Viyana'da "siyasi çözüm" toplantısı

30 Ekim 2015 Cuma, Yeni Akit

Türkiye'de gündem artık büyük ölçüde seçime kilitlendiğinden dünyadaki gelişmeler çok dikkat çekmiyor. Bu belki seçimlerin gerçekleştirilmesine, sonuçlarının ortaya çıkmasına ve yeni siyasi yapının nasıl olacağı konusunun netlik kazanmasına kadar böyle sürecektir.

Fakat bu arada dünyada da önemli gelişmeler oluyor. Bunlardan biri de birkaç günden beri konuşulan ve bugün Avusturya'nın başkenti Viyana'da gerçekleştirilen Suriye'yle ilgili uluslararası toplantı.

Suriye'yle ilgili daha önce de muhtelif uluslararası toplantılar düzenlendi. Bundan önceki son toplantılar da Cenevre'de olmuştu. Silahların susması, katliamların durması ve devam eden soruna çözüm bulunması konusunda bir şey ortaya koymayan bu toplantılar bir süreden beridir askıya alınmıştı.

Bugünkü Viyana toplantısı öncekilere nispetle çok daha kapsamlı. Amacının da Suriye meselesine siyasi çözüm bulunması için artık daha ciddi bir adım atılması olduğu öncesinde yapılan açıklamalarda dile getirildi. Bu açıklamalar karşısında, "Suriye halkının diktatörlüğün son bulması için meydanlara çıkması karşısında zalim Esed'in sergilediği tutum büyük bir tehlikenin çanlarını çaldığı halde neden hiçbir ciddi adım atmadınız?" sorusunu sorma hakkımız var.

"Kan dökülmesin, katil Esed'e dur denilsin, meseleye siyasi bir çözüm bulunsun?" çağrıları yapanları, ABD'yi Suriye'yi işgal etmeye çağırmakla suçlayan borazancılara göre bugün İran'ın, Suriye'yi işgal etmesinden sonra "siyasi çözüm" arandığının iddia edildiği uluslararası toplantıya işgalci ülke sıfatıyla katılması belki de çözüm arayışına ortak olma çabasından başka bir şey değildir.

Viyana toplantısına katılanların başında IŞİD bahanesiyle Suriye'ye askerî operasyon yapmak amacıyla uluslararası koalisyon oluşturan ABD ile yine IŞİD'i bahane edip katil Esed rejimini kurtarmak için hava operasyonu başlatan Rusya yer alıyor. Dikkat edilirse her ikisi de, direniş karşısında köşeye sıkışan Baas diktasının önünü açmak için askerî yönteme başvuran ve aynı zamanda küresel emperyalizmin başını çeken iki güç. Şimdi siyasi çözüm arayışının da başını çekiyorlar.

Bilindiği üzere meseleden, ekonomik ve toplumsal yönden Suriye'den sonra en fazla etkilenen ve mağdur edilen insanlara en fazla sahip çıkan ülke Türkiye'dir. Dolayısıyla mesele Türkiye'yi yakından ilgilendirdiği için Viyana toplantısına da katılıyor. Arap dünyasından katılan ülkelerin başında Suudi Arabistan yer alıyor. Ayrıca Ürdün, Lübnan ve Mısır Dış İşleri bakanları da katılıyorlar. Avrupa ülkelerinden de İngiltere ve Fransa başta olmak üzere birçok ülke iştirak ettiği gibi Avrupa Birliği de müstakilen temsil ediliyor.

Viyana toplantısında işgalci İran'ın da temsil edilmesi istendi ve onu da çağırdılar. Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu onun çağrılmasına tepki gösterdi ve İran'ın katılmasının siyasi çözümün önünü tıkayacağını ileri sürdü. Fakat muhtemelen toplantıyı organize edenler fiili işgali sürdüren devletin yer almaması durumunda siyasi bir çözüm üretmenin de zor olacağını düşünerek onun katılması gerektiğine karar verdiler. Tabii toplantının başını çeken Rusya'yla sadece Suriye'de değil birçok meselede hesaplarının ortak olmasının ve ABD ile de perde arkasındaki ilişkilerini artık perdenin önüne taşımış olmasının da İran'ın katılmasının sağlanmasında önemli rolü var. O da herhangi bir ön şart ileri sürmeden Dış İşleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif başkanlığında bir heyetle katılacağını bildirdi. Bu toplantı aynı zamanda İran'ın temsil edildiği Suriye meselesiyle ilgili ilk uluslararası toplantı niteliği taşıyor. Böyle bir toplantı olayların başlangıcında, henüz kan akıtılmadan, "siyasal çözüm" bulunsun çağrısıyla yapılsaydı, İran ve yardakçıları belki de bunu dışarıdan müdahale olarak lanse edeceklerdi.

Suudi Arabistan yönetimi toplantı öncesinde yaptığı açıklamada siyasal çözümü önemsediğini dile getirerek Viyana toplantısının aynı zamanda Rusya ve İran'ın siyasal çözümde samimi olup olmadığını ortaya koyacağına dikkat çekti.

"Siyasi çözüm" tartışmalarında ele alınan hususları ve bu yöndeki çabaların gerçekten bir çözüm getirmesi ihtimalinin bulunup bulunmadığı hakkındaki kanaatlerimizi aktarmak için inşallah konuya müteakip yazımızda da devam edeceğiz.

Viyana toplantısı çözüm getirecek mi?

31 Ekim 2015 Cumartesi, Yeni Akit

Bu yazıyı yazdığımda Viyana'da Suriye'deki meseleye siyasi çözüm bulma iddiasıyla bir araya gelen güçlerin toplantısı devam ediyordu. O yüzden bu konuda nelerin konuşulduğu, ele alınan konuların hangileri üzerinde ihtilaf ve hangileri üzerinde ittifak hâsıl olduğu hakkında henüz bir bilgi verilmemişti. O yüzden toplantı öncesinde yapılan açıklamalara dayanarak nelerin konuşulacağı, bu hususlarda kimlerin ne gibi tavırlar sergilediği hakkındaki bilgileri ve bu tavırlardan siyasi çözüme ulaşılması ihtimalinin ne düzeyde olduğu hakkındaki kanaatlerimizi aktaracağız.

Siyasal çözümle ilgili tartışmaların ana konusunu "Esed'li mi olacak Esed'siz mi?" sorusu oluşturuyor. Suudi Arabistan Dış İşleri Bakanı Adil Cubeyr 28 Ekim Çarşamba akşamı Riyad'daki basın toplantısında Suriye'de Esed'in geleceği olmadığını onun siyasi veya askerî yolla gönderileceğini söyledi.

Gelişmelerden ve sergilenen tavırlardan anlaşıldığına göre Rusya ve İran'ın Esed'i çöpe atmaları hiç de ihtimal dışı değil. Şimdiye kadar desteklemeleri ona âşık olmalarından değil Suriye'deki çıkarlarını korumada kendisine ihtiyaç duymalarından kaynaklanıyordu. Şimdi de zaten Baas kontrolünde görünen bölgelerde fiili işgal var. Bu bölgelerde Esed'in siyasi sultası da sadece prosedürden ibarettir. İran Dış İşleri Bakan Yardımcısı Emir Abdullahiyan'ın kendilerinin Esed'in sonsuza kadar kalmasında ısrarlı olmadıklarını söylemesi bu açıdan dikkat çekicidir.

Fakat Suriye'deki çıkarlarını garantiye almadan ondan vazgeçmeleri de mümkün görünmüyor. İran heyetinin siyasi çözüm aşamasında Esed'e altı ay süre tanınmasını istemesi de bu sebepledir. İran heyetinin bir yandan böyle süre talep ederken diğer yandan şimdilik Esed'in alternatifi olmadığını iddia etmesi düşündürücü. Böyle bir iddiada bulunulmasının sebebi siyasi alternatif olmaması değil şu an askerî işgali sürdüren İran'ın çıkarlarını garanti edecek bir alternatif bulamamış olmasıdır.

İranlı yetkililer aynı zamanda IŞİD'e karşı savaşta Esed'e destek verilmesinin kendileri için öncelikli konu olduğunu söylediler. Bu açıklamaları da kazıklarını sağlam çakmadan Esed'in kuyruğunu bırakmaya niyetli olmadıkları anlamına geliyor. Böyle bir talepte bulunmalarının en önemli amaçlarından biri katil Baas rejimine verilecek askerî desteğe ve gerçekleştirilecek silahlı saldırılara tamamen "IŞİD'e karşı savaş" görünümü vermektir. Böylece diktaya karşı halkın özgürlüğü için mücadele eden tüm direniş gruplarını IŞİD kategorisine sokma oyunu oynamak ve bu oyunda küresel emperyalizmin bütün kanatlarıyla birlikte hareket etmek istiyorlar.

Bütün bu mesajları değerlendirdiğimizde ABD'nin, İran'ın Viyana'daki toplantıya katılmasına itiraz edilmemesi için büyük çaba harcaması, Suudi Arabistan'ı bu konudaki itirazlarından vazgeçmeye ikna için kralla ve Dış İşleri Bakanıyla irtibata geçmesi Irak'takine benzer bir oyun oynaması ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Ama Suudi Arabistan'ın Irak'taki tecrübeden ders çıkarmayıp Suriye konusunda da ABD trenine binmeyi hızla kabul etmesi düşündürücü. Gerçi "kabul etmeseydi ne yapabilirdi, bu şekilde kabul etmiş görünerek en azından kendi tavrının da dikkate alındığı görünümü veriyor" denebilir.

Fakat şunu da bilmek gerekir ki Suriye'de bugün İran işgaline karşı fiili savaşı direniş örgütleri sürdürüyor. İşgalci tarafı önemseyen ve onun katılmasını gerekli gören ama ona karşı sürdürülen direnişi yok sayan siyasi formülün bir çözüm getirmesi mümkün görünmüyor. Ancak küresel emperyalizmin yerli ihanetçilerle de işbirliği yaparak, "siyasi çözüm" görünümü verilen formülü askerî yönden de desteklemek suretiyle yine şiddet yönteminden yararlanarak uygulama niyetinde olduğu hissediliyor. Buna da "IŞİD'e karşı savaş" görünümü vererek Irak'takine benzer bir taktik uygulama hazırlığı içinde oldukları, bu taktikte de küresel ve bölgesel emperyalizmin farklı kanatlarının ittifak kurduğunu gelişmeler ve sergilenen tavırlar ortaya koyuyor. İşte bu oyunu şimdiden görmek, Suriye'deki Baas rejimine ve onun arkasında duran işgal güçlerine karşı savaşan gücün IŞİD olmadığını, orada emperyalizmin hesaplarını oturtma amacıyla gerçekleştirilmesi muhtemel saldırılarda da onun hedef alınmayacağını bilmek gerekir.

İrtibatlı Yazılar:

  • Suriye boşaltılıyor mu?
  • Şeytanın ordusu Suriye'de
  • Suriye'de ortak oyun
  • Suriye'de "güvenli bölge" planı
  • ABD'nin iki maşası: PKK (PYD) = IŞİD (DAİŞ)
  • Küresel Zulme Küresel Terör Kılıfı: IŞİD
  • ABD tehdidi IŞİD tehdidinden büyüktür
  • Koalisyon IŞİD'le mi savaşıyor?
  • Direnişe IŞİD darbesi
  • IŞİD kimlere çalışıyor?
  • IŞİD gerekçeli kanton ve koridor
  • IŞİD üzerinden çevrilen dümenler
  • Suriye'de katliamların Eylül bilançosu
  • Avrupa'da mülteciler sorunu
  • Avrupa'ya İnsan Seli
  • İki ateş arasındaki Yermük
  • "İran Emperyalizmi" ile imtihan
  • Bölgesel sorunların odağındaki İran