Emperyalizmin ve İhanetçilerin Ortak Savaşı

Eylül 2015, Ribat

Bölgenin Haritasının Yeniden Çizilmesi Planları

Ribat'ın Eylül 2014 sayısında yayınlanan "Irak ve Şam'ın Haritası Yeniden mi Çiziliyor?" başlıklı yazımızda küresel emperyalizmin bölgede yaşanan olayları mezhebi ve etnik kimliklere göre paylaştırma oyunlarını devreye sokma amaçlı kullanmasından söz etmiştik. O yazımızda IŞİD'in de bu planların hayata geçirilmesi için piyasaya çıkarıldığını, küresel emperyalizmin onunla savaştığını iddia ederken onun büyümesine imkân veren taktiklere başvurduğunu ortaya koyan bilgilere yer vermiştik.

Irak'ta Eylül 2008 ile Eylül 2010 arasında çok uluslu güçlerin ve ABD işgal güçlerinin komutanlığını yapan, onun görev yaptığı dönemde Türkiye'den giden askerlerin kafasına çuval geçirilmesi sebebiyle bu taşkınlıktan sorumlu tutulduğu için "çuvalcı general" olarak anılan ABD eski kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Raymond T. Odierno emekli olmasından iki gün önce Pentagon'da yani ABD Savunma Bakanlığı'nda yaptığı açıklamada Irak'ta Şiilerle Sünnilerin anlaşmalarının mümkün görünmediğini dolayısıyla bu ülkenin geleceği için en uygun çözümün bölme olacağını iddia eti.

Bu açıklama bölgeyle ilgili paylaştırma planlarını devreye sokma aşamasına geldiklerini kamuoyuna duyurma anlamına geliyordu.

Aslında ABD emperyalizmi Irak'ı bölme ve ülkeyi en az üç bölgeye ayıracak bir harita çizme planını daha önce devreye sokmaya niyetliydi. Ancak bir dönem, önce Büyük sonra Genişletilmiş Ortadoğu Projesi adı verilen planın önünü açacak, bölgedeki diğer ülkeleri de etki altına alacak operasyonlar için bekletti. Irak'ta işgale karşı verilen direniş operasyonların amacına ulaşmasını önleyince bir süre rafa kaldırdı. Direnişe içten darbe vurmak için adı sonra IŞİD olan Irak İslâm Devleti adlı ihanet örgütünü devreye soktu. Bu örgüt vasıtasıyla oynadığı oyunlarda başarılı oldu. Ama sonra Arap Baharı ayaklanmaları devreye girdi ve ezilen halkların işbirlikçi zulüm rejimlerine başkaldırısının Suriye'de patlak vermesi üzerine oradaki Baas zulmüyle önemli çıkar ilişkileri olan İran ve Rusya'nın müdahalesi sebebiyle bu ülkede güçler savaşına dönüştü.

Suriye olayları karşısında başlangıçta şaşkınlık yaşayan ABD, fazla vakit geçirmeden Irak'ta kendisinden yararlandığı Irak İslam Devleti isimli ihanet çetesini devreye sokarak olaylara doğrudan müdahalenin bir gerekçesini oluşturdu. Böylece adını önce Irak Şam İslâm Devleti (IŞİD = DAİŞ Ed-Devle'l-İslâmiyye fi'l-Irak ve'ş-Şam) sonra da sadece İslâm Devleti yapan ihanet örgütü üzerinden planlar üretti ve bu yolla olaylara doğrudan müdahalenin gerekçesini oluşturdu.

Bu stratejisinde görünüşte IŞİD'i tehlikeli terör örgütü dolayısıyla düşman, ona karşı savaşanları da düşmanla savaştıkları için "dost" ilan ederek bölgeye yeniden şekil vermenin araçlarını oluşturmaya başladı.

Türkiye'deki ihanet çetesi PKK'nın Suriye kanadı PYD'nin IŞİD'le savaştığı iddiasını bahane ederek onunla işbirliği yaptı. Bu işbirliği PYD'nin bölgede kantonlar oluşturmasına imkân sağladı.

Şimdi etnik ve mezhebi kimliklere göre bölgenin haritasını yeniden çizmek için birtakım silahlı çetelerin taleplerini ve bu çetelerden kaynaklanan tehditleri, yaşanan sorunları değerlendirmek istiyor.

Emperyalizmin ve İhanetçilerin İşbirliği

Küresel emperyalizm bölgede bazılarıyla açık alanda bazılarıyla da perde arkasında işbirliği yapıyor. Perde arkasında işbirliği yaptıklarından bazılarını yerine göre düşman ve karşı taraf olarak gösterebiliyor.

Bu ihanet güçleri vasıtasıyla sürdürülen savaş ne yazık ki Suriye halkının Baas zulmüne karşı özgürlük mücadelesine öncülük eden direniş güçlerinin büyük ölçüde gölgede kalmasına neden oldu. Bir yandan da işbirlikçilerin ve Baas rejiminin önünü açma amaçlı saldırıların hedefi oluyorlar.

Emperyalizm ve ihanetçilerin bu kirli işbirliği, zayıflatılması istenen ve bir sonraki aşamada yapılacak pazarlıkta kendilerinden istenecekleri kabule zorlanacak tarafların arkadan vurulmasına imkân veriyor. Bu şekilde arkadan vurulanlar arasında Suriye'de Baas'a karşı özgürlük mücadelesini sürdürenlerle birlikte onlara destek veren ve içeriden de ihanet çetelerinin saldırılarına hedef olan Türkiye var.

Yerel ve Bölgesel İhanetçiler ve Beklentileri

Küresel emperyalizmin bölgeye yeniden şekil verme oyunlarını artık ciddi şekilde devreye soktuğu şu dönemde onunla gizli veya açıktan işbirliği yapanlar arasında muhtelif yerel ve bölgesel güçler var. Biz bunların başta gelenlerini ve beklentileriyle ilgili tahminlerimizi dile getirmek istiyoruz.

Bunların başında İran'ı zikretmeliyiz. Aslında küresel emperyalizmin Irak işgalinde ve bugün bölgedeki olaylara bu kadar etkili bir şekilde müdahale etme imkânı bulmasında bu işbirliğinin büyük payı var. İran'ın bu işbirliğinden beklentisi bölgede etki alanını genişletmesi ve Irak, Suriye ve Lübnan üzerindeki siyasal etkisini garantiye almaktır. İran bölgenin haritası yeniden çizilse bile kendisinin Akdeniz'e çıkan koridorunun korunmasını istiyor. Küresel emperyalizm, İran'la işbirliğini İslâm coğrafyasının merkeziyle ilgili denge politikasının da yararına görüyor.

Bu ihanette emperyalist güçlerle en tehlikeli işbirliği IŞİD tarafından yapılıyor. Onun beklentisini şimdilik keşfetmek biraz zor. Suudi Arabistan'ın kuruluşunun son aşamasında onun da dönemin IŞİD'i olduğunu göz önünde bulundurursak bu örgütün gerçek devlete dönüştürülme beklentisi olduğunu söyleyebiliriz. Cezayir'deki GIA tecrübesine baktığımızda da bu örgütün çekirdek kadrosunun da aynen GIA'nın çekirdek kadrosu gibi ihanet çetesinden oluşması ve işi bittiğinde de örgütü çöpe atması ihtimalinden söz edebiliriz.

İşbirliğinin tehlikeli bir cephesi de Suruç patlamasını bahane ederek Türkiye'ye karşı yeniden fiili savaş başlatan PKK ile onun Suriye kanadı PYD'dir. Suriye kanadıyla işbirliği tamamen açıktan ve IŞİD'le savaştığı gerekçesiyle yürütülüyor. PKK kanadıyla işbirliği ise kısmen açıktan kısmen gizlidir. Beklenen ise Kürt devleti hayalinin artık gerçeğe dönüşmesi. Ayrıca bölgenin haritasının yeniden çizilmesi aşamasında etnik kimliğin esas alınması suretiyle Suriye, Irak ve Türkiye'de Kürtlerin yaşadığı bölgelerin Büyük Kürdistan şeklinde birleştirilmesi ümidi verilmiş olması ihtimali yüksek. İran'la işbirliğinin bozulmaması için şimdilik İran sınırları içinde kalan bölgenin planın dışında tutulduğu söylenebilir.

İşbirlikçiler arasında paralel çetenin mutlaka zikredilmesi gerekir. Bu bazı ortak hesaplara binaen devam eden bir işbirliği niteliği taşıdığı gibi aynı zamanda siyasi iktidara karşı bir intikam savaşıdır.

Emperyalizm IŞİD'e Karşı Değil Onunla Yan Yana Savaşıyor

Emperyalizmin bu oyunda IŞİD'i bir düşman ve hedef olarak göstermesi tamamen taktiktir. Bu örgütün izlediği siyasetin ve sergilediği tavrın İslâmî hareketin imajına her yönden zarar verdiği ortada. Öte yandan savaşı da sanıldığı gibi bölgede İslâmî direnişle savaş halindeki güçlere karşı değil doğrudan İslâmî direnişe karşıdır. Bunu en başta taraftarlarına verdiği mesajlarda görüyoruz. Kendine İslam Devleti adı verdiğinden kurduğu sözde devlete beyat etmeyenleri mürtet sayıyor ve "mürtetlerle savaş kâfirlerle savaştan önce gelir" diyerek mensuplarını direniş güçlerine karşı savaşa sevk ediyor. İkinci olarak direniş güçlerine karşı açtığı cephelerde kararlı davranmasına ve onların "iç çatışma" olarak tanımlanan çatışmalarda kan kaybetmek istememelerinden yararlanarak ilerlediği halde Baas güçleri ve PYD karşısında aynı kararlılığı göstermiyor. Bu taktikle direniş güçlerinden aldığı bazı önemli stratejik noktaları PYD'ye ve Baas'a teslim etti. PYD'nin kuzeyde kantonlar oluşturabilmesi de bu ihanet sayesinde mümkün oldu.

Diğer yandan küresel emperyalizmin bu örgütü bahane ederek gönderdiği koalisyon güçleri görünüşte hedefe onu yerleştirirken gerçekte Baas güçleriyle savaş halindeki direniş güçlerini vuruyor. Bu arada zaman zaman "hata" bahanesiyle siviller de vuruluyor. O yüzden ABD öncülüğünde başlatılan uluslararası koalisyon savaşından dolayı IŞİD ciddi anlamda bir alan kaybetmediği gibi gücünü de artırdı. Çünkü bu saldırıyı kendisine meyilli ve olayların arka planını okumadan sadece heyecanla hareket eden, örgütün bölgede gerçekten bir İslâm devleti kurduğuna ve küresel emperyalizmle savaştığına inanan gençleri bölgeye çekmekte değerlendirdi. O gençlerin çekilmesi ise emperyalizmin en önemli amaçlarından birine hizmet etti. Küresel emperyalizm kendi çıkar hesapları açısından potansiyel bir tehdit ve hali hazırda da kontrol dışı bir tehlike olarak gördüğü bu gençleri yavaş yavaş imha etme fırsatı buldu.

Bütün bunlar küresel emperyalizmin IŞİD'le görünüşte karşı karşıya gerçekte ise yan yana savaştığını, bu savaştan herhangi birinin değil Baas zulmüne ve onu kurtarmak için İran'ın gönderdiği militanlara karşı savaşan güçlerle onların himaye ettiği sivil halkın zarar gördüğünü gözler önüne seriyor.

Türkiye'de Planlı Savaşın Fitili IŞİD'e Çektirildi

Bu ihanetçi işbirliği Türkiye'de de kendini gösterdi. Hazırlığı önceden yapıldığı ve fitilinin çekilmesi için bir gerekçeye ihtiyaç duyulduğu gelişmelerden gayet açık bir şekilde anlaşılan kirli bir savaşın fitili de IŞİD'e çektirildi. Suriye'nin kuzeyinde direniş güçlerinden aldığı bölgeleri PYD'ye teslim ederek onun orada bir hakimiyet alanı oluşturmasını sağlayan IŞİD aynı örgütün Türkiye kanadının önemli emeller için hazırlığını önceden yaptığı savaşın fitilini çekti. Eylemci elbette gerçekleştirdiği eylemin hangi amaçlara hizmet edeceğini bilmiyordu. Ama onu yönlendiren çekirdek kadronun bundan habersiz olduğunu sanmıyoruz. Savaşın hazırlığını çoktan beri yapmakta olduğu, projelerini hazırladığı anlaşılan ihanet çetelerinin eylemin hemen ardından pusuda bekliyormuş gibi harekete geçmeleri olayın bir tesadüf olmadığını gösteriyordu.

Maksat Kürt Devleti Değil Emperyalizme Yeni Karakol

Emperyalizmin bölgeyi yeniden şekillendirirken, ihanetçi örgütlerle de perdenin önünde veya arkasında işbirliği yaparken onlara "devlet" ümidi verdiği gerçeğini görmezden gelmek kendimizi yanıltmak olur.

Sudan'a karşı desteklediği Güney Sudan ve Endonezya'ya karşı desteklediği Doğu Timor savaşlarından daha yakın zamanda devletle çıkmış olması ona cesaret verdi ve bu tecrübelerini önemsiyor. O yüzden katil çetenin siyasi kanadıyla işbirliği yaparak bazı bölgelerde "öz yönetim" oyunu oynaması taraftarlarına cesaret verme amaçlı bir basamak oluşturma çabasıdır.

Bu ihanet çetesinin Suriye'de oluşturduğu kantonlar bölgede yeni bir güç ortaya koyacak ve bölge siyasetini etkileyecek bir devlet kurulması için yeterli değildir. O yüzden IŞİD çetesiyle perde arkasında kurulan işbirliği sayesinde Suriye kantonları oluşturulmasının ve buralarda bir etnik tasfiyeye gidilmesinin hemen ardından Türkiye'deki savaşın fitili çekildi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) lideri Mesut Barzani'nin belli ettiği rahatsızlık hazırlanan projeyi kabul etmesi için kendisine baskı yapıldığını gösteriyor. Çünkü onun Türkiye'yle işbirliğini PKK'nın bir maşası olmaya tercih edeceğini sanıyoruz.

Fakat şunu özellikle belirtelim ki küresel emperyalizmin ihanet çeteleriyle işbirliğinden yararlanarak çizmek istediği haritada kurdurmak istediği devlet gerçekte bir Kürt devleti değil kendi çıkarlarının bekçiliğini yapacak uzak karakoldur. Bunun örneğini yakın zamanda Eritre tecrübesiyle gördük.

Emperyalizm Güçlü Bir Türkiye İstemiyor

Aslında küresel emperyalizm Türkiye'nin böyle bir planı kabul etmeyeceğini ve ne pahasına olursa olsun ülke bütünlüğünü korumak için savaşacağını biliyor. Ama birkaç yıldan beri bu meselenin "çözüm süreci" formülüyle dondurulmasından dolayı ekonomik yönden büyük kazanımlar elde ettiğini ve bunları da önemli projelere aktardığını görüyor. Ondan dolayı bu ateşi yeniden alevlendirmek istedi. İki ihanetçi çetenin kirli hesaplarını da bu amaçla değerlendirdi. Birine Suriye'deki kantonları ve Irak'taki yerel yönetime baskı imkânını da bir ümit vesilesi olarak gösterip "Büyük Kürdistan" hayalini gerçekleştirmesi için destek vadetti. Diğerinin de intikam duygularını ve çöken ihanet yapısını yeniden düzeltme arzularını değerlendirdi.

Emperyalizmin Korkusu İslâm Aleminde Güç Birliği

Küresel emperyalizmin en önemli korkusu ise İslâm dünyasının yeniden güç birliği oluşturması ve güçlenen Türkiye'nin buna öncülük etmesi ihtimalidir. Emperyalizmin hizmetindeki medya organlarının son dönemde bu konudaki endişelerini çok açık ve saldırgan bir dille ortaya koyduğu dikkatlerden kaçmadı. Türkiye'nin İslâm dünyasında zulüm rejimlerinden kaçan siyasi liderlere kapı açması ve bu zulüm rejimlerine karşı siyasi mücadele yürüten muhalif güçlerin seslerini duyurmalarına fırsat vermesi de küresel emperyalizmin bu konudaki rahatsızlıklarını artırdı.

Bölmek İçin Değil Birleştirmek İçin Savaşmak Gerekir

Bugün Müslüman halkların küresel emperyalizm karşısında zayıf kalmalarının ve bu kadar çok fitne savaşıyla uğraşıyor olmalarının sebebi ümmet bütünlüğünü kaybederek, alt kimliklere dayalı devletçiklerle onlarca parçaya bölünmüş olmalarıdır. Bu bölünmenin haritasını da gerçekte Müslüman toplumlar değil onların başlarına musallat olan işbirlikçilerin kullanılması suretiyle emperyalist güçler çizmiştir. Bugün yine emperyalizmin oyunlarıyla yeni parçalara ayrılmak bu ümmetin her yönden zararına olacaktır. Dolayısıyla yeni bölünmeler için emperyalizme hizmet eden ihanetçi güçlerin bölünme amaçlı savaşlarına değil ümmetin yeniden birliğini sağlayacak, Müslümanların güç birliğinin önünü kesen sınırları ortadan kaldıracak mücadelelere destek vermek gerekir.

İrtibatlı Yazılar:

  • Bu bir ihanet savaşıdır
  • Bölme planı sadece Irak için mi?
  • ABD'nin iki maşası: PKK (PYD) = IŞİD (DAİŞ)
  • Suruç'a nereden gelindi?
  • IŞİD gerekçeli kanton ve koridor
  • Koalisyon IŞİD'le mi savaşıyor?
  • ABD tehdidi IŞİD tehdidinden büyüktür
  • Ümmetin Toparlanmasında Türkiye'nin Rolü
  • Irak ve Şam'ın Haritası Yeniden mi Çiziliyor?
  • Emperyalizmin fitne taktikleri
  • Musul'un IŞİD'e teslimi taktik miydi?
  • Turkeypost'un bizimle röportajı
  • Bölgesel sorunların odağındaki İran
  • "İran Emperyalizmi" ile imtihan
  • Libya'da Yaşananlar ve Türkiye
  • Yeniden ısıtılan Ermeni meselesi