Filistin ve Çeçenistan davaları kardeş davalardır

Sizin sitenizdeki bazı fotoğraf ve yazıları sizden alıntı yaptığımı söyleyerek kopyalıyorum bunun bir mahzuru varmı acaba? Çeçenistan'da Filistin'den daha vahim bir soykırım oluyor. 1994'te 1 milyon olan Çeçen nüfusu bugün yarım milyona düştü. Sadece şehid olan çocuk sayısı 55.000. Tecavüze ve işkenceye uğrayanların haddi hesabı yok. Bir ülke neredeyse tamamen yerle bir olmuş. İntifadada ise 6 yıl boyunca 6.000 kişi şehit olmuş. Üstelik hemen hemen bütün Arap ve dahi Müslüman dünyası da maddi ve manevi olarak Filistinlilerin yanında. Bizimki gibi bir milli mücadele yapamazlar mı acaba yoksa Filistin topraklarında bağımsızlık mücadelesi verme imkânları mı yok?

Nihat Kaya

Bizim sitemizdeki dokümanların, bilgilerin ve fotoğrafların değerlendirilmesi konusunda herhangi bir engel yoktur. Bilgilerde ve yazılarda kaynak gösterilmesi ise bir kul hakkı gereğidir. Fotoğrafların birçoğu zaten Internet ortamından ve basılı malzemelerden derlediğimiz umumileşmiş malzemelerdir. Yazı ve bilgilerde kaynak gösterilmemesi sahibinin karışmasına yol açıyor. Örneğin bizim İslâm ülkelerini tanıtan çalışmamızdan buraya aktardığımız bilgiler bazı Web siteleri tarafından kaynak gösterilmeden aktarılmıştı. Bunlardan biri de firaset.net'ti. Şimdi bakıyorum birçok Web sitesinde bu bilgilerin kaynağı olarak firaset.net gösteriliyor. Firaset.net şimdi o dosyaları kaldırmış. Oysa kaldırmak yerine kaynaklarını yazarak muhafaza etmesi daha güzel olurdu. Şimdi de kaynak konusundaki karışıklığın düzeltilmesi için o dosyaları www.vahdet.info.tr'den iktibas ettiğini açıklaması, firaset.net'i kaynak gösterenlerin de düzeltme yapmaları gerekir. Siz değerli okuyucularımızdan da bize ait bu bilgileri ve dosyaları kullanıp kaynak göstermeyenlere veya firaset.net'i ya da başka bir Web sitesini kaynak gösterenlere e-mail yoluyla hatırlatmada bulunarak düzeltme yapılmasına yardımcı olmanızı rica ediyoruz. Biz o dosyaları hazırlamak için 1993 yılında bir yıl boyunca çalışma yapmıştık. Bu sitede Filistin Davası bölümünde, Arapça Kitaplar ve İktibaslar başlığı altında yayınlanan dokümanların dışında kalan yazılı malzemelerin büyük çoğunluğu bize aittir. Bize ait olmayanların da zaten kaynağı verilmiştir.

Vahamet ve direniş yönünden sık sık Filistin - Çeçenistan kıyaslaması yapıldığını görüyor ve bunu isabetli bulmuyoruz. Bunların her ikisi de İslâm ümmetinin birer yarasıdır ve her ikisinin de vahamet yönünden kendine özgü yanları var. Sürdürülen direnişler de şartlara göre yürütülmektedir. Çeçenistan'da dağlarda gerilla savaşı verme imkânı var ama Filistin'de bu imkân yok. Çeçenistan'daki direnişe dışarıdan mücahitlerin katılması imkânı var, Filistin'de bu imkân yok. Çeçenistan mücahitleri işgalcilerden silah ganimet alabiliyorlar, ama Filistinliler kendi silahlarını kendileri yapıyor veya oldukça zor yollarla temin ediyorlar. Vahamet açısından Irak'taki durum çok daha göz korkutucu boyutlardadır. Ama bunların hepsinin temelinde ümmetin parçalanmış, birlik ve bütünlüğünü dolayısıyla izzetini kaybetmiş olması sebebi yatmaktadır.

Biz burada ferdi bir çalışma yapıyor ve çalışmalarımızda Filistin davasına ağırlık veriyoruz. Bir kişinin her konuda uzman olması ve her konuda en üst düzeyde bir verimle çalışma yapması beklenemez. Görev paylaşımı bunun için gereklidir. Biz Filistin davasına ağırlık veriyorsak bu Çeçenistan davasını önemsemediğimiz anlamına gelmez. Görev paylaşımı yapmamız ve birilerinin de Çeçenistan davasına öncelik veren enformasyon faaliyetleri yürütmesi gerekir ki zaten yapanlar da var. Bununla birlikte çağımızda yaşanan sorunlar içinde Filistin davasının özel bir yerinin olmasıyla ilgili olarak daha önce biz muhtelif dosyalar hazırladık. Bunların okunmasını tavsiye ederiz.

Filistin meselesini Arapların bir meselesi olarak görmek de doğru değildir. Bu mesele Bosna - Hersek ve Çeçenistan meseleleri gibi ümmetin ortak meselesi ve davasıdır. Üstelik burada sadece Siyonist işgalciler değil çağdaş emperyalist güçlerin tümü birlikte savaş veriyor. Bugün Filistin'e uygulanan ambargonun ABD ve AB'nin öncülüğünde yürütülüyor olması bu açıdan düşündürücü değil midir? 4,5 milyon nüfusa sahip İsrail'in ABD'den en fazla ekonomik yardım alan devlet olması, Amerika'nın hiçbir dünya ülkesine vermediği Apaçi helikopterlerini ve misket bombalarını İsrail'e vermesi, İran'ın nükleer enerji çabaları karşısında dört gözünü birden açan Dünya Atom Enerjisi Kurumu'nun Olmert'in itiraflarına rağmen İsrail'in nükleer silah dosyasını açmaya hiçbir şekilde yanaşmaması Filistin'de haçlı - Siyonist ittifakıyla yürütülen bir uluslar arası savaş olduğunun göstergesi değil midir? Bu savaş gerçeğini gözler önüne seren daha pek çok bilgi ve belge ortaya koymak mümkündür. Bu sebeple şunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz ki Filistin'de kazanılacak zafer çağdaş emperyalizme karşı kazanılacak bir zafer olacaktır. Dolayısıyla bu zafer Allah'ın izniyle Çeçenistan'ın da kurtuluşu olacaktır. Bundan ben hiçbir şekilde tereddüt etmiyorum. O sebeple ümmetin Filistin, Kudüs ve Mescidi Aksa davası için bir milli mücadele değil ümmet çapında mücadele vermesi gerekir.

Bunu, Amerika'dan alacakları paraların hatırına İsmail Heniyye'ye ve arkadaşlarına kurşun sıkan Mahmud Abbas'ın güvenlik görevlilerinden, işgalci Siyonistlerle işbirliği yaparak Rafah sınır kapısını kontrol altında tutan, onun bu kapıyı kapama kararlarını uygulamasına yardımcı olan Mısır'dan, Ürdün topraklarının batı kesimini İsrail için güvenlik alanı haline getiren Kral Abdullah'tan ve onun gibi kukla yöneticilerden beklememiz boşuna ve anlamsız bir bekleyiş olur. Bunlar zafere giden yolun üzerindeki utanç duvarları ve hareketi engelleyecek şekilde ayarlanmış yüksek kavislerdir. Bizim Kudüs davası için iman duyarlılığıyla ve ümmet bilinciyle mücadele etmemiz gerekmektedir.

Sonuç itibariyle Çeçenistan da Filistin de iman duyarlılığına sahip herkesin ortak davasıdır. Bunları aynı ümmete mensup kardeş halkların, kardeş davaları olarak görmek ve hep birlikte sahiplenmek gerekir.