan petrol ihracı yapıldığından bu bölge petrol hilali olarak adlandırılır. Yani söz konusu üç limanı ele geçirmekle Haftar milisleri Libya'nın petrol hilaline el koymuş oluyordu.

Baskınlar yoluyla bu limanları ele geçirmekte, uzlaşma hükûmetine bağlı El-Bunyanu'l-Mersus adlı güçlerin Libya IŞİD'i olarak bilinen silahlı örgütle savaşla meşgul olmalarını bir fırsat olarak değerlendirmişlerdi.

Çete başı Haftar'a bu fırsatı veren tabii ki uzlaşma anlaşmasına rağmen kendisine bağlı milis güçleri dağıtmamasıydı. Oysa gerçek anlamda bir ittifak sağlanabilmesi için bu milislerin dağıtılması, ya tamamen silahsız hale getirilmeleri veya devletin resmî silahlı güçlerine ilhak edilmeleri gerekiyordu. Ama Haftar öyle yapmadı. Çünkü gerçek amacı bir ittifak sağlamak değil imzaladığı anlaşmayı bir atlama taşı olarak kullanmak suretiyle hedeflediği siyasi hakimiyeti elde etmekti.

İşte böyle bir niyet taşıdığı için uzlaşma anlaşmasının gerektirmesine rağmen kendisinin siyasi destekçisi durumundaki Tobruk Meclisi'ni de dağıtmadı. Bu meclis önce onu orgeneral yaparak Libya askerî birliklerinin genel komutanı ilan etmiş, sonra da mareşal yapmıştı. Militanlarının son dönemde ülkenin petrol hilaline el koymasına da destek verdiğini açıkladı. Yani ülkenin tümü üzerinde kirli bir oyun oynayan çete başı Haftar bir tarafta silahlı milislerine yaptırdığını öbür tarafta Tobruk'taki meclisine onaylatarak meşru hale getiriyordu. Trablus'taki uzlaşma hükûmetini ve Devlet Yüksek Meclisi'ni de by pass etmiş oluyordu.

Trablus'taki Devlet Yüksek Meclisi Haftar'ın petrol hilalini ele geçirmesinden rahatsız olduğunu ve bunun tehlikeli bir atak olduğunu, böyle bir şeye razı olmayacaklarını açıkladı.

Haftar'ın militanlarıyla zaten savaş halinde olan Bingazi Devrimcileri Meclisi de bu gelişmelerden ciddi şekilde rahatsız.

Fakat küresel emperyalizmin bir maşası olan Haftar'ın bir yandan Trablus'taki meclise ortak olurken diğer yandan kendi milis güçlerini ve Tobruk'taki meclisini dağıtmaması böyle bir sonuç doğurmuştu. Libya'daki IŞİD'in uzlaşma hükûmetine bağlı silahlı güçleri uğraştırması da onun adamlarının işlerini kolaylaştırdı. Olayları iyi tahlil ettiğimizde oyunların ne kadar çok birbirine benzediğini görüyoruz.

Haftar'ın şimdi iki önemli amacı var. Birincisi petrol üzerindeki hâkimiyetini uzlaşma hükûmetine baskı ve ona istediğini yaptırmak için kullanmak. İkincisi ülkenin bölünmesi ihtimaline karşı en zengin kaynakları elinde tutmak. Küresel emperyalizm de onun vasıtasıyla Libya petrollerini ele geçirmek istiyor.

İrtibatlı Yazılar:

  • Libya'daki anlaşma
  • Uzlaşma hükümeti Trablus'ta
  • İstikrara Kavuşamayan Libya
  • Fitneden Sonra Darbe Girişimi
  • Hicaz Korsanlarının Libya Oyunu
  • Fitne Libya'dan Elini Çekmedi
  • Libya'da Baltacı Fitnesi
  • Tomrukların Tobruk hükümeti
  • Sisi'nin Libya'ya Hain Tuzağı
  • Emperyalizmin Libya Oyunu
  • Emperyalizmin Oyunları kitabımız hakkında