Lübnan'daki mülteci kamplarında yaşananların arkasında kimler var?

Alıntı;

"Aynı tarihte Filistin'de iç çatışma tırmanıyor. ABD, İsrail ve Mısır destekli güçlerle karşıt güçler arasındaki çatışma şimdilik durduruldu ama devam edeceği belli. Aynı tarihte Lübnan'da iç savaşı hazırlamaya dönük çatışmalara yeni bir grup ekleniyor. Çok garip bir şey oluyor: Seymour Hersh'e göre ABD, Lübnan'daki Sünni örgütleri Şiilere ve İran/Suriye'ye karşı destekliyor. Bu çerçevede el-Kaide'ye benzediği söylenen Fethu'l-İslam örgütü Cheney, Eliot Abraham ve Prens Bandar Sultan tarafından silahlandırılıyor, Saad Hariri üzerinden Suudi parası bu örgüte aktarılıyor. Bütün bunlar Hizbullah'ı dengelemek için. Hem Filistin hem Lübnan aynı güçler tarafından içsavaşa sürükleniyor."

Evet Yeni şafak gazetesi yazarı İbrahim Karagül 25.05.2007 tarihli yazısında bu şekilde devam ediyor. Anladığım kadarıyla burada Fethu'l-İslam örgütünün malûm insanlar tarafından finanse edildiğini ve Hizbullah'a karşı silahlandırıldığını yazmış. Benim sizden ricam bu konu hakkında görüşleriniz ve iddianın aslı olup olmadığıdır. Tabii ki iddia sahibini bağlar ama ben de doğru haber kanalı olarak sizi seçtiğim için bu konular hakkında beni aydınlatmanızı istiyorum saygılarımla. Allah'a emanet olunuz. Esselamu Aleykum.

Selam Abdusselam

Aleykumu's-Selam

Öncelikle hakkımızdaki hüsni zannınız ve güveniniz için teşekkür ederim. Allah razı olsun.

İbrahim Karagül sevdiğimiz bir kardeşimizdir. Ancak olaylarla, gelişmelerle ilgili komplo teorilerine biraz fazla merakı olduğunu görüyorum. Gerçi gelişmelerin arka planı hakkında fikir edinebilmek, kimlerin ne gibi iddialar ürettiğine bakmak için bu tür teorileri ve yorumları merak etmek gerekir. Ama o teorilerin arkasında da yönlendirme amaçlı birtakım komplocu hedeflerin olabileceğini düşünmek ve şüpheci yaklaşmak da gerekir.

İbrahim kardeşimizin yukarıdaki sorunuzda sözünü ettiğiniz yazısının tamamını okudum. O yazıyı okumadan önce zaten, yazıdaki bazı fikirlerine kaynak teşkil eden Seymour Hersh'le yapılan röportajdan haberim olmuştu. Daha sonra bu röportajın da tamamını okudum. Yani Hizbullah - Fethu'l-İslâm dengelemesiyle ilgili fikirler İbrahim'in kendisine değil Seymour Hersh'e ait. Zaten o da yazısında bunu belirtiyor

Seymour Hersh Amerikan emperyalizminin, kamuoyunu yönlendirme amacıyla piyasada tutmaya çalıştığı belli medyatik isimlerden biridir. O, yorumlarında perdeleri aralıyormuş gibi görünerek dikkatlerden kaçan gerçekleri yakalayabilen sıfatıyla tanınmaya çalışır. Ama bunu yaparken ABD'nin psikolojik savaş politikasına da malzeme çıkarmaya çalıştığı dikkatlerden kaçmamalıdır. Ne var ki Batı emperyalizminin popüler hale getirdiği birtakım isimlerin sözlerine, adeta bir yerlerden ilham alıyor da konuşuyormuş veya karanlık dünyalardan haberler getiriyormuş gibi önem verilmektedir. (Bununla kastım İbrahim'in yazısında onun fikrini aktarması değildir. Onun yaptığı sadece bir bilgilendirmedir. Kastettiğim Hersh ve benzerlerinin yorumlarını sırlar dünyasının açığa çıkarılması gibi lanse edenlerin yaptığıdır.)

Dediğim gibi Hersh'in röportajını okudum ve birçok çelişki içerdiğini gördüm. Örneğin konuşmasının bir yerinde ABD'nin Rusya'ya karşı Afgan cihadına maddi destek verdiğine işaret ederken oradan Suudi Arabistan üzerinden radikal cihad gruplarına da destek verildiği iddiasına atlamakta ve böylece el-Kaide'nin aslında ABD'nin beslediği bir örgüt olarak güç kazandığı, sonra kontrolden çıkıp işleri karıştırdığı iddiasını yeniden gündeme getiriyor. Artık iyice suyu çıkan bu iddianın, ABD'nin ve Siyonist işgal devletinin sıkça başvurduğu "kirletme" stratejisinin bir parçası olduğunu ifade edelim. Onların bu stratejilerini ben "fahişe kadın stratejisi"ne benzetiyorum. Malum, fahişe kadının biriyle birlikte olduğunu iddia etmesi onu kirletmek anlamına gelir.

Hersh röportajında, Fethu'l-İslâm'ın Hizbullah'a karşı bir denge unsuru olarak Suud prensi Bender vasıtasıyla para ve silah yönünden beslendiğini ileri sürüyor. Oysa Lübnan hükümetinin Hizbullah'la meselesi bitmiş ve artık onu dengeleyecek bir güce ihtiyaç duymayacak duruma gelmiş değil. Öte yandan Fethu'l-İslâm'ın Lübnan hükümetini zorlayacak eylemlere başvurduğuna dair kuvvetli bilgilere de sahip değiliz. Sadece Beyrut'un Hıristiyan mahallesinde geçtiğimiz Şubat'ta gerçekleştirilen bombalama eyleminden sorumlu tutuldu ki ona Hıristiyanların kendileri bile inanmadı ve bunun yeni bir fitne dalgası yayma amacına yönelik olduğunu dile getirdiler. Hal böyleyken neden Lübnan ordusu durup dururken ortalığı karıştırdı ve kırk bin insanın yaşadığı Nehru'l-Bârid mülteci kampını darmadağın etti? Oysa Fethu'l-İslâm örgütünün tüm Lübnan'daki mensuplarının sayısının 500'ü geçmediği tahmin ediliyor. Bunların olsa olsa bir - iki yüz kadarı o kampta ikamet ediyor olabilir. İki yüz kişinin etkisiz hale getirilmesi için kırk bin kişinin perişan edilmesinin mantığı olabilir mi? Bunun izahı Lübnan'daki mülteci kamplarını yakın takibe ve kontrol altına alma girişimidir. Fethu'l-İslâm sadece bir bahanedir. Lübnan ordusu kampta kontrolü sağladığı halde ABD'nin uçaklar dolusu silah ve askeri teçhizat göndermesinin anlamı ne olabilir? Bunları Lübnan'a, İsrail'e karşı kullanması için mi gönderiyor dersiniz, yoksa bu ülkedeki Filistin mülteci kamplarıyla ilgili birtakım talimatlarının yerine getirilmesi için o teçhizata ihtiyaç duyulacağını mı düşünüyor?

Lübnan'daki bazı siyasi çevreler ve hükümet Fethu'l-İslâm'ı Suriye'nin desteklediğini ileri sürüyorlar. Oysa Suriye'nin Hizbullah'la ilişkisinin iyi olduğu gizli olmayan bir gerçektir. Suriye'nin hem Hizbullah'a hem de Hizbullah'ın dengelenmesi için kullanılacak bir örgüte destek vermesi anlamlı olmayacağı için Hersh bu iddiayı reddediyor tabii ki. Fakat Hizbullah'ın dengelenmesine en fazla ihtiyaç duyulan bir anda Fethu'l-İslâm'ın dağıtılması da Hersh'in iddialarını çürütmekte ve kendi içinde çelişkiye düşmesine sebep olmaktadır. İşin gerçeğinde bütün bu iddialar yalanlar arasında bir boğa güreşi yaptırılması ve insanların da ilgiyle seyretmelerine imkân verilmesidir.

Hersh'in iddiaları biraz eski Ankara valisi Nevzat Tandoğan'a atfedilen: "Bu ülkeye komünizm gelecek olursa onu da biz getiririz, size ne oluyor?" sözünün ABD hesabına ve yorumcu diliyle söylenmesine benziyor. Yani ABD'nin dünyadaki radikal İslâmcı örgütler dâhil tüm ideolojik örgütlere yön verecek kadar işlere hâkim olduğu, sizin Amerikan karşıtı sandığınız örgütlerin bile rol icabı ortaya çıkarıldığı ve yine ABD tarafından beslendiği, onların yemlerinin kesilmesi durumunda yapabilecekleri hiçbir şeylerinin kalmayacağı fikrinin işlenmesinden ibarettir. Eğer öyleyse Afganistan ve Irak'ta neden duruma hâkim olamıyor? İşgalci Siyonist devletin sürekli başını ağrıtan güvenlik sorununu niye çözemiyor? 2006 yazında Siyonist devletin ağır yenilgi almasının önüne neden geçemedi?

Gerçekte ABD'nin gazı bitmektedir. Evet, ABD emperyalist strateji merkezli globalleşmenin sağladığı avantajları kullanmaktan dolayı dünya genelinde gücünü hissettirmeye ve bilhassa resmî politikaları kontrol altında tutmaya devam ediyor. Ama gerçek ve mutlak güç Allah'ındır. "Bu günler insanlar arasında dönüşümlüdür." Kimsenin hâkimiyeti sonsuza kadar değildir. Zulüm bir devletin hâkimiyetinin sonunun yaklaşmasını hızlandıran unsurlardan biridir.

Bu yazdıklarım İbrahim kardeşimizin yazısının da bir bölümünde iktibas edilen, Seymour Hersh'e ait teoriler ve iddialar hakkındadır. Yoksa İbrahim kardeşimizin işaret ettiğiniz yazısı genelde isabetli fikirler ve üzerinde durulması, kafa yorulması gereken önemli sorular içermektedir. Yazıda zikredilen olayların eş zamanlı olarak ve böyle karmaşık bir şekilde cereyan etmesinin tesadüf olmadığı konusunda İbrahim kardeşimizle hemfikirim. Ama emperyalist güçlerin komploları ve oyunları da her zaman tutmuyor. Benim inancıma göre bu sefer de tutmayacak. Onlar içine düştükleri kuyudan çıkmak için başkalarını da o kuyunun içine doğru çekmeye çalışıyorlar. Kuvvetli ihtimalle niyetleri diğerlerinin sırtına basarak kuyudan çıkmaktır. Ama kuvvetli ihtimalle bunu başaramayacak ve çırpındıkça batacaklar. Temennimiz de budur. Onların batması insanlığın kurtulması demektir.

Selam ve sevgilerimle.