Yazı Isıtanlar

15 Haziran 2002 Cumartesi, Vakit

Yazın sıcağının artmasına paralel olarak İslam coğrafyasının hareketli bölgelerinde sıcak gelişmelerin artması dikkat çekmektedir. İslam coğrafyasındaki en hareketli bölgeler ise yine Filistin, Keşmir ve Çeçenistan. Gelişmeler son dönemde bu bölgeler üzerinde yoğunlaştığından sürekli buralar hakkında yazılar yazmak zorunda kaldık. Ne var ki, buralarda hareketlilik ve şiddetin harareti düşmeyip artıyor. Dolayısıyla bu haftaki yazımızda buralardaki son gelişmelere temas etme ihtiyacı duyuyoruz.

Filistin'de siyonist saldırganların vahşeti uzatmaları bu meselenin, kamuoyunun nezdinde yeniden rutin olay olarak algılanmasına sebep oldu. Dolayısıyla Filistin'le ilgili olarak haberlere yansıyan hadiseler, yorumlara yansıyan bilgiler pek fazla duyguları harekete geçirmiyor. Oysa işgalci saldırganların vahşi tutumlarında hiçbir değişiklik olmamıştır. İşgalciler Filistinlilerin direniş güçlerini kırmak amacıyla son dönemde, eşkıya baskınlarını artırarak psikolojik yıpratma amaçlı saldırılara ağırlık vermeye başladılar. Bu saldırılarda zaman zaman cinayetler de gerçekleştiriyorlar. Ancak daha çok evlere baskınlar düzenleyerek, insanları evlerinden alıp esir almaya, sonra da esir kamplarına götürüp işkence yapmaya, ev baskınları esnasında evlerin eşyalarına zarar vermeye, zaman zaman içinde aranan kişilerin bulunduğu iddiasıyla birtakım evleri ve sosyal müesseseleri yıkmaya ağırlık veriyorlar. Bu uygulamalarıyla Filistin direnişini yıpratabileceklerini umuyorlar. Fakat işgal devleti, bütün bu saldırganlığına rağmen Filistin direnişinin gene de zaman zaman kendisine oldukça ağır darbeler indiren eylemler gerçekleştirmesi karşısında şaşkına dönüyor. İsrail işgal devletinin en önemli sıkıntısı ise Filistin topraklarına yerleştirilen yahudilerin tersine göçlerinin her şeye rağmen bütün hızıyla devam etmesi. Bu durum karşısında Filistin direnişine daha ağır darbeler indirmek için Amerikan emperyalizmiyle yeni işbirlikleri yapmak istiyor. Fakat bunu başarabilmesi için dünya gündemini köklü bir şekilde etkileyecek, bütün herkesin dikkatini üzerine çekecek bir gelişmeye ihtiyaç duyuyor. İşte son zamanlarda Pakistan'la Hindistan arasındaki gerginliğin artırılması bu açıdan işgalci siyonistlerin hesaplarıyla da ilgilidir.

Pakistan-Hindistan arasındaki gerginlikte çağdaş emperyalizmin parmağının olduğu artık açık ve net bir şekilde ortaya çıkmıştır. Çünkü bu iki devletin aralarındaki problemleri çözebilmek için birbirlerine yaklaştıkları, karşılıklı olarak üst düzey ziyaretler gerçekleştirdikleri sırada biri birden havanın gerginleşmesinin tek sebebi ABD'nin haçlı seferinin Pakistan'la ilgili planının devreye sokulmasıydı. Biz bu konunun ayrıntısına Cuma dergisi için daha önce yazdığımız yazıda girmiştik. (Bkz Güney Asya'nın İsrail'i: Hindistan) Şimdi emperyalizmin ileri gelenleri görünüşte "barış" için atakta bulunduklarını iddia ederken yangının üzerine körükle gitmekte, havayı daha da kızıştırmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bir taraftan Hindistan'ın uzlaşmaz tutumunda ısrar etmesi için onu pohpohlarken diğer taraftan Pakistan'a giderek onu hem sıkıştırmaya, hem de tahrik etmeye çalışıyorlar. Aslında son yüzyılda dünyayı yakıp kavuran savaşların tümünün arka planında bu tür fitne politikalarıyla karşılaşırsınız.

Bütün saldırgan tutumuna rağmen Çeçenistan'da başarılı olamayan ve gittikçe kan kaybeden Rusya şimdi uluslararası platformda kendine biraz daha fazla destek sağlayabilmek için NATO'ya girme çabalarını başlattı. Dün, kuruluş gerekçesi başını Rusya'nın çektiği Doğu blokundan kaynaklanan tehdide karşı ortak savunma bloku oluşturmak olan NATO'nun bugün Rusya'ya göz kırpması ise ilginç. Birçok yorumcunun da dile getirdiği üzere şimdi ortak düşman olarak "İslam" seçilmiş durumda. Ancak "İslam"ı düşman olarak ilan etmenin kendilerine kitlesel tepkilerin artmasına sebep olacağını düşündüklerinden, "İslam"la terörü bir araya getirerek düşman gösterebilmek için muhtelif senaryolar uyduruyorlar.