İbnu Teymiyye müdafaası

İbnu Teymiyye'nin sapık olduğu iddiasında bulunan bir kişiye cevaben yazdığımız yazı

Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurur: "Âlimler peygamberlerin varisleridir."

Âlimlerin fetvalarına itiraz edilebilir ama kendilerine "sapık" denilmesi insanı çok büyük bir vebale hatta sapıklığa sürükleyebilir.

İbnu Teymiyye hakkında iddia edilenler ve hapse atılış sebebi olarak zikredilenler ona iftiradır.

Türkiye'de ne yazık ki halkımız İbnu Teymiyye'yi iftiracıların mesajlarını taşıyanların kalemlerinden ve ağızlarından tanıdı.

Hindistan'ın son dönem âlimlerinden Ebu'l-Hasen Ali en-Nedvi'nin yazdığı "Ahmed ibnu Teymiyye" adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim.

Ayrıca size ümmetin önderi durumundaki bazı büyük ilim adamlarının İbnu Teymiyye hakkında söylediklerini aktarıyorum:

İbnu Abdilhadi, İbnu Teymiyye hakkında şöyle der: "Rabbani bir imam, ümmetin müftüsü, ilim denizi, hafızların seyyidi, asrının eşsiz bir âlimi. Şeyhu'l-İslâm, Kur'an'ın tercümanı, zahidlerin önderi, abidler içinde sessiz, bid'atçıların düşmanı ve müçtehid imamların sonuncusu."

Hafız Zemlekani: "Beşyüz seneden beri hıfzı ondan daha kuvvetli olan görülmemiştir."

Hafız el-Mizzi: "İbnu Teymiyye'den daha iyi Kur'an'ı ve sünneti bilen ve en güzel şekilde onların yolundan giden görmedim."

Hafız Berzali: "O kendisine toz kondurulmaması gereken içtihad seviyesine ulaşmış ve müçtehidliğin şartlarını kendisinde toplamış bir imamdır."

İbn Hacer el-Askalânî: "O bir beşerdir hata da eder isabet de. İsabet ettiği konular daha fazladır, onlardan istifade etmek gerekir. Bu isabet ettiklerinden dolayı Allah'ın merhametine kavuşacağı ümit edilir. Hata ettiği yerlerde taklit edilmez, ancak mazurdur. Çünkü onun dönemindeki âlimler onun içtihad şartlarına sahip olduğunu kabul etmişlerdir." (İbnu Hacer el-Askalani hadis ilminin en büyük âlimlerindendir. Sahih-i Buhari için yazılan şerhlerin en etkilisi ve en yaygını olan Fethu'l-Bari onun eseridir. Rical ilminde bütün hadisçilerin başvuru kaynağı olan Tezhibu't-Tezhib de onun önemli eserlerinden biridir. Rical ilmindeki derin ilmi sebebiyle onun verdiği bilgiler kişiler hakkında delil sayılır. Dolayısıyla İbnu Teymiyye hakkındaki şehadeti hadisler açısından delildir.)

İmam Zehebi: "İbnu Teymiyye sahabe ve tabiinin mezhep ve görüşlerini çok iyi bilirdi. Bir meseleyi anlattığında o konuda dört mezhebin görüşlerini de bildirirdi. Ancak belirli bazı konularda onlara muhalefet etmiş ve bu konularda da kitap ve sünnetten delil getirmiştir."

Yine Zehebi'nin bir başka sözü: "Onun cesareti darb-ı mesel olmuştur. O bu cesaretiyle büyük kahramanlara benzerdi."

(İmam Zehebi de Askalani gibi hadis ilminin en büyük âlimlerindendir. Zehebi'nin bu sözlerin dışında da İbnu Teymiyye'yi öven birçok sözü bulunmaktadır.)

Hafız Bezzar: "İbnu Teymiyye'nin güzel hanıma, tatlı bir cariyeye, iyi eve, bir hamiye, bostan ve bahçelere rağbet ettiği duyulmamış; para pul için gayret etmemiş, bineklere hayvanlara, nimetlere ve güzel elbiselere meyletmemiş; makam elde etmek için boğuşmamış; mubah olan birtakım kazançlar elde etmek için de aşırı bir gayret göstermemiştir. Biz onu dünya lezzetleri ve nimetlerinden bahsederken, dünyalık sözlerle meşgul olurken ve maişeti için insanlardan bir şeyler isterken hiç görmedik. Bilakis bütün himmetini âhiret için ve Allah'a yaklaştıracak şeyler için sarf ederdi."

İmam Salih bin Ömer el-Buhitkini: "Ben İbnu Teymiyye'nin bu zamana kadar okuduğum kitaplarında onun küfrünü, zındıklığını gerektirecek bir sözüne rastlamadım. Onun kitaplarında kişiyi ilim ve dinde yükseltecek bid'atçılar ve sapıklarla mücadele gibi meziyetlere rastladım."

Hanefi mezhebinin meşhur âlimlerinden Bedruddin el-Ayni: "Kim onun kâfir olduğunu söylerse o kâfir olur. Kim onu zındıklıkla itham ederse o zındıktır. Bu sözler ona nasıl nisbet edilebilir? Onun kitapları her tarafta yayılmıştır ve onun kitaplarında sapıklık ve tefrikaya işaret eden hiç bir şey yoktur."

Yine Hanefi âlimlerinden Abdurrahman bin Ali: "İbnu Teymiyye'den onun küfrünü, fıskını ve dinde çirkinliğini gerektirecek bir şey nakledilmemiştir."

İbnu Teymiyye'nin hapse atılmasının sebebi o zamanki zulüm sistemine teslim olmayarak hakkı haykırmaya devam etmesidir. Zâlimler kendilerini haklı göstermek için de hakkında iftiralara başvurmuşlardır. Ayrıca o Dehrîler, Kaderîler, Cehmiler, Mutezililer, Vahdet-i Vücud felsefesini savunanlar, bidatçiler ve hurafeciler karşısında mücadele etmiş, bunlar aleyhine kitaplar yazmıştır. Bu yüzden onun aleyhine çalışanlar söz konusu iftiralarını halk arasında yaygınlaştırmada bu grupların mensuplarından yararlanmışlardır.

Hapse atılırken şu sözleri sarf etmişti: "Düşmanlarım bana ne yapabilirler? Ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehâdet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir." Onun bu sözleri bugün slogan haline getirilmiştir. Ama kimse bu sözlerin ona ait olduğunu bilmez. Ne kadar ilginçtir ki günümüz insanları, iftiracıların dilinden çıkan asılsız iddialardan yola çıkarak ona kin beslerken slogan haline getirip tekrar ettikleri güzel sözlerin ona ait olduğunu bile bilmezler.

İbnu Nasıruddin iftiracılara cevap amacıyla onun hakkında er-Reddu'l-Vafir isminde bir kitap yazmış ve 87 büyük ilim adamının hakkında söylediği övgüleri bu kitapta bir araya getirmiştir. Bu eserde görüşleri zikredilen âlimler İbnu Teymiyye'nin Şeyhu'l-İslâm yani büyük bir müçtehit imam olduğunu dile getirirler.

İbnu Teymiyye'yi kötülemede kullanılan sözler ağızdan ağza nakledilen sözlerdir. Eğer o sözler gerçekten onun iddiaları olsaydı kitaplarında da yer alırdı. Neden bir tek kişi söz konusu iddiaları kitaplarından çıkarıp gösteremiyor? Kitaplarında rastlananlar Vahdet-i Vücud felsefesi başta olmak üzere kaynağı İslâm'da olmayan birtakım felsefi görüşler ve hurafeler hakkındaki tenkitleridir. Vahdet-i Vücud felsefesini tasavvufun özü sayıp da savunmak esasında tasavvufa da zarar vermiştir. Bilindiği üzere bu felsefeye tanınmış tasavvuf önderlerinden İmam Rabbani başta olmak üzere birçok mutasavvıf da karşı çıkmıştır.

İbnu Teymiyye kendisi büyük âlim olduğu gibi aynı zamanda büyük ilim önderleri yetiştirmiştir. Bunların başında gelen de büyük tefsir âlimi İbnu Kesir'dir. İbnu Kesir'in tefsiri ondan sonra yetişmiş müfessirlerin temel başvuru kaynağıdır. İbnu Kesir hocasından her zaman övgüyle söz etmiştir.

Yine İbnu Teymiyye'nin yetiştirdiği âlimlerden biri de ünlü fıkıhçı İbnu Kayyım el-Cevziyye'dir. İbnu Kayyım el-Cevziye'nin eserlerinde yer alan fetvalar fıkıhçılar tarafından başlı başına delil kabul edilir. İbnu Kayyım'den sonra yazılmış fıkıh kitaplarını şöyle bir inceleyin, Zâdu'l-Me'ad adlı eseri kaynak göstermeyen bir tek kitaba rastlamazsınız. Bütün fıkıhçılara dayanak teşkil eden ve ufuklarını açan Zadu'l-Me'ad, İbnu Teymiyye'nin en parlak öğrencisi olarak tanınan ve onun yolunu sürdüren İbnu Kayyım el-Cevziye'nin eseridir. Fakat ne kadar ilginçtir ki İbnu Teymiyye hakkındaki kin ve tenkitlerin kaynağı ilme değil cehalete dayandığından, onu yerin dibine geçirenler çoğu zaman İbnu Kayyım el-Cevziyye ile İbnu'l-Cevzi'yi birbirine karıştırırlar. Sadece bu bile ona sataşanların onun hakkında ne kadar az şey bildiklerini göstermeye yeter.

Hakkında yüzlerce büyük ilim adamının hüsn-i şehadeti olan, Ahmed ibnu Hanbel (rh. a.)'den sonra cenazesinde en büyük kalabalık toplandığı bildirilen, vefatı sebebiyle muhtelif yerlerde kendisi için gıyabi cenaze namazları kılınan yani dönemindeki Müslümanların büyük çoğunluğunun kendisi için hüsn-i şehadet ittifakında bulunduğu bir ilim önderi hatta bir ilim kapısı için "sapık" nitelemesi kullanılabilir mi? Bu, insanı büyük bir vebale sürükler. Size Yüce Allah'ın huzuruna böyle bir veballe çıkmamanızı tavsiye ediyorum.

Sonuç olarak size İbnu Teymiyye'yi iftiracıların dilinden değil güvenilir kaynaklardan, yukarıda isimlerini zikrettiğim âlimlerin dilinden öğrenmenizi tavsiye ediyorum. Bunu yaparsanız "sapık" nitelemesinin ne kadar büyük bir itham olduğunun farkına varacaksınız.

Mevdudi'ye gelince: Tefsir ve yorumlarında hataları olabilir ama o da bir hareket önderi, ihlaslı bir mü'mindir. Dolayısıyla "sapık" nitelemesi onun hakkında da büyük bir haksızlıktır.

Aynı kişinin bizim bu yazımıza cevap amacıyla yazdığı mesajda Avrupa'daki Araplar arasında birtakım yanlış görüşlerin dolaştığını ve bu görüşlerini de İbnu Teymiyye'ye dayandırdıklarını söylemesi üzerine yazdığımız cevap:

Ben Avrupa'da ikamet etmediysem de muhtelif Avrupa ülkelerinde muhtelif zamanlarda bulundum. Ayrıca Arapça bildiğimden ve o çevreden de tanıdıklarım olduğundan Arap kökenli Müslüman kesimdeki yaygın kanaatleri de tanıma imkânım oldu. Genel anlamda Avrupa toplumlarındaki İslâmi camiada hâkim anlayışı az çok biliyorum.

Sizin kastettiğiniz şahısları da az çok tanıyorum ve bir dönem Macaristan'da bilfiil aralarında bulunarak bir hafta süreyle kendilerini kitaplardan değil kendilerinden tanıma imkânı buldum. Nasıl Türkiye'de reddedenler İbnu Teymiyye'yi iftiracıların ağzından tanımışlarsa anladığım kadarıyla onlar da sadece kendilerine yol gösterenlerin ağızlarından tanımışlar. Yani her iki tarafta da bir ifrat var. Size vasatı bulmanızı tavsiye ederim.

Kur'an'ı kabul ve red konusunda ben de sizden farklı düşünmüyorum, İbnu Teymiyye de farklı düşünmüyordu. Yani Kur'an'ın bir kısmını red ile tümünü red arasında inanç - küfür çizgisi açısından bir farklılık yoktur. Zaten bu konu benim senin veya bir başkasının düşüncesine kalmış bir şey değil bir akaid prensibidir. Ama anlama, yorumlama, tefsir konusundaki ihtilaflar toptan kabul veya toptan reddi haklı kılmaz.

İbnu Teymiyye, Kur'an'ın en ufak bir âyetini reddetmek bir yana Kur'an'ı anlama konusunda fazla akılcılık yapanlara karşı çıkarak bir bakıma "bazı kavramları anlamakta zorluk çekiyorsanız kendi aklınızı hakem kılıp da te'viller yapmayın, kavramı kendi haline bırakın" demek istiyordu. İşte "Allah'ın eli" vs. gibi kavramlar etrafındaki ihtilafların özünde de bu yaklaşım var. Ama bu kesinlikle bir "tecsim" değildir, çünkü İbnu Teymiyye, mücessimeye (Allah'ı yaratıklara benzeterek ona el, ayak gibi organlar nispet edenlere) karşı da hararetle mücadele etmiştir.

Hakkında "sapık" ifadesi kullanılmasının anonim olduğu düşüncesi yanlıştır. Çünkü müçtehit olduğu yüzlerce ehl-i fetva ilim adamı tarafından teslim edilmiş, fetvaları kendisinden sonraki fıkıhçılara dayanak teşkil etmiş bir âlim hakkında "sapık" denilmesinin anonim hale gelmesi, sapıklığın anonimleşmesi anlamına gelir ki böyle bir şeyden Allah'a sığınırız.

İbnu Teymiyye bir beşerdir, isabet ettiği yerler de vardır, yanıldığı yerler de. Fıkıhta onun fetvalarına başvurmak zorunda değilsiniz. Görüşlerinden kabul ettikleriniz de olabilir, reddettikleriniz de. Ama onun bir görüşünü reddetmekle, "O burada Kur'an'ı inkâr etmiştir" gibi bir iddiada bulunmak farklıdır. Tefsir hatasıyla inkâr tamamen farklıdır. Onun bazı görüşlerine iştirak etmeseniz bile adaletten ayrılmayın. Yüce Allah şöyle buyurur:

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah sizin işlediklerinizden haberdardır." (Maide, 5/8)

İbnu Teymiyye'nin hayatı ve mücadelesi hakkında bir arkadaşımızın hazırlamış olduğu yazı:

İmam İbnu Teymiyye

İsmi, Soyu ve Yetişmesi

Tam adı, Ahmed Takiyyuddin Ebu'l-Abbas ibnu Şihabuddin Abdulhâlim ibni Teymiyye'dir.

Hicri 661 yılı Rebi'u'l-Evvel ayının onunda Harran'da doğdu. Ailesi ilim ve dindarlıkla meşhur, ders, fetva ve telifle meşgul olan, Hanbeli mezhebine mensup, tanınmış bir aileydi. Bu aile zeka, hafıza ve akli muhakeme hususunda eşsiz bir meziyete sahipti. İbnu Teymiyye'de ise bu özellikler daha da ileri seviyedeydi. Devrin âlimleri ve hocaları ondaki hatırlama gücüne ve hafıza kuvvetine hayran kalmışlardı. Bu hususiyetleriyle Dımeşk (Şam) ve çevre şehirlerde şöhret kazanmıştı. Halep şehrinden bir âlim İbnu Teymiyye'nin bu özelliklerini işitmiş ve onu görmek için Dımeşk'e (Şam'a) gelmişti. Bu zat, o zaman daha çocuk yaşta olan İbnu Teymiyye'ye on üç tane hadisi okuyarak, bir tahtanın üzerine yazdırdı. Halepli âlim İbnu Teymiyye'den yazdığı bu hadisleri tekrar okumasına fırsat vermeden, ezberden söylemesini istedi. O da elindeki tahtayı bu zata verdi ve hadisleri dinlediğinden daha güzel bir şekilde ezbere okudu. Bunun üzerine Halepli âlim: "Eğer bu çocuk yaşarsa onun çok büyük şöhreti olacak. Böyle zeki bir insan görülmemiştir" dedi.

Ahmed ibnu Teymiyye yedi yaşına kadar Harran'da kaldı. Moğolların Harran'ı işgal etmesinden sonra ailesiyle birlikte Dımeşk (Şam)'e hicret etti. Yolda birçok zorluk ve tehlikeyle karşılaştılar. Bu olaylar onun Moğollardan şiddetli bir şekilde nefret etmesine neden oldu. Büyüdükten sonra Moğollara karşı mücahitlerin başına geçti.

Dımeşk'e hicretlerinden sonra daha oraya tam yerleşmeden babası, ilimde şöhret bulmuş biri olması nedeniyle oradaki büyük âlimler tarafından Emevi Camii'ne müderris olarak atandı.

İşte bu ilim çevresinde yetişen İbnu Teymiyye daha küçük yaşta Kur'an-ı Kerim'i ezberledi. Sonra o dönemde bilinen bütün ilimleri okudu. Arap diline çok önem vererek dilbilgisi ilminde otorite sahibi oldu. Sibeveyh'in Arap dilinde çok önemli bir yeri olan kitabını inceledi ve kritiğini yaptı. Bu çalışmaları ona Arap dili konusunda, ilmi hayatı boyunca kullanacağı bir bilgi ve kabiliyet kazandırdı.

Fıkhi hükümlerle tanışıp ezberleyebildiği kadarını ezberledi. Böylece değişik ilim dallarında kendini yetiştirerek toplumda ilmi bir otorite haline gelmeyi başardı.

Ahmed ibnu Teymiyye Ahmed ibnu Hanbel'in Müsned'i, Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Ebi Davud, Sünen-i Nesai, Sünen-i İbni Mace ve Süneni Darekutni'yi hocalarının yanında okuyarak dinletti. Bunlardan bazılarını defalarca dinletti. Hafız Zemlekani (Vefatı H. 727) onun hadis ilmindeki yerini şöyle anlatır: "Beş yüz seneden beri hıfzı ondan kuvvetli olanı görülmemiştir." Hafız el-Mizzi de onun hakkında: "Kur'an ve sünneti İbnu Teymiyye'den daha iyi bilen ve ondan daha güzel şekilde onların yolundan giden birini görmedim" demiştir.

İbnu Teymiyye kendi döneminde bilinen bütün ilimlerle meşgul olmuş yukarıda sayılan ilimlerin dışında fıkıh usulü, tasavvuf, sulûk, hat, hesap ve benzeri ilimlerle de ciddi şekilde ilgilenmiştir.

İlme Hizmeti ve İlimdeki Çizgisi

O zaman âlimlerin Endülüs ve Bağdat'tan hicret ederek Dımeşk'e gelmeleri sebebiyle Dımeşk ilmin merkezi olmuştu.

Hadis ilmini okutan Nevevi, İbnu Dakik, el-Idi Zemlekani'nin ders verdiği medreselerin yanında daha birçok özel medrese ortaya çıkmıştı.

O zamanda Ebu'l Hasen el-Eş'ari'nin görüşleri ortaya çıkıp yayılmaya başladı. Onlara Hanbeliler dışında kimse karşı çıkmadı.

İbnu Teymiyye, Eş'arilerin medresesinden mezun olanlardan biriydi. Sonra sahabilerin görüşlerine özellikle de Ömer ibnu'l-Hattab, Ali ibnu Ebî Talib, İbnu Abbas gibi sahabilerin görüşlerine önem verdi. Said ibnu Museyyeb ve Kasım ibnu Muhammed gibi tabiinden öne çıkmış kişilerin fetvalarına dikkat ederdi. Allame ez-Zemlekani onun hakkında şöyle demiştir: "Ona bir ilimden sorulduğu zaman, onu gören ve dinleyen kişi onun cevapları karşısında bu ilimden başka bir ilim bilmediğine ve bu ilimde onun denginin olmadığına kanaat getirirdi."

Moğollara Karşı Cihadı

Moğollar 702'de Şam'ın surlarını kuşatınca insanlar korktu. İbnu Teymiyye onları sakinleştirip yemin ederek: "Siz onlara galip geleceksiniz" dedi. Bazı devlet adamları ona: "İnşallah de" diye ihtarda bulundular. O da: "Ben bunu yorumlayarak değil, tahkik ederek söylüyorum" dedi. Sonra halka dönerek: "Eğer beni karşı tarafta görürseniz, başımın üstünde Kur'an dahi olsa beni öldürün" dedi. Sonra ilk safa girerek cihadı ilan etti. Ramazan ayıydı. Askerlere oruçlarını bozabileceklerine dair fetva verdi. Sonra kendisi askere moral vermek için onlar arasında dolaşarak bir şeyler yedi. Moğollar yenilinceye kadar durum böyle devam etti. İşte mümin âlimin durumu budur. İnsanların içinden çekilip, olaylara tepeden bakarak evinde oturmaz. Bilakis, peygamberi ve sahabeyi örnek edinen bir mümin bütün hassasiyetiyle olayın içinde yerini alır. Etrafında olup bitenlerden haberdar olur. Malını, çocuğunu, evini hatta gerektiğinde canını ortaya koyarak meydanlarda mücadele eder. Kılıç, kalem ve dilin kendisinde toplandığı biri olur. İşte İmam İbnu Teymiyye bu özellikleri taşıyan bir âlimdi.

Toplum Gerçeklerine Yaklaşımı

İbnu Teymiyye yaşadığı dönemdeki toplumun gerçeklerini iyi tespit etmiş, toplumun hastalıklarını anlamış, ilmini ve bedenini insanlar içinden hayırlı bir ümmete kavuşmak için sarf etmiştir. Şehirlerdeki valilere ve sultanlara nasihat etmiş, yaptıkları kötülükleri kınamış bundan dolayı da birçok defa hapse atılmıştır. Hapiste kaldığı müddetçe haline razı olarak ve hayrı yalnızca Allah'tan isteyerek sabırla mukabele etmiş ve şöyle demiştir: "Düşmanlarım bana ne yapabilirler, ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehadet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir."

Dört Mezhep Fıkhını Öğrenmesi

İlk derslerini hadis ilminde değerli âlimlerden biri olan babasından aldı. 21 yaşında babasını kaybedince birçok büyük âlimden daha ders almıştır. Talebesi İbnu Abdilhadi onun iki yüzden fazla hocadan ders aldığını söylemiştir.

Günlük münazaraları, ilmi toplantıları ve yapılan çalışmaları terk etmez, hepsine katılırdı. Kendinden uzak, dönemin meşhur âlimlerinin yanına gidip ders alırdı. Hatta aynı görüş ve fikirde olmayanlardan dahi ders görürdü. Bıkmadan usanmadan kitapların üzerine kapanıp çalışırdı. Selefi salihinin kitaplarını okur, gerektiğinde bir ayetin açıklaması için bir çok tefsire baş vururdu. Kendi hakkında şöyle der: "Bazen bir ayetin açıklaması için yüz tefsire bakardım. Sonra Allah'a anlama kabiliyeti vermesi için şöyle dua ederdim: "Ey İbrahim'e öğreten Rabb'im, bana da öğret. Ey İbrahim'e öğreten Rabb'im, beni dinimde bilgi sahibi kıl." Ve camilere gidip yüzümü toprağa sürerek Allah'tan bana doğruyu ilham etmesini dilerdim."

Mecmuatu'l-Fetava'da belirttiği üzere selefin tefsirinden yaptığı rivayetler otuz cildi aşıyordu. Bunlardan bazıları yazılmış, bazıları ise yazılmamıştır.

Hanbeli fıkhında İbnu Kudame'nin (H.630) el-Muğni adlı kitabını, Hanefi fıkhında Tahavi, Husayri ve Serahsi'nin kitaplarını, Şafii fıkhında el-Um, el-Muhezzeb, el-Mecmû, Muhtasaru'l-Muzeni adlı kitapları ve İmam Gazali'nin yazdığı el-Veciz'i, Maliki fıkhında ise İbnu Ruşd'un el-Kebir ve el-Hafid'ini okumuştur. Ayrıca Zahiriye mezhebinin ünlü âlimi İbnu Hazm'ın el-Mahalli ve el-Ahkâm fi Usuli'l-Ahkâm adlı kitaplarını okumuş ve bunlardan etkilenmiştir.

el-Kevakibu'd-Durriyye kitabının yazarı onun hakkında şöyle der: "Sahabe ve tabiinin görüşlerini çok iyi bilirdi. Hemen hemen konuştuğu her konuda dört mezhebin görüşlerini söylerdi. Bazı konularda dört mezhebe muhalif olmuştur. Muhalefet ettiği konularda Kur'an ve sünnetten delil getirip yazmıştır."

Akli İlimlere de Önem Vermesi

İbnu Teymiyye nakli ilimleri olduğu gibi, felsefe, mantık ve kelam ilmini de tahsil etmişti. Felsefe ve kelam ilmiyle ilgili eserler yazmasına rağmen bu ilimlerle uğraşıp az çok bunlardan etkilenen diğer âlimler gibi felsefeden etkilenmemiştir. Onun bu ilimleri öğrenmekten maksadı İslam'ın güzelliklerini, İslam davetini anlatmak, dinin emir ve yasaklarına uymayan insanları uyarmaktı. Bundan dolayı onun yazdığı eserlerin çoğunluğu bidat ehline ve dinden uzaklaşanlara reddiye şeklindedir. Dehriyye, Kaderiyye, Cehmiyye, Mu'tezile, Vahdeti Vücutçuluk ve çeşitli felsefi ekollerin etkisinde kalanlara reddiyeler yazmıştır.

"Mesih'in Dinini Değiştirenlere Doğru Cevap" adlı eserinden anlaşıldığı üzere hıristiyanların kitaplarını da okumuştu. Çok değerli bir âlim olan Muhammed Ebu Zehra onun hakkında şöyle der: "Denilebilir ki İbnu Teymiyye bütün İslâmi ilimlerin kitaplarını, devrinde bilinen felsefe kitaplarını ve kendisine ulaşan geçmiş dinlerin kitaplarını okumuştur."

Öğrencileri

Onun zamanında onun öğrencisi kadar çok öğrencisi ve müridi olan bir başka hoca yoktu. Özellikle Şam, Mısır, İskenderiye ve Kahire arasında gidip gelirken, kendini tamamen ilme verip hitabette bulunması ve münazaralara katılması gün geçtikçe öğrenci sayısını artırıyordu. Haftanın birkaç gününde Emevi Camisi başta olmak üzere birçok camide halka açık, ilmi tartışmalarla geçen özel dersleri olurdu. Bu derslere çok sayıda insan katılırdı. Bu dersleri kırk altı yıl boyunca bıkmadan sürdürmüştür.

Yetiştirdiği öğrencilerin en tanınmış olanları şunlardır:

İmam İbnu'l-Kayyım el-Cevziyye: Kendisiyle devamlı beraber olan, ilmini alıp onu savunan, Zadu'l- Mead ve İ'lamu'l-Muvakkiin gibi kitaplarında hocasının ilimlerini devamlı aktaran büyük bir âlimdir. Fakat o hocasından daha sakin, ibadet ve zahitliğe yönelmiş biriydi.

İbnu Kesir: et-Tefsiru'l-Azim ve el-Bidaye ve'n-Nihaye adlı eserlerin yazarıdır.

İlimdeki Metodu

Genel olarak İbnu Teymiyye'nin metodu şöyle özetlenebilir:

*Akla hiçbir zaman güvenmezdi. Bu nedenle akılcıların inançlarına özellikle hocaları olan Aristo'ya karşıydı.

*Fikrinde mutaassıp olmayıp Kur'an, sünnet ve sahabilerden gelen rivayetlere bağlı kalırdı.

*Tefsirde Kur'an'ı önce Kur'an'la, sonra sünnetle, sonra sahabe ve tabiinin sözleriyle tefsir ederdi.

*Akidede en başta Kur'an-ı Kerim'i esas alır, onun koyduğu ilkelere dayanırdı.

*Tevil ve müteşabihte âlimlere cevap verirdi. Aynı şekilde ona da cevap veriliyordu. Aralarında uzunca ilmi tartışmalar olurdu.

*Fıkıhta ise Hanbeli mezhebini diğer mezheplere tercih edip onun metoduna bağlı kalırdı. Bununla beraber bazen muhalefet ettiği de olurdu.

Eserleri

Tefsir konusunda yazdıkları bir araya getirilse otuz cilde varır. Tefsirdeki metodu hakkında da bir kitabı vardır.

Akaid konusunda bir çok eser yazmıştır. Bunlardan bazıları şunlardır;

1- İman Kitabı

2- İstikamet Kitabı

3- İktidau's-Sırati'l-Müstakim

4- Furkan Kitabı

5- Risaleleri: Hemeviyye, Tedmiriyye, el-Vasıtiyye, el-Bağdadiyye, el-Keylaniyye, el-Ezheriyye, Kaza ve Kader ve bunların dışında bir çok risale.

Fıkıhla ilgili eserlerinin başlıcaları:

1- Kıyas Risalesi

2- Nikahu'l-Muhallil

3- Kitabu'l-Ukud

4- el-Hasbe Risalesi

Bunların yanı sıra bir çok değişik fetva ve içtihatları vardır. Onun bazı fetvaları el-Fetava'l-Kubra adlı eserde toplanmıştır.

Vefatı

İmam İbnu Teymiyye Hicri 728'e denk gelen Miladi 1328'de Şam'da Kale hapishanesinde vefat etti. Şam halkı ve âlimleri toplu halde daha önce hiç görülmemiş bir kalabalıkla cenazesinde bulundular. Uzak yakın İslam beldelerinde, Yemen'den Çin'e kadar pek çok yerde onun gıyabında cenaze namazı kılınmıştır. Allah rahmet etsin.

Kaynaklar:

1. M. Halil Herras, İbnu Teymiyye es-Selefi

2. İmam Muhammed Ebu Zehra, İbnu Teymiyye'nin Hayatı ve Yaşadığı Dönem

3. Muhammed İslambuli, Dinin Kahramanı İbnu Teymiyye

4. Abdülaziz el-Meragi, İbnu Teymiyye

5. el-Fetava'l-Kubra kitabının önsözü

6. Şamil İslam Ansiklopedisi