22 Mayıs 2014 Perşembe, Yeni Akit
Uluslararası emperyalizm ve onun İslâm coğrafyasındaki çıkarlarının bekçiliğini yapan güdümlü dikta yönetimleri Mısır'dan sonra Libya'da da halkın zulme karşı verdiği mücadelede elde ettiği kazanımları geri almak ve burada da yeniden halkın tepesinde çağdaş emperyalizmin sopası görevi görecek bir diktayı hâkim kılmak için çabalarını artırdı. Zaten halkın özgürlük mücadelesine karşı sürdürülen fitne savaşının finansman ve komuta merkezi görevi gören Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai (doğrusu Dubey) şehrinin emniyet müdürü Dahi Halfan da Mısır'da darbe planının hayata geçirilmesinden sonra Tunus'a ve Libya'ya yöneleceklerini son derece arsız bir dille ifade etmişti.
Fakat Libya'da olayların kamuoyuna yansıtılması konusunda, fitne savaşına kaynak temin eden bölgesel güçlerin hizmetindeki medya organlarının tuzağına düşüldüğünü ve olayların çok abartıldığını, o yüzden bazı planların hayata geçirilmiş gibi lanse edildiğini gözlemliyoruz. Bu, kirli hesapların psikolojik savaş boyutunu oluşturuyor ve toplumların kurgulanan hesapları sindirmeye başlaması, insanların zihnen kabullenmesi ve tepkilere itebilecek duyguların tahriş edilmesi amaçlı bir ön hazırlıktır. Dolayısıyla hadisenin olduğu gibi görülmesi, abartanların oyunlarına gelinmemesi, vakıanın ve planların birlikte algılanması, ihtimallerin de bunların ışığında değerlendirilmesi gerekir.
Libya'nın Sisi'si olması istenen ve bunun için küresel ve bölgesel güçlerin karşı darbe planlarının başına geçirilip piyasaya sürülen emekli tümgeneral Halife Haftar daha önce de bir darbe girişiminde bulunmuştu. Hatta o zaman Devrimi Koruma Yüksek Konseyi adıyla bir cunta komitesi oluşturarak yönetime el koyduğu açıklaması bile yapmıştı. Fakat gerçekte yönetime el koyma diye bir şey yoktu. Genel Ulusal Kongre üyelerinin çantalarını toplayıp kaçtıkları haberi de tamamen asılsızdı. İlginç olan ise Haftar'ın yönetime el koyma açıklamasının da söz konusu asılsız haberlerin de Suudi Arabistan'ın hizmetindeki el-Arabiyye televizyonundan dünyaya yayılmasıydı. Gerçekte el-Arabiyye kanalı temennilerini ve arzularını Türkiye'deki "son dakika" notuna denk notlarla Libya'dan sıcak haberler şeklinde yayınlıyordu. Biz o zaman oynanan oyundan gazetemizde 20 Şubat 2014'te yayınlanan "Fitne Libya'dan Elini Çekmedi" başlıklı yazımızda ayrıntılı söz etmiştik. Ayrıca Vuslat'ın Mart 2014 sayısında yayınlanan "Demokrasi Müntesiplerinin Darbeler Silsilesi" başlıklı yazımızda da oyunun arka planı hakkında bilgi vermeye çalışmıştık. Libya'daki son gelişmeleri anlamaya yarayacak bilgiler içeren bu yazılarımızı www.vahdet.info.tr'de bulabilirsiniz .
Libya'da son günlerde yaşanan gelişmelerin, Mısır'daki komplonun Baltacı fitnesi aşamasına tekabül ettiğini söyleyebiliriz. Buradaki fitne savaşının arkasında yer alanlar da Mısır'daki Baltacıların arkasında yer alanların ve onları finanse edenlerin, yönlendirenlerin aynısıdır. Fakat Libya'daki şartlar Mısır'daki şartlarla aynı değildir. Eğer ki aynı olsaydı belki Halife Haftar, zaman zaman medya organlarının rüyalarını gerçek görmelerinden hareketle kurguladıkları senaryolarda lanse edildiği şekilde bir darbe gerçekleştirmiş, Meclis'i basmış, milletvekillerini tutuklamış, bir cunta konseyi oluşturmuş olabilirdi.
Şartların aynı olmamasının en önemli sebebi Mısır'da diktatörün devrilmesi şeklinde tahakkuk eden devrimden sonra eski dikta rejiminin emniyet, ordu, istihbarat ve diğer tüm resmî kurumlarda alt yapısının korunmasıydı. Libya'da ise öyle olmadı. Fakat dikta rejiminin kurumlarından tasfiye edilen bazı unsurlar sonra küçük çaplı mafya çeteleri oluşturdular. Ayrıca ülkenin bir yeniden yapılanma sürecine girmesinden kaynaklanan boşluktan yararlanmaya çalışan birtakım çıkar çeteleri ortaya çıktı.
Halife Haftar da başını çektiği fitne savaşında başarılı olabilmek için söz konusu mafya çetelerini tek bir çatı altında birleştirmeye, disiplin altına sokmaya ve bu yolla bir Sisi ordusu oluşturarak Mısır'dakine benzer darbe gerçekleştirmek suretiyle yönetime el koymaya çalışıyor.
23 Mayıs 2014 Cuma, Yeni Akit
Sisi'nin Libya nüshası Halife Haftar, cunta aşamasına gelebilmek için Mısır'dakine benzer bazı oyun ve taktiklerden yararlanmaya çalışıyor.
Dikkat çeken en önemli taktik, normalde halkın zulme karşı kazandığı zaferi geri almak ve totaliter rejimi yeniden hâkim kılmak amacıyla başlattığı savaşta hedefe "İslâmcı militanları" yerleştirmiş görünmesidir. Bu taktikle bir yandan çıkışını, bölgesel ve küresel güçler nezdinde haklı gerekçeye dayandırırken bir yandan da öncelikli amacının yönetime el koymak değil Libya'da "güvenlik ve istikrarı tehdit eden milisler" karşısında mevcut yönetimin zayıf kalmasına fiili tepkisini ortaya koyduğu, asıl amacının da bu tehlikeyi ortadan kaldırmak olduğu mesajı vermek istiyor.
Gerçekte ise hedefe yerleştirildiği söylenen riskin arkasında da Haftar'ı piyasaya süren güçlerin yer alması mümkündür. Çünkü hedefe konanlar yüzlerine "radikal İslâmcı" maskesi geçirilen ama gerçek yüzleri görülmeyen, sonra da "gelenekçi anlayışa" karşı savaş iddiasıyla bazen türbeleri bazen da yanında türbe ve mezar bulunması gerekçesiyle camileri yıkan milislerdi. Dolayısıyla halkın zaferini geri almak için Haftar'ı piyasaya süren güçlerin, özellikle de Suudi Arabistan'ın gerekçeyi oluşturma amacıyla böyle bir unsurdan yararlanıyor olması hiç de ihtimal dışı değildi.
Aslında Libya'daki mevcut siyasi oluşumların amacı ülkede İslâmî bir yönetimi hâkim kılmaktır. Metotta görüş ayrılıkları olsa da hepsinin öne sürdüğü nihaî hedef budur. Çünkü bu, Libya halkının ortak talebidir ve siyasi akımların onun desteğini kazanmaları bu talebini dikkate almalarına bağlıdır. Dolayısıyla ülkede İslâm'ın belirlediği sınırları göz önünde bulundurmak zorunda olan yeniden yapılanma sürecinde sadece ayak bağı oluşturan milisleri ve gerçekleştirdikleri eylemleri bu süreçte yer alan siyasi oluşumların hiçbiri onaylamıyor. Üstelik yüzleri "radikal İslâmcı" maskesiyle kapatılan bu milislerin gerçekte eski rejim kalıntısı çetelerden oluşuyor olması muhtemeldir. Eski rejim kalıntılarının görünen yüzünün ise Haftar'a destek verdiği biliniyor. Bu araçtan daha önce Cezayir ve Irak'ta yararlanan emperyalizmin ve işbirlikçilerin Nijerya'da Boko Haram'ın saldırı ve baskınlarının neden olduğu olumsuz imajdan da aynı amaçla yararlandığı biliniyor.
Haftar çetesinin Bingazi'yi merkez edinmesinin iki sebebi olabilir. Birincisi, bu bölgenin Kaddafi döneminde kasten ihmal edilmesinden dolayı buranın ahalisinin kendilerine daha fazla imkân tanınması ve bütçeden daha çok pay ayrılması talebinde bulunmasının istismarı amacıyla bölgedeki toplumsal ve siyasi zeminin değerlendirilmesi. Normalde Bingazi ahalisi arasında İslâmî duyarlılık daha yüksektir. Kaddafi'nin bölgeyi özellikle ihmal etmesinin ve altyapı hizmetlerinden büyük ölçüde yoksun bırakmasının da bundan kaynaklandığı düşünülüyor. Kaddafi'ye karşı halk hareketinin fitilinin çakıldığı yer de burasıydı. Fakat devrim sonrasında bölge halkının geçmişteki ihmalden kaynaklanan açığın kapatılması talebini de ülke dışından yönlendirilen bütün tahrikçi oluşumlar değerlendirmeye çalıştı.
İkinci sebep de Bingazi'de güvenlik ortamının yeterince sağlanamaması yüzünden silahlı milislerin ve mafya çetelerinin burada kendilerine çalışma zemini bulabilmiş olmalarıdır. Bu onların bölge halkı tarafından desteklendiği anlamına gelmez. Merkezi yönetimin burada yeterince kontrolü sağlamakta zorlanması birinci derecede etkili oldu.
Haftar'ın ve ona arka çıkan bölgesel güçlerin başvurduğu en önemli taktiklerden biri de başlatılan Baltacı fitnesinin, eylemlerinin ve ona katılımların çok abartılmasıdır. Bu abartmanın amacı onun özellikle eski rejim kalıntılarına ve mafya çetelerine karşı çekim gücü oluşturmasıdır. Bu yolla aynı zamanda uluslararası mekanizmanın ve medyanın dikkati de üzerine çekiliyor ve onun Libya'da siyasi otoriteyi ele geçirme yolunda sürekli palazlandığı, güçlendiği kanaati oluşması sağlanıyor.
Bu abartma aynı zamanda Haftar'ın ve adamlarının kendilerine daha çok güvenmelerini sağlıyor. Bugün kalkıp meclisin dağıtılmasını ve yargı kurulunun hüküm süreceği geçici yönetim oluşturulmasını istemesi bayağı cüretlendiğini gösteriyor. Bu talep aynı zamanda Mısır'daki tecrübenin Libya'ya taşınması oyunudur.