Gazze'de Zaferi Perçinlemeliyiz

Mart 2009, Ribat dergisi

Gazze Bir Başlangıçtır

İsrail işgal devleti Gazze'ye önemli hesaplarla saldırı düzenlemişti. Bu hesaplarını saldırının başlangıç günlerinde açıkladı. Fakat hiçbirini gerçekleştiremeden tek taraflı ateşkes ilan etmek zorunda kaldı. Çünkü karşısında güçlü bir direniş vardı ve bu direniş engelini aşmasının kolay olmayacağını, askerlerini daha fazla zorlaması durumunda çok ciddi sarsıntılar yaşamaları ihtimalinin bulunduğunu görmüştü. Böyle olmakla birlikte direniş karşısında yenilgiyi de kabul etmedi ve İslâmî direnişin zaferinin kabul edilmesinin sadece kendisi için değil, bölgedeki tüm uzaktan kumandalı rejimlerin geleceği için de risk oluşturacağı mesajı vererek masa başı savaşta kendisine destek verilmesini istedi.

Bu sebeple Gazze'de Siyonist işgal devletinin saldırganlığına karşı cephede kazanılan zafer sadece bir başlangıçtır. Asıl zor dönem bu zaferden sonra başlamıştır. Cephedeki zafer, direnişin kararlı tutumuyla ve büyük fedakârlığa katlanmasıyla kazanılmıştır. Devamının gelmesi için tüm dünya Müslümanlarının onun yanında yer alması, destek vermesi, işgal devletinin saldırganlığına karşı onun kararlılığını sürdürmesine yardımcı olması gerekir.

Gazze bir başlangıçtır. Çünkü orada sadece Siyonist işgalcilere, direnişin aşılmasının kolay olamayacağı gösterildi. Ama bu bölge üzerindeki abluka ve kuşatma sona ermiş değil. Filistin toprakları üzerindeki Siyonist işgal aynen devam ediyor. Kutsal Mescidi Aksa'yı tehdit eden kazı çalışmaları sürüyor. Kutsal Kudüs şehrindeki Yahudileştirme faaliyetlerinin daha da etkili hale gelmesi için göçe zorlama işlemleri arttı. Batı Yaka bölgesindeki Yahudileştirme ve toprak gaspı sürekli yeni projelerle, gasp işlemleriyle hız kazanıyor.

Siyonist Tehdit Devam Ediyor

Filistin direnişinin kararlı mücadelesiyle işgalci Siyonistlerin Gazze'yi yeniden işgal etmeleri, orada kontrolü ele geçirmeleri ve planladıkları şekilde bölgeyi üçe ayırıp kendi tayin edecekleri kişileri iş başına getirmeleri engellendi. Ama Siyonist işgal devletinden kaynaklanan tehdit ve tehlike devam ediyor. Zaman zaman hava saldırıları, yeni yıkımlar, cinayetler ve yaralamalar gerçekleştiriliyor. Bunlar yapılmasa bile Siyonist işgal başlı başına bir tehdittir ve gerekli askeri tedbirlerin alınması için bu işgal yönetiminin varlığının devam ediyor olması bile yeterli gerekçedir.

Bu gerçeğin görülmesi Gazze'de direnişin bileğinin güçlendirilmesi ve zaferin daha da perçinlenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu gerçeğin görülmesi, Filistin direnişinin silahlanma ve savunma gücünü artırma hakkının tartışma konusu yapılmasının ne kadar anlamsız olduğunu görmemizi de sağlayacaktır. Çünkü bazılarının Filistin direnişinin silahlanma hakkını kullanmasının, işgalci Siyonistlere de saldırı gerekçesi oluşturduğu iddiasından yola çıkarak itirazda bulunduklarına ve güya bölgeye "barış"ın hâkim kılınabilmesi için İsrail'in taleplerinin kabul edilmesi gerektiği zannını öne çıkardıklarına şahit oluyoruz. Oysa barış ve istikrarın önündeki gerçek engel ve en büyük tehlike Siyonist işgal, saldırganlık ve silahlanmadır. Bu devam ederken Siyonist saldırganlıktan kaynaklanan tehditle karşı karşıya olanların silahlanma ve kendini savunmak için gerekli tedbirleri alma haklarını kullanmaları da engellenemez. Böyle bir şeye kalkışanların öncelikle Siyonist tehdidin ortadan kalkmasını, onların elindeki silahların imha edilmesini sağlamaları gerekir.

İşbirlikçi Medya Ateşkes İlan Etmedi

Dediğimiz gibi Siyonist işgal devleti, askeri saldırılarla hedeflerine ulaşmasının mümkün olmadığını ve daha fazla ısrarlı davranması durumunda bütün şartların aleyhine döneceğini anladığı için ateşkes ilan ettiyse de onun saldırganlığından kaynaklanan tehdit sona ermiş değil. Bunun yanı sıra işgalci Siyonistlerle ve onun arkasında duran çağdaş emperyalizmle işbirliği içindeki medya organları ise hiç ateşkes ilan etmedi. İşgalci saldırganlığa karşı meşru müdafaa hakkını kullanan Filistin direnişiyle savaş halindeki medya organlarının çok yönlü saldırıları devam ediyor.

Siyonist işgalciler askerî saldırılarında füzeler ve bombalar kullanırken, onlarla işbirliği içindeki medya organları da saldırılarında malzeme olarak yalan ve iftirayı kullanıyorlar. Dolayısıyla işbirlikçi medyanın saldırılarının amacına ulaşmasını engellemek için öncelikle onların yalan ve iftiralarına karşı tedbirli olmalı, zihinlerimizin bu tür yalan ve iftiralara hedef olmasına müsaade etmemeliyiz.

Siyonist işgalcilerin son Gazze saldırılarında işbirlikçi medyanın çok yoğun bir atağa geçtiğini ve her tarafta kamuoyunu etkileme amacına yönelik iftira kampanyaları başlattıklarını gördük. Bu durum Siyonist işgal devletinin Gazze savaşında hesaplarının tutmasını sağlamak için medyaya da önemli bir yatırım yaptığını gösteriyordu. Bunun en önemli göstergelerinden biri de Arap dünyasındaki bazı etkili yazarların bütün saldırı süresince ve sonrasında işgalci Siyonistlerin elçileri ve sözcüleri gibi çalışmalarıydı.

Siyonist işgal devletinin medya cephesindeki savaşında Türkiye'deki birçok medya organı ve mensubu da aktif olarak yer aldı. Bunların içinde muhafaza-kâr diye bilinen medya organları ve mensupları da vardı. Onları iyi tanımak, taşıdıkları "muhafaza-kâr" etiketlerine aldanmamak, gerçekte kime çalıştıklarını iyi görmek ve yeri geldiğinde de hiç çekinmeden gerçek yüzlerini teşhir etmek gerekir.

Belki önemsenmeyebilir veya dikkat çekmeyebilir ama basite alınamayacak bir tehlike olduğu için konuyla ilgili önemli bir hususa daha burada dikkat çekmek istiyoruz. İşgalci Siyonistler medya cephesindeki savaşlarını bir de bu iş için özel olarak görevlendirdikleri maskeli yorumcular vasıtasıyla sürdürüyorlar. Internette İslâmî camiaya ait haber portallarında zaman zaman Filistin davasıyla ilgili haberlere ve makalelere "Müslüman kılıflı" bazı şahısların İslâmî literatüre ait kavramları öne çıkaran birtakım yorumlar yazdıkları görülüyor. Bu yorumlarda Filistin'deki haklı ve meşru direnişin karalanmasına çalışılıyor. Fakat bu karalamalar Siyonist ağzıyla değil de sanki Müslüman penceresinden ve Müslüman bakışıyla yapılıyormuş intibaı veriliyor. Diğer kesimlerin haber portallarında da aynı türden yorumlar o kesimlerin bakış açılarındaki vurgular ve kavramlar öne çıkarılarak yapılıyor.

Gazze'ye yönelik yoğun saldırıların devam ettiği günlerde işgal yönetiminin, Internet haber portallarını dolaşarak Filistin'le ilgili haber ve makalelere yorumlar yazmaları için birçok kişiyi görevlendirdiğine ve bu iş için büyük miktarda para ayırdığına dair haberler çıkmıştı. O haberlerde gündeme getirilen planın uygulamasına son zamanlarda sıkça rastlıyoruz. İşin ilginç yanı ise bu yorumcuların maske kullanmaları ve girdikleri her haber portalının okuyucusunun siyasi temayülüne göre bir görünümle kendilerini lanse etmeleridir. İşte bu maskeli Siyonistlerin medya alanında yürüttükleri savaşa karşı uyanık olmak, onların medya cephesinde pusuya yatmalarına fırsat vermemek, pusuya yatanların atış yapmalarının engellenmesi için Web sitelerinin yetkililerine uyarıda bulunmak ve Siyonistlerin bu alandaki savaşlarını etkisiz hale getirmek gerekir.

Şunu unutmamak lâzım ki Siyonist işgalci tek cephede savaşmıyor. Ayrıca onun savaşı sadece Gazze'deki direnişe karşı değildir. Tüm İslâm âlemine, İslâm'a ve Müslümanlara karşıdır. Gazze'deki direniş de bütün dünya Müslümanları için bir savunma hattı, ribat çizgisidir. Bu çizginin korunabilmesi için mücadelenin bütün cephelerde etkili bir şekilde sürdürülmesi gerekir. Medya cephesi de bunlardan ve en önemlilerinden biridir. Internetin yaygınlaşmasından sonra medya cephesinde mücadelenin imkânları genişlediği gibi risk oranı da arttı. Dolayısıyla Filistin'deki direnişe aktif bir şekilde katkıda bulunmak isteyenlerin özellikle medya cephesine önem vermeleri ve Internet hattını da çok iyi değerlendirmeleri gerekir. Siyonist işgalcilerin maskeli yorumcularını bu cepheye sürmeleri ve onları beslemek için önemli miktarlarda paraları gözden çıkarmaları karşısında bizim de harekete geçmemiz, onların pusuya yattığı noktaları iyi keşfetmemiz ve karşı atakla onları etkisiz hale getirmemiz gerekir.

İslâm Âlemi Gazze'nin Elinden Tutmalı

Gazze'de zaferin perçinlenmesinin en önemli şartlarından biri de Siyonist vahşetin yol açtığı yıkımın izlerinin ortadan kaldırılması, mağdur edilen insanların ellerinden tutulması ve yaralarının sarılması için kendilerine yardımcı olunmasıdır.

Saldırının mağdur ettiği insanların yaralarının sarılmasını engellemeye çalışanların bu amaçla çeşitli oyunlara başvurduklarını görüyoruz. En başta yapmaya çalıştıkları da yardımların sabote edilmesidir. Bu amaçla, oradaki mazlum insanların yaralarını sarmak için hızla harekete geçen ve büyük çalışmalar gerçekleştiren insanî yardım kuruluşları hakkında şüpheler uyandırmaya çabalıyorlar. Geçmişte ortaya çıkmış ve Gazze'nin yardımına koşan söz konusu kurumlarla da bir ilgisi olmayan söylentilerden yararlanarak yardımların yerine ulaşıp ulaşmadığı hakkında zihinleri bulandırmaya çalışıyorlar. Yine Gazze ve geçiş kapılarıyla ilgili olumsuz şartları istismar ederek yardımların ulaşıp ulaşmadığı hakkında çeşitli tereddütler oluşmasına yol açmak için uğraşıyorlar.

Bütün bu oyunlara aldanmamak ve güvendiğimiz yardım kuruluşlarının, bizim oradaki mağdur insanlara yardımlarımızın ulaşması için kullanacağımız sağlam köprüler olduğunu unutmamak gerekir. Şunu da unutmamalıyız ki o insanların elinden tutmak, ayağa kalkmalarını sağlamak, kendilerine gelmelerine yardımcı olmak, işgalci Siyonistlerin saldırganlığı karşısında kararlılıklarını koruyabilmeleri için kendilerine destekçi olmak tüm Müslümanların görevidir.

Bu arada, Siyonist saldırganlığın mağdur ettiği insanların elinden tutulmasını engellemeye çalışan sabotajcıların medyadaki sinsi yorumcular gibi maske kullandıkları da dikkatten kaçmamalı. Bu gibilerin kullandığı maskeler ise "ben de Filistin halkının yanındayım ama…" türünden ibarelerdir. Dikkat ederseniz sözünün başında Filistin halkının yanında olduğunu iddia eden bu tipler, "ama" kelimesinden sonra kafaları bulandırmak, zihinlerde çeşitli soru işaretleri oluşturmak için her türlü sinsiliğe de başvurmaktadır. İşte bu tiplerin maskelerine kesinlikle aldanmamak, o maskelerin gizlediği asıl yüzleri çok iyi görmek gerekir. Asıl yüz ise "ama" kelimesinden sonra gelen ibarelerde ve cümlelerde gizlidir. Bu ibarelerin ve cümlelerin içinde saklanan niyet ve maksadı iyi tetkik ederseniz maskenin gizlediği o çirkin yüzü de kolayca keşfedebilirsiniz.

Masa Başı Direnişe de Destek Verilmeli

Cephede askeri saldırılarla, katliam ve yıkımlarla amacına ulaşamayan Siyonist işgal devleti "ateşkes" konusundaki pazarlıklarla ve dayatmalarla Filistin direnişine baskı yapılmasını sağlamak, onu oyuna getirmek için yoğun çalışma yürütüyor. Bu amaçla başta Mısır yönetimi olmak üzere Arap dünyasındaki uzaktan kumandalı bazı yönetimleri de devreye sokmuş durumda. Ayrıca BM'den, Avrupa Birliği'nden, NATO'dan ve daha başka uluslararası organlardan Filistin direnişine dayatma yapılması için yararlanıyor. İşgalci Siyonistlerle işbirliği içindeki medya organlarının ateşkes ilan etmemesinin en önemli amaçlarından biri de söz konusu baskı ve dayatmaların etkili olmasını sağlamaktır.

Bütün bunlardan anlıyoruz ki Filistin direnişi savaş cephesinde olduğu gibi masa başı tartışmalarda, ateşkes pazarlıklarında da sadece Siyonist işgal devletine karşı değil onun arkasında duran bütün emperyalist güçlere ve onların güdümündeki yerli işbirlikçilere karşı savaş vermektedir. Böyle zor bir savaşta Filistin direnişinin yalnız bırakılmaması, kendisine sahip çıkılması, destek verilmesi, kararlılığını koruyabilmesi için yardımcı olunması gerekir.

Filistin direnişi, Siyonist işgalcilere askeri cephede kaptırmadığını masa başında da kaptırmamak için kararlıdır. Onun için Siyonist saldırıların kesin bir şekilde ve tamamen durdurulması, Gazze üzerindeki ambargonun da bütünüyle kaldırılması şartlarının kabul edilmemesi durumunda ateşkes konusunda herhangi bir anlaşmaya varmayacağını bildirmiştir. Fakat İslâm dünyasının da onu yalnız bırakmaması, mücadelesine destek vermesi, sergilediği tavrı iyi anlaması ve o tavra sahip çıkması gerekir.

Biz Allah'ın izniyle bu konuda bilgilendirme ve tahlil çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Okuyucularımıza konuyla ilgili gelişmeler hakkında yapacağımız değerlendirmeleri Web sitemizden (www.vahdet.info.tr adresinden) takip etmelerini tavsiye ediyoruz.

İrtibatlı Yazılar:

  • Yardım Sorumluluğu
  • Ramazan'da Kuşatmayı Yaralım
  • Filistin Cephesinde Savaş Sürüyor
  • Cephede Yenilen Düşman Yeni Oyunlar Peşinde
  • Ateşkes Sonrası Gazze
  • Hisar, Nâr, Dimâr ve İ'mar