İstanbul'un fethedileceği müjdesi, İsrâ âyetindeki Mescidi Aksa, Sünnetin güvenilirliği

Konstaniyye'nin fethonulacağına dair hadis sahih midir ve orada kastedilen şehir bugünkü İstanbul mudur? İsrâ âyetinde sözü edilen Mescidi Aksa Kudüs'teki Mescidi Aksa mıdır? Sünnetle ilgili kaynaklara ne kadar güvenilebilir?

Müslim Gündüz Hollanda

Konstantiniyye'nin fetholunacağına dair hadis sahihtir. Bu hadisi Marmara İlahiyat'tan hadis profesörü İsmail Lütfi Çakan araştırmış ve sıhhatine dair delilleri ortaya çıkarmıştır. Bu konuyla ilgili makalesi de Altınoluk dergisinde yayınlandı. Kastedilen elbette bugünkü İstanbul şehridir. Çünkü o zaman bu isimle adlandırılan aynı derecede ünlü bir şehir yoktu. Ayet ve hadisler açıklanırken nüzul ve vurud tarihlerindeki manalar, isimlendirmeler ve kavramlar esas alınır.

Kur'an-ı Kerim'deki isra âyetinde sözü edilen Mescidi Aksa'nın Mekke civarında bir küçük mescid olduğuna dair iddiada bulunanlar gibi saptırmalar yapanlar hata içindedirler. Bu iddianın sahipleri o zaman Kudüs'te bugünkü gibi bir cami olmadığını ileri sürüyorlar. Öte yandan Mekke ve civarında bu ismi taşıyan bir mabedin bulunduğuna dair hadis ve tarih kaynaklarında en ufak bir rivayetin dahi bulunmadığını dikkatten uzak tutarak saçmaladıklarını unutuyorlar. Ayrıca bugünkü Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde Hz. İsa ve Hz. Zekeriya döneminde aynı isimle bir mabedin bulunduğunu ve Resulullah (s.a.s.) döneminde de aynen olmasa bile o mabedin kalıntılarının muhafaza edildiğini nazar-ı dikkate almıyorlar.

Kısacası akılcı birtakım yorumlamalar yapma ihtiyacı duyarak kavramlar ve isimler üzerinde saptırmalar yapanlar karşısında dikkatli olmanızı tavsiye ederim.

Sünnet tartışmaları konusunda şahit olduğum ilginç bir hadiseyi size aktarayım: Bir sempozyumda, Resulullah (s.a.s.) zamanında kayıt altına alınmadığı dolayısıyla doğruluğu şüpheli olduğu gerekçesiyle sünneti inkâr eden bir şahsın konuşmasını dinledim. Belirttiği sebeple sünneti inkâr eden bu şahıs iddialarına tarih kaynaklarından deliller gösteriyordu. Oysa tarih kaynaklarının hiçbirinde cerh ve tadil yoktur. Yani rivayetlerin sıhhatinin ortaya çıkarılması için ravilerdeki teselsül ve sika (güvenilirlik) yönü üzerinde söze gelir bir araştırma yapılmamıştır. Oysa sünnette, hadislerin sıhhat ve zayıflığının ortaya çıkarılması için ravileri on ayrı elekten geçiren beşi hıfz beşi adalet ile ilgili meta'ini aşere (on ta'n) denilen tenkit kuralları uygulanmıştır. Öncelikle ravilerin birbirleriyle tarihi olarak görüşüp görüşmedikleri araştırılır sonra her ravinin üzerine on tane tenkit oku atılır. İşte bu on tenkit okundan yara almadan kurtulabilen ravilerin naklettiği hadislere sahih denir. Bu işleme de cerh ve ta'dil denir.