Suruç'a nereden gelindi?

23 Temmuz 2015 Perşembe, Yeni Akit

Bundan yaklaşık bir ay önce 26 Haziran Cuma günü, üç farklı ülkede korkunç eylemler gerçekleştirildi. Birincisi Kuveyt'in başkenti Kuveyt şehrinde Şiilere ait İmam Sadık Camisi'nde Cuma namazı esnasında gerçekleştirildi. İntihar eylemcisinin gerçekleştirdiği açıklanan eylemde 28 kişinin hayatını kaybettiği, 220 kişinin de yaralandığı bildirildi. İkinci eylem, Tunus'un Suse şehrinde bir turistik otelde çoğu yabancılardan oluşan turistleri hedef aldı. En az 30 kişinin öldürüldüğü bu saldırıda da onlarca kişi yaralandı. Üçüncü eylem Fransa'nın Lyon şehrinde bir gaz fabrikasının işçilerini hedef aldı. Buradaki saldırıda bir kişinin başının kesildiği haberlerde vurgulandı. Bu saldırıda dikkat çeken bir şey de saldırganlardan birinin, medyada IŞİD veya DAİŞ kısaltmasıyla anılan ama kendini "İslâm Devleti" olarak tanımlayan örgütün bayraklaştırdığı flamayı taşıması ve kendinin bu örgüte mensup olduğunu ilan etmesiydi. Bu tür çıkışların ve o korkunç manzaralarının videolarının dünya kamuoyuna neşredilmesinin "İslâm devleti" kavramını ve o kavramla birlikte kullanılan sembolü kirletmekten başka bir amaç taşımayacağını ben şahsen birçok vesileyle dile getirdim, burada da hatırlatmakta yarar görüyorum.

Bu eylemlerin üçünü de IŞİD adlı örgüt sahiplendi. Böylesine korkunç saldırıları İslâm adına da insanlık ve insanî değerlere saygı duyan hiçbir anlayış adına da onaylamak mümkün değildir. Fakat asıl mesele böylesine bir vahşetle birlikte kirletilmesi amaçlanan kavramlara, değerlere ve sembollere atılan çamurdur. Dolayısıyla bu kavramları sahiplenerek böyle bir vahşeti icra edenlerle bu vahşet üzerinden o kavramlar aleyhine propaganda yapanların amaçları aynıdır. İkisi de aynı politikaya hizmet ediyor. Birbirlerine zıt cephelerde görünmeleri sonucu değiştirmez. Biri diğerine malzeme çıkarıyor.

Aynı günde birbirine yakın vakitlerde gerçekleştirilen bu eylemlerin üzerinden fazla zaman geçmeden Mısır'ın Sina bölgesinin kuzeyindeki Şeyh Zuveyd şehri çevresinde beş ayrı askerî noktaya baskın düzenlendi. Bu saldırılar askerlerle çatışmalara neden oldu. Ancak olayların ilginç bir yanı da cunta askerlerinin "çatışma çıktığı" iddiasıyla sivillerin bulunduğu bölgelere de ateş etmesi oldu. Bağımsız haber kaynakları tarafından verilen bilgilerde askerî araçların sivillerin yoğun olduğu bir caddeye rastgele ateş ettiği ayrıca havadan askeri uçaklarla yapılan saldırılarda da sivil hedeflerin vurulduğu ifade edildi. Resmî kaynaklarda çatışmalarda 25 askerin hayatını kaybettiği, saldırıları gerçekleştiren militanlardan da 70 kişinin öldürüldüğü iddia edildi. Ancak bağımsız kaynakların verdiği bilgiler öldürülenlerin bir çoğunun çatışmalarla ilgisi olmayan sivil vatandaşlardan olması ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyordu.

Sina'daki saldırı ve baskınları da daha önce kendini Ensaru Beyti'l-Makdis olarak adlandıran ancak şimdi Suriye'deki sözde "İslam Devleti"ne bağlandığı iddiasıyla adını "İslam Devleti Sina Vilayeti" olarak değiştirdiğini söyleyen örgüt üstlendi. Bu saldırıların da gerek Mısır halkına gerekse İslâmi mücadeleye zarar vermekten başka bir sonuç getirmeyeceği apaçık ortadaydı. Bu örgütün daha önce de Sina'da cuntanın çirkin politikalarına ve karanlık oyunlarına malzeme yapılan saldırılar gerçekleştirdiği biliniyor. Ama örgütün neyin nesi olduğu henüz tam aydınlığa kavuşmuş değil.

Sina'da bu olaylar yaşanırken IŞİD hesabına açıklama yapanların veya onların sözde haber sitelerine yorum ekleyenlerin Filistin'deki İslâmî harekete tehditler savurması dikkat çekti. Çok geçmeden, bayramın ertesi günü yani 19 Temmuz Pazar günü Gazze'de üçü Hamas ikisi de İslâmî Cihad Hareketi mücahitlerine ait beş aracın bomba patlatılarak tahrip edilmesi dikkat çekti. Her ne kadar üstlenen olmadıysa da araçların havaya uçurulması eylemlerinin tam da tehditlerin ardından gerçekleştirilmesi doğal olarak dikkatlerin IŞİD'e yönelmesine neden oldu. Filistin'de siyonist katillerin hesabına tehditte bulunan bir örgütün kime hizmet ettiğini tahmin etmek zor mudur?

Ve şimdi Suruç'ta 32 kişinin ölümüne 100'den fazla insanın yaralanmasına neden olan saldırının kimin çıkarına hizmet edeceğini de tahmin edebiliriz. Ama arka planla ilgili tespitlerimizi aktarmaya devam etmemiz gerekiyor.

Kargaşayı Türkiye'ye taşıma çabası

24 Temmuz 2015 Cuma, Yeni Akit

Suruç'taki eylem sadece Türkiye'nin aleyhine çalışanların işine yaramıştır. Hedef alınanların Suriye'ye geçmek üzere toplanmış olmaları ve bundaki amaçları sonucu değiştirmez. Dolayısıyla böyle bir eylemi gerçekleştirenler bombanın patlatıldığı kültür merkezinde toplananlardan önce Türkiye'yi, Türkiye'deki siyasi yapıyı ve istikrarı hedef almışlardır. Zaten eylemi yönlendirenlerin asıl ve öncelikli amaçları da buydu.

Aynı zamanda buradaki siyasi istikrara darbe vurmak, kendilerinin küresel güçlerle işbirliği içinde hayata geçirmek istedikleri ve sadece Türkiye'yi değil bütün bölgeyi etkileyeceğini düşündükleri planlarını biraz daha aktif bir şekilde devreye sokmak isteyenlerin ballarına yağ sürmüşlerdir. Bu gerçeği olay üzerinden tüm Türkiye'yi etkileyecek bir şiddet ve kargaşa dalgası çıkarmak istemelerinden de anlıyoruz.

O yüzden eylemi, onu gerçekleştiren kişinin ideolojik yapısından ve psikolojisinden değil böyle bir eyleme zemin hazırlayan örgütün ne işe yaradığından okumak gerekir. Bu örgütün ne işi yaradığı ve nerelerde kullanıldığı hakkında aylık Ribat dergisinin Ekim 2014 sayısı için "Emperyalizmin IŞİD Tuzağı" başlıklı bir yazı yazmıştım. Kişisel web sitemizden (www.vahdet.info.tr) de okuyabileceğiniz bu yazımızdan bir notu burada aktarmak istiyorum:

"IŞİD'in sadece dünyaya hükmetme iddiasındaki küresel güçleri değil aynı zamanda bölgedeki dikta rejimlerinin tümünü ittifak oluşturmaya ve ortak mücadele planı geliştirmeye zorlayacak kadar büyük bir güç olarak gösterilmesi gerçekte vakıayı mı esas alıyor yoksa bir oyun mudur? İşin içinde ciddi oyunlar olduğunu, örgütün böyle şişirmeye müsait hale gelmesini sağlayan aşamaları incelediğimizde çok daha belirgin bir şekilde görüyoruz."

Bu örgütün şişirilmesi aşamalarının yanı sıra her aşamada önemli bir fitne oyununda kullanıldığını görebiliriz. Ama tabii ki bu fitne oyunlarında kullanılmasında oyunları yönlendirenlerin sopalarına takılı görünerek değil o sopalara göğüslerini dayıyor görünerek fonksiyonlarını icra ediyorlar. Fakat önemli olan bu sopaların kullanılmasıdır. Onların görevleri de buna vesile olmak, gerekçe oluşturmak, zemin hazırlamaktır. Gerekçeleri tersinden oluşturma stratejisinin tarihte pek çok örneğine rastlamamız mümkündür.

Dolayısıyla bu eylemin asıl amacı bölgedeki kargaşayı Türkiye'ye taşımak ve siyasi istikrarı tamamen sarsmaktır. Bunda birbirine zıt cephelerde görünen iki şiddet yanlısı örgütün yani PKK ile IŞİD'in hesaplarının ve hedeflerinin birleşmesi de bu yüzdendir.

Birincisi amacını artık büyüttüğünün ve yeni planlar peşinde olduğunun mesajlarını zaten epeyden beri veriyordu. İkincisinin ise son dönemlerde bazı elemanlarının gözaltına alınmasının intikamı için aynı zamanda Türkiye'yi cezalandırdığı yönünde yorumlar yapılması da eylemin asıl hedefinin Suruç'ta toplanan kalabalık değil Türkiye olduğu kanaatini ortaya koyuyor. Ama gözaltına alınanların intikamı için bir cezalandırma yapma fikri sadece bu işte fail olarak devreye sokulanlar tarafından önemsenmiş olabilir. Onları sahaya sürenlerin asıl amaçları bölgenin haritasını yeniden çizme planlarının altyapısını hazırlamak için kargaşa ve fitneyi Türkiye'ye taşımak isteyenlere malzeme ve gerekçe oluşturmaktan başka bir şey olamaz.

Bu durum karşısında IŞİD'e yaptırılmak istenen fitili çekmektir. Olayın ikinci ve asıl aşaması bu fitilin çıkardığı yangını bütün Türkiye'ye taşımak için adeta tetikte bekliyormuş gibi harekete geçen ve yangını bütün bir ülkeye yaymak için fırsatı değerlendiren fitneci kesimin yaptığıdır. Çünkü o fitili çekenlere yaptırılan iş için belirlenen fonksiyon da zaten işte bu fitne yangınının alevlerini her tarafa yaymaktı. Dolayısıyla istenenin yapılması durumunda amaç gerçekleşmiş olacaktır.

Oyunu bozmak ise bu ülkeyi, bu ülkenin insanını önemseyen, istikrarın korunması gerektiğine samimiyetle inanan insanlara düşüyor. IŞİD'in vurduğu hedefle PKK'nın vurduğu hedefin aynı olduğunu ve her ikisinin de bölgeyle ilgili bazı kirli planların hayata geçirilmesi çabalarına hizmet ettiklerini gözden uzak tutmamalıyız. Bu oyunu bozmak, ülke halkını Suruç'ta gerçekleştirilen eylemin tuzağına çekmek isteyen ihanetçilerin hesaplarını bozmakla mümkün olacaktır.

İrtibatlı Yazılar:

  • Direnişe IŞİD darbesi
  • IŞİD gerekçeli kanton ve koridor
  • IŞİD üzerinden çevrilen dümenler
  • Irak'ta IŞİD bahaneli katliamlar
  • Musul'un IŞİD'e teslimi taktik miydi?
  • IŞİD oyunu gölgesinde katliamlar
  • Meşrulaştırmanın Gerekçesi IŞİD
  • Beyoğlu'ndaki IŞİD Dükkanları!
  • Türkiye'ye IŞİD Kumpası
  • IŞİD'li Strateji
  • Emperyalizmin IŞİD Tuzağı
  • Bahane IŞİD Hedef Direniş
  • Kafa Kesmeden İnsan Yakmaya
  • Dini Tekeline Almak: Tekfircilik
  • Sisi cuntasının Sina oyunları
  • İki ateş arasındaki Yermük
  • Irak ve Şam'ın Haritası Yeniden mi Çiziliyor?
  • Kavramların Tuzağına Düşmemeliyiz