10 Aralık 2015 Perşembe, Yeni Akit
İran-ABD ittifakıyla Irak'ta hükümetin başına geçirilen Nuri El-Maliki'nin bataryasının artık şarj edilemediğinin görülmesi üzerine onun çöpe atılmasının ardından yerine Haydar El-Ibadi diye adlandırılan adam geçirilmişti. Seçimle iş başına geldiğini söyleyen Nuri El-Maliki'nin bu değişikliğe biraz itirazı olduysa da yapacağı bir şey yoktu. Eğer birilerinin kirli ittifakıyla bir yerle getirilmişsen, seni kullananlar işe yaramadığını, iyice eskidiğini, bataryanın bile şarj edilemediğini gördüklerinde çöpe atarlar. Hiçbir şey de yapamazsın. Ama bu gerçeğin gözlerinin önünde durmasına rağmen, aynı ittifak tarafından iş başına getirilen Abâdi halefinin başına gelenlerden ibret almadı. Çünkü oturtulduğu koltuk tatlı geliyordu. Fakat o koltuğa oturduktan sonra yapabileceği tek şey kendisini koltuğa oturtanların talimatlarını yerine getirmekti. Bu sıralarda normalde Irak'a hiçbir yarar sağlamayacağını bildiği halde Türkiye'yle gerginlik sürecine girmesinin sebebi de budur. Çünkü Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için bütün araçları kullanmaya çalışan Putin sadece Suriye'de değil İslâm coğrafyasıyla ilgili tüm hesaplarında sadece işbirliğine değil aynı zamanda ortaklığa girdiği İran vasıtasıyla ona böyle bir talimat verdi.
Haydar El-Ibadi denen adam hükümetin başına geçtiği ilk dönemde Tunus'ta Zeynelabidin bin Ali'nin ilk zamanlarında uyguladığı taktiği uygulama yoluna gitti. Yani biraz uzlaşmacı ve demokrat görünmeye çalıştı. O yüzden eski çapulcu Maliki'nin yaptığı gibi sürekli tehditçi olmak yerine yapmacık da olsa ara sıra gülümsemeyi tercih ediyordu. Ama bu sıralarda kendisine verilen görev gereği suratını, ismini yine Rus bir general olan Mihail Kalaşnikov'dan alan silah modeline çevirerek Türkiye'ye karşı poz vermeye çalışıyor. Bunda her ne kadar Rusya'nın planlarına hizmet ediyorsa da sırtını ABD-İran ittifakına dayamasından cesaret alıyor. Çünkü bu kirli ittifakın desteği olmasa Putin'in kendisine bir şey yapamayacağını bilir.
İran'ın ABD ile kurduğu ittifaktan da yararlanarak Irak'ı sadece bir arka bahçe edinmekle kalmadığını aynı zamanda bölgeyle ilgili tüm askerî faaliyetlerini organize etmek için bir üs edindiğini artık herkes biliyor. Bu üsten sadece Irak ve Suriye'yle ilgili faaliyetlerini değil Yemen'de eski diktatör Ali Abdullah Salih'le işbirliği yaparak hakimiyet savaşı veren Husi fitnesine destek işlerini de yönettiği tahmin ediliyor. Kasım Süleymani, İran'ın Suriye, Irak ve Yemen'e dönük fitne savaşlarında istediği gibi milis güçlerini artırıyor. Suriye'ye ve Yemen'e göndereceği Şii milisleri eğitmek için Irak'taki üslerinden keyfine göre yararlanabiliyor. Ama El-Ibadi'nin bunlara en ufak bir itirazı dahi olmuyor. Olamaz çünkü her ne kadar Irak'ın başbakanı bu adam, cumhurbaşkanı da adını çok az duyduğumuz Fuad Masum olsa da kan içici Kasım Süleymani her ikisini de aşan yetkilere sahiptir. Bu adam şimdi ABD işgal güçlerinin komutanı gibidir. Hatırlanacağı üzere ABD işgal güçlerinin varlığını sürdürdüğü dönemde de şekli olarak bir siyasi iktidar oluşturuluyordu ama işgal güçleri komutanının yetkileri o iktidarın yetkilerinin üstündeydi. Şimdi askerî işgal İran'a geçti. Ama ABD-İran ittifakı işgal güçlerinin başkomutanı vasıtasıyla ülkedeki siyasi iktidara yön veriyor. Dolayısıyla ülkedeki hükümetin başında duran adamın bağımsızlık numarasıyla Türkiye'ye kafa tutması kendisine verilen talimatın bir gereğidir.