Bir yahudi yerleşim merkezi inşaatı. Filistin topraklarının değişik bölgelerine kurulmuş olan bu merkezlerin birer bomba niteliği taşıdığı ve çevredeki Müslümanları sürekli tehdit ettiği çeşitli vesilelerle ortaya çıkmıştır.
el-Halil katliamında şehit edilenlerin taşınması. Siyonist İsrail askerlerinin gözetiminde el-Halil katliamını gerçekleştiren Baruch Goldstein adlı yahudi Kiryat Arba adı verilen yahudi yerleşim merkezinin sakinlerindendi.

Filistin Topraklarına Yerleştirilmiş Bombalar

Yahudi Yerleşim Merkezleri

Siyonist İsrail askerlerinin gözetiminde el-Halil katliamını gerçekleştiren Baruch Goldstein adlı yahudi Kiryat Arba adı verilen yahudi yerleşim merkezinin sakinlerindendi. Bu durum 1967 Haziran savaşında işgal edilmiş Filistin topraklarına kurulmuş olan ve sayıları 200'ü bulan yahudi yerleşim merkezlerinin Filistin halkının güvenliği açısından önemli bir tehdit unsuru olduğunu da ortaya koyuyordu. Büyük bir çoğunluğu siyonist İsrail yönetimi tarafından silahlandırılan 150 bine yakın yahudi yerleşimcinin oturduğu bu yerleşim merkezlerinin her an patlayabilecek durumda birer bomba niteliği taşıdığı bir kez daha ortaya çıktı.

Aslında bu saldırı yahudi yerleşimcilerin gerçekleştirdiği ilk saldırı değildi. Yahudi yerleşimciler gerek Hz. İbrahim Camisi'ne ve gerekse diğer mabedlere daha önce de çeşitli saldırılar düzenlemişlerdi. Ama İsrail hükümeti, sürekli tehdit altında olan Filistinli Müslümanların güvenliği için hiçbir girişimde bulunmazken yahudi yerleşimcilerin büyük bir çoğunluğunu silahlandırdı.

Olay, FKÖ'nün kendi öz halkının mücadelesine ihaneti mahiyeti taşıyan Gazze - Eriha anlaşmasının tutarsızlığını da ortaya koydu. Çünkü söz konusu anlaşma, özerklik verileceği ileri sürülen ve Filistin topraklarının % 2'den daha azını oluşturan Gazze ve Eriha bölgelerindeki yahudi yerleşim merkezlerinin kalmasını öngörüyordu. Üstelik anlaşmaya göre bu yerleşim merkezlerinin güvenlikleri siyonist İsrail askerleri tarafından sağlanacaktı. HAMAS'ın el-Halil katliamı sonrasında yayınlanan basın bildirisinde bu konuya da temas edilerek şu ifadelere yer verildi: "Bu vahşi saldırı Oslo'da ve Kahire'de kapalı kapılar arkasında yapılan ve vatanımızı satan, Filistin halkının geleceğini tehdit eden anlaşmaların geçersizliğinin yeni bir delilidir. Bu anlaşmalar topraklarımızı gasp eden yahudilerin güvenliklerini garanti ederken ve kendileri için kurulmuş olan yerleşim merkezlerinde kalmalarını sağlarken Filistin halkının güvenliğini satmaktadır. Bu anlaşmalara göre o yahudi yerleşim merkezleri, her an halkımızın yüzüne karşı patlaması ihtimali olan birer saatli bomba gibi varlıklarını sürdüreceklerdir. Hatta Oslo anlaşması Filistin halkından, söz konusu yahudi yerleşim merkezlerinin korunmasına yardımcı olmalarını istemektedir."