Mirac Bir Gerçek midir Hurafe mi?

Müslim Gündüz'ün miracla ilgili bazı itirazları gündeme getiren sorusuna cevap.

Söz konusu itirazları içeren yazıda özetle halkın "miraç" olarak adlandırdığı olayın hurafelerle dolu olduğu, Necm sûresinin miraca delil kabul edilen âyetlerinin gerçekte bu olaya işaret etmediği, Necm sûresinin nüzul dönemiyle miracın gerçekleştiği tarihin farklı olduğu dolayısıyla bu sûrenin o olaya delil sayılamayacağı iddia ediliyor.

Sevgili kardeşim,

Senin gönderdiğin ve miracla ilgili soruya cevap niteliğindeki yazıda âyetlerin tefsirlerinin iyice zorlandığı, tamamen akılcı bir yoruma doğru çekildiği gayet belirgin bir şekilde görülüyor. Bu zevâtın sorunu, mirac olayını izah etmekte kendi "akılcı" tutumları açısından zorlanmalarıdır. Oysa Allah'ın kudretinin bütün her şeyin üstünde olduğuna inanan bir kimse açısından böyle bir mucizenin izahının zor olmaması gerekir. Akılcı açıdan bakarsanız, Hz. Süleyman (a.s.)'ın saltanatında geçen olayları izah etmekte de zorlanırsınız. Hz. Süleyman (a.s.) döneminde yaşayan ve kendine ilim verilmiş bir kimsenin Belkıs'ın tahtını bir göz açıp yumma kadarlık süre içinde Yemen'den Kudüs'e getirebildiğine inanan insanın, Allah'ın zaman unsurunu devreden çıkararak Muhammed (s.a.s.)'i bir gecede göğün katlarını dolaştırdığına inanması zor olmaz. Burada önemli olan "La havle ve lâ kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim" sözünün anlamını iyi idrak ederek kalbinin derinliklerine kadar sindirebilmektir.

Necm suresinin ilgili âyetlerinin miraca işaret ettiği ve o olayda yaşananları anlattığı hakkında tanınmış bütün tefsir âlimleri arasında ittifak vardır. Bunca tefsir âliminin üzerinde ittifak ettiği bir mucize hakkında "hurafe" diyen bir kişinin Kur'an âyetlerine getirdiği izaha ben kesinlikle itibar etmem. Bu kişi en azından "benim çıkardığım anlam budur" deseydi biraz daha edep dairesi içinde hareket etmiş olurdu.

Miracla ilgili tartışma son dönemde Türkiye'de birtakım "akılcı" ekoller tarafından ortaya çıkarılmış bir tartışmadır. Geçmişte ehl-i sünnet uleması arasında bu konuda herhangi bir tartışma söz konusu olmamıştır. Çünkü bu konuda sahih rivayetler ve Necm suresindeki ilgili âyetlere verilen bâriz tefsirler bulunmaktadır. Yazısını gönderdiğin şahıs "halkın miraç olayı diye isimlendirdikleri hurafe dolu bölümünü kabul etmiyoruz" ifadesini kullanarak edep dairesinin içine sığdırılması mümkün olmayan yakışıksız bir iddiada bulunuyor. Oysa "mirac (vatandaşın ifadesinde geçtiği gibi miraç değil)" isimlendirmesi halkın değil ashabın, büyük ilim adamlarının literatüründe yer alan isimlendirmedir. Bu konuyla ilgili rivayet, tefsir ve izahlar da çoban Zeyd ile değirmenci Uveys'e değil bu ümmete Kur'an ve sünnet yolunu gösteren, hidâyet çizgisini öğreten ashaba ve büyük ilim önderlerine aittir.

Necm suresinin indiği dönemle Mirac mucizesinin gerçekleştiği dönem arasında zaman farkı olduğu iddiasına dayandırılan delillendirme ise isabetli değildir. Çünkü bu sûrenin içinde Medine'de nâzil olan âyet bile vardır. (32. âyeti Medine'de nâzil olmuştur.) Kısa sûreler dışında Kur'an-ı Kerim'in sûreleri genellikle bütün halinde değil parça parça inmiştir. Mekki ve Medeni nitemelesi de ekseriyete binaendir. Yoksa gerçekte Mekki sûrelerin bazılarının içinde Medine'de, Medenî sûrelerin bazılarının içinde de Mekke'de nâzil olmuş âyetler mevcuttur.