28 Aralık 2007 Cuma, Vakit gazetesi
Eskiden yol kesen eşkıyalar olurdu. Özellikle dar geçitlerde veya kaçış imkânının olmadığı yerlerde kervanlara pusu kurar, ticaret kervanları oradan geçerken baskın düzenler, bütün ticaret mallarına el koyar ama sahiplerini yine ticarete dönüp o geçitten mal geçirecek kadar servet biriktirmeleri için evlerine gönderirlerdi. Kefen soyucular olurdu. Kabristanları gözetler, bir ölü getirildiği zaman gece gider onun kabrini açar, kefenini çıkarır, sonra da bir başka ölüye sarılıp tekrar aynı kabristana getirilmesi böylece mal akışının sağlanması için pazarda satarlardı.
Günümüzde eşkıyalık metotları değişti. Her şey modernleştiği, teknolojik imkânlara göre şekil aldığı gibi eşkıyalık da modernleşiyor. Bunların en vahşice ve en vicdansızca olanlarından biri de çocuk eşkıyalığıdır. Çocuk eşkıyalığının değişik amaçları var. Ama hastaneye götürülen bebeklere, AIDS'le ilgili yeni tedavi araştırmalarında denek olarak kullanılmaları için AIDS virüsü bulaştırılması tarzındaki bir çocuk eşkıyalığını Fransa'nın himaye ettiği hemşirelerin ve onların başındaki bir doktorun gerçekleştirdiği görüldü. Fransa'nın himaye ettiği diyoruz, çünkü bu hemşireler ve başlarındaki doktor Libya'da söz konusu suçtan mahkûm edildiklerinde cezalarını Bulgaristan'da çekmeleri üzere bu ülkeye teslim edilmeleri için en çok Fransa yönetimi uğraşmıştı. Bu işle cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, şimdi kendisinden boşanmış olan eski eşi Bayan Cecilia şahsen ilgilenmiş ve Fransa yönetimi Libya'ya önemli yardım vaatlerinde bulunarak bebeklere AIDS virüsü bulaştırmaktan mahkûm edilenlerin Bulgaristan'a teslimini sağlamıştı. Teslim anlaşmasına göre suçlular, cezalarının kalan süresini Bulgaristan'da çekeceklerdi. Ama Bulgaristan cumhurbaşkanı daha suçlular havaalanına inmeden onları affettiğini açıkladı ve bebek katilleri havaalanında çiçeklerle karşılandılar. Biz bu konuyu daha önce ayrıntılı yazdığımızdan burada sadece kısa notlarla hatırlatma yapmayı yeterli görüyoruz. (Konuyla ilgili ayrıntılı bilgiler içeren yazılarımızı Web sitemizde yani www.vahdet.com.tr adresinde bulabilirsiniz.)
Bu konuyu hatırlatmamızın sebebi ise Fransa'nın yeni bir çocuk eşkıyalığı olayına müdahalesi. Altı Fransa vatandaşı, Çad yargısı tarafından Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinden çocuk kaçırdıkları için sekizer yıl hapis ve ağır işlerde çalıştırılma cezasına mahkûm edildi.
Darfur'dan ve bu bölgeden Çad topraklarına geçen mültecilerin kaldığı kamplardan çocuk kaçırıldığı daha önce de gündeme gelmiş ve çeşitli insan hakları kuruluşları tarafından da tepki gösterilmişti. Bu uyarılar ve tepkiler üzerine harekete geçen Çad emniyeti bazı eşkıyaları tespit ederek yargıya sevk etti. Bunlardan eşkıyalığa karıştıkları kesinleşenlerden mahkûm edilenler oldu.
Fransa hükümeti şimdi çocuk eşkıyalığı yaptıklarının kesinleşmesi sonucu sekizer yıl hapis ve ağır işlerde çalıştırılma cezasına mahkûm edilen vatandaşlarının kendisine teslim edilmesini istiyor. Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Bayan Pascal Inderiana'nın yaptığı açıklamaya göre Fransa Dışişleri Bakanlığı mahkûm edilen altı vatandaşlarının kendilerine teslim edilmesi için N'Djamena (Çad) hükümetine iletilmek üzere bir öneri hazırladı. Sözcünün iddiasına göre iki ülke arasında 1976'da imzalanan yargı işbirliğine dair anlaşma gereğince Fransa vatandaşlarının işledikleri suçların cezalarını ülkelerinde çekmeleri için bu ülkeye teslim edilmeleri gerekiyormuş. Çad'ın böyle bir talebe itiraz etmesi ihtimali görünmüyor. Zaten Fransa yönetimi de kendi vatandaşlarından mahkûm edilenleri almak için 1976 tarihli anlaşmasının verdiği yetkiyi yeterli görüyor ve Çad'la, Libya'yla girdiği gibi bir pazarlığa girme ihtiyacı da duymuyor.
Suçluların teslim edilmesi durumunda ne olacak? Biz de bu soruya yazımızın başında cevap vermek amacıyla Libya'da bebeklere AIDS virüsü bulaştırılması olayını öncelikle hatırlattık ve sahnelenmiş bir senaryoya dikkatinizi çektik. Afrika'da çocuk eşkıyalığı yaptıkları için Fransa'ya götürülecekler hakkında icra edilecek senaryo da Bulgaristanlı hemşireler hakkında uygulanandan çok farklı olmayacaktır. Fransa'nın çocuk eşkıyaları havaalanında bizzat cumhurbaşkanı tarafından çiçeklerle karşılanırlar mı bilmiyoruz. Ama cezalarının kalan kısmını Paris'in barlarında, eğlence merkezlerinde ve lüks lokantalarında çekecekleri kesindir.
Çağdaş Fransa'nın ve çağdaş Batı'nın insan haklarına ve özelde çocuk haklarına yaklaşımını bir de bu pencereden bakarak incelemeye ne dersiniz?