İftar Vakti

İftarın vakti tam olarak nedir? Türkiye'deki hesaplama olması gereken midir? Özellikle Caferi Müslümanların iftarı biraz daha geç yapmalarının sebebi nedir? Bu konu ile ilgili sizce doğrusu nedir?

İlyas Çetin

Şiîlerin böyle yapmalarının sebebi oruçla ilgili ayette: "Ve şafağın beyaz ipliği siyah ipliğinden size göre ayırdoluncaya kadar yiyip için. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın." (Bakara, 2/187) denmesidir. Ancak burada gece denirken kastedilen gündüzün sona erip gecenin başlamasıdır. Gece karanlığının çökmesi değildir.

Konuyla ilgili olarak Elmalılı tefsirinde şöyle deniyor:

"Bazı kimseler, fecirden güneşin doğuşuna kadar sabah vaktinin, şer'î güne dâhil olmasına dayanarak, güneşin batışından kızıllığa kadar, yani akşam vaktinin de kıyasen gündüzden sayılması lazım geleceği ve hatta yıldızlar doğuncaya kadar orucun devam etmesi gerekeceği görüşüne sahip olmuşlarsa da bu kıyas fasiddir. Çünkü günün başında "fecirden" buyurulmuş, sonra tamamlamaya: "geceye kadar" ile son verilmiştir. Güneşin batmasından sonra, doğu tarafından karanlık ortaya çıkar çıkmaz da akşam olmuş, örfî gece girmiştir. Burada gayenin mugayyaya dâhil olmasının ihtimali yoktur. Bunu sabaha kıyas etmek nassı değiştirmek demektir. Zaten nüzul sebebinden anlaşıldığı üzere akşamdan yatsıya kadar olan zaman, gecelerin oruca dâhil olduğu geçmiş zamanda bile dâhil değildi. Bununla beraber Caferiye mezhebinde bulunan Acemler, yıldızı görmeden iftar etmezler. "Sonra orucu geceye kadar tamamlayınız" emrine dikkat edilir."

Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere iftarı geciktirme konusunda söz konusu ayete dayananların böyle yapmalarının iki sebebi var. Birincisi: Akşamı sabaha kıyaslamaları ve âyette sabah koyu karanlığın dağılmasından sonra ufukta "beyaz iplik" olarak nitelendirilen aydınlığın yani imsâkın görünmesiyle orucun başladığının bildirilmesi. Bu kıyasa dayanarak akşam da aydınlığın iyice son bulup gece karanlığının çökmesinin gerektiğini söylüyorlar. Oysa bu kıyas geçersizdir. Çünkü sabah hakkında açık nass vardır ve vakit müşahhas bir şekilde belirlenmiştir. Akşam için ise sadece "gece" denilmiştir. Gecenin hangi vakitte başlayacağı hakkında ise örfe ve Resulullah (s.a.s.)'ın gösterdiği uygulamaya bakılır. İkincisi: "Gece" kelimesine verdikleri sözlük anlamı. Bu konuda da gecenin, karanlığın çöküp yıldızın ortaya çıkmasından sonra başladığına hükmetmişlerdir. Bu hususta ise ayette mübeyyen bir vakit belirlenmeyip sadece "gece" ibaresi kullanıldığından kelimeden mutlak anlamda gecenin başladığı vaktin anlaşılması gerekir. Mutlak anlamda gecenin başladığı vakit ise gündüzün son bulduğu yani güneşin her taraftan battığı vakittir.

Ayrıca Resulullah (s.a.s.)'ın uygulaması bizim için esas teşkil etmektedir.

Buhari ve Müslim'in naklettiği bir rivayete göre Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Gece şu taraftan gelince, gündüz de şu taraftan gidince, güneş de batınca oruçlu orucunu açmıştır." (Buhari, Kitabu's-Savm, Bab: 43; Müslim, Kitâbu's-Sıyâm, Bab: 10)

İbnu Huzeyme buradaki "orucunu açmıştır" ibaresinin emir yani "orucunu açsın" anlamında olduğunu söylemiştir.

Müslim'in naklettiği bir rivayette de şöyle denmektedir:

"İbnu Ebi Evfâ (r.a.) diyor ki: Resulullah (s.a.s.) ile birlikte Ramazan ayında bir yolculukta idik. Güneş batınca: "Ey filanca in bize bulamaç yap" dedi. Adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Daha gündüz sürüyor" dedi. Resulullah (s.a.s.) yine: "İn bize bulamaç yap" dedi. Adam inip bulamaç yaptı. O getirildi. Resulullah (s.a.s.) içti. Sonra elleriyle işaret ederek: "Güneş şu taraftan battığında ve gece şu taraftan geldiğinde oruçlu orucunu açmıştır (açar)" diye buyurdu." (Müslim, aynı bab)

Ayrıca Resulullah (s.a.s.)'tan iftarda acele edilmesini tavsiye eden birçok hadis nakledilmiştir. Bunlardan sadece İmam Malik'in naklettiği bir hadisi vereceğim. Resulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: "İnsanlar iftarda acele ettikleri müddetçe hayır üzeredirler." (Muvatta, Kitâbu's-Sıyam, Bab: 3)