Vehhabilik Nedir?

Vehhabilik nedir?

Sagopa Kajmer

Vehhabilik, Muhammed ibnu Abdilvehhab'ın 18. yüzyılda başlattığı itikadi harekete denmektedir. Günümüzde de onun görüşlerinden etkilenmiş olanlara Vehhabiler ve Selefiler denmektedir. Bu görüşteki kişiler "Vehhabilik" isimlendirmesini tasvip etmediklerinden kendilerini genellikle Selefiler olarak nitelemektedirler. "Sünnilerden farklılığı" denmesi isabetli olmaz. Çünkü onlar da Sünnilerdendir. Bazı itikadi ve ameli konularda kendilerine özel görüşlerinin olduğu söylenebilir. Ancak bu onları Sünnilerin dışında ayrı bir itikadî ekol olarak göstermeyi haklı kılmaz. Onlar kendileri de kendilerini Sünnî olarak kabul etmektedirler.

En çok öne çıkardıkları yanları hadis ve sünnete önem vermeleri, hadiste hükmü belirlenmiş bir hususta kesinlikle içtihada mahal olmadığını söylemeleridir.

Tasavvufa tamamen karşıdırlar ve tüm tasavvufi akımları reddederler.

Toplumda yayılmış olan ama şer'î dayanağı olmayan, bununla birlikte dinî bir kılıf geçirilmiş geleneklere, uygulamalara şiddetle karşı çıkar, bunlardan bazılarını şirk ve küfür olarak değerlendirirler. Örneğin kabirlerin üzerine türbe yapılmasını ve türbe ziyaretlerini bu şekilde reddederler.

En çok üzerinde durdukları konulardan biri de istimdat ve istigase meselesidir. Buna binaen, Allah'tan başkasından gıyaben istigasede bulunmayı yani yardım istemeyi, medet talep etmeyi şirk olarak değerlendirirler. Örneğin sufilerin arasında yaygın olan: "Medet ya filanca!" şeklindeki gıyabi istimdadı şirk olarak değerlendirmektedirler. Bu çerçevede: "Şefaat yâ Resulallah!" şeklinde Resulullah (s.a.s.)'ın zâtına yönelik bir talepte bulunmayı caiz görmez, bunun yerine: "Ya Rabbi! Resulullah (s.a.s.)'ı ahirette bana şefaatçi kıl!" şeklinde Allah'a hitaben dua etmenin gerekli olduğunu söylerler.

Şiîlerin iman ehli olmadığına inanırlar.

Kelâm ilmine karşı çıkar, bu ilmin birtakım itikadî sapmaların hareket noktası olduğunu düşünürler.

Buna benzer "hadis, sünnet, içtihad, kelâm, tasavvuf, hurafe" başlıkları altında toplanabilecek kabul ve red tarzında muhtelif görüşleri bulunmaktadır.