Cihada katılmanın hükmü

1.Şu anda İslâm ülkelerinde yaşanan zulümler sebebiyle savaşarak cihad etmek farz-ı ayn mıdır yoksa farz-i kifaye mi? Bazı âlimler farz-i kifaye olduğunu ve bu yüzden bizim üzerimizde sorumluluk olmadığını söylüyorlar. Ancak geçmiş içtihatlarda şöyle dendiğini görüyoruz: "Eğer batıda bir İslâm beldesi işgale uğrarsa batılı Müslümanlar için savaşmak farzdır, doğudakiler müstesnadır. Ancak batıdaki Müslümanların gücü düşmanı defetmeye yetmiyorsa o zaman doğudaki Müslümanlara da savaş farz-ı ayn olur."
2.Cihada katılmak için hicret ederken ana baba rızası istenir mi? Bu çok çelişkili bir konu. Zira Rasulullah (sav) cihada katılmak için izin isteyen bir Müslümana ana babasının hayatta olup olmadığını sormuş; "hayatta" cevabını alınca, "o zaman önce onların rızasını almaya çalış" buyurmuş. (Buhârî, el-Edebu'l-Müfred, 9)
Ancak Tevbe suresinin 24. âyetinde: "De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, hanımlarınız, aşiretiniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler sizin için Allah'tan, Peygamber'inden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimliyse Allah buyruğunu bildirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu doğru yola erdirmez" buyurulmuştur.
Bu durumda, toplumda yaygın kanılara kapılarak ve angaje edilmiş bir düşünce sistemiyle düşünerek başka İslâm beldelerindeki savaşlara iştirak etmeye izin vermeyen veya vermeyeceği kesin olan ana babanın rızasını mutlaka almak gerekir mi?
3. Aileden izin alınmadan çıkılacak bir yolculukta, yolculuğa çıkan kişinin ailesine bu sebeple bir hal olursa örneğin üzüntüden hastalanırsa o kişi sorumlu olur mu?

Cevher Dönmez

Birinci soruda zikrettiğiniz hüküm fıkıh kitaplarında geçen bir hükümdür. Buna binaen cihad yerine göre farz-ı kifaye yerine göre farz-ı ayn olur. Filistin, Irak, Çeçenistan ve Afganistan gibi bölgelerde fiili işgal ve tecavüz olduğundan buralarda gücü yetenlere cihad farz-ı ayn olur. Bu farz-ı ayn dairesi emperyalist yönetimlerin çizdiği sınırlara göre değil gereklilik, güç ve imkân sınırlarına göre genişler. Ancak bu konudaki hükümleri uygulamada ayrıntıya dair hükümleri tetkik edip ona göre bir hareket ve tavır planı belirlemek gerekir. Örneğin bir kimsenin cihada iştirakı aile efradının ve çocuklarının ciddi tehlikeye düşmesine sebep olacaksa onun ailesini himaye etmesi öncelik kazanır. Bunun yanı sıra yerine göre mücahitlere arkadan lojistik destek, maddi yardım ve siyasi katkı cephedeki çatışmadan daha etkili ve faydalı olabilir. Yani cihad sadece cephede çarpışmadan ibaret değildir. Neyin daha faydalı olduğunu tespit edip masalih-i mursele kurallarına göre hareket etmek, ama haklı ve meşru bir mücadeleye destekten geri kalmamak gerekir.

Ana baba rızası ile ilgili hüküm cihadın farziyet derecesine göre değişir. Farz-ı ayn ve kuvvetle ihtiyaç olan yerlerde onların rızasına ihtiyaç yoktur. Ama gene de gönüllerini kırmadan hareket etmeye çalışmak gerekir. Farz-ı kifaye olan yerlerde rızalarına ihtiyaç vardır. Ama emirü'l-mü'mininin seferberlik ilan etmesi durumunda hüküm değişir. Yani burada rıza şartlara ve hükmün derecesine göre değişir. Ama anne babanın gönüllerinin hoşnut edilmesi her zaman gereklidir.