HAMAS Gücünü Kaybediyor mu?

12 Haziran 2004 Cumartesi

HAMAS'ın bittiğine dair yani artık gücünün kaybolduğuna dair duyumlar var, bunlar ne derece gerçek?

Eğer böyle bir şey söz konusu değilse neden hâlâ bir eylem düzenlemedi?

Şeyh Ahmed Yasin'in Ürdün - Mısır - İsrail ortak operasyonuyla öldürüldüğü söyleniyor. Bu olabilir mi?

Filistin'de gerçekten barış mı gerçekleşiyor yoksa karanlık olaylar mı var?

Tayyip Erdoğan çıkışlarıyla ne yapmaya çalışıyor? ABD destekli bir başbakan bu sözleri nasıl sarf edebiliyor? Türkiye bazı gerçekleri fark etmeye mi başladı? Eğer öyleyse önündeki engelleri aşabilecek mi?

Irak'taki direnişin yeni hükümetle beraber devam edeceğini umuyor musunuz?

Mustafa Baran -Mısır

Öncelikle HAMAS'ın bittiği iddiası kesinlikle doğru değildir. HAMAS gücünü korumakta ve mücadelesine devam etmektedir. HAMAS bundan önce de önemli şehitler verdi ama yine de gücünü artırarak yoluna devam etti. Eğer tükenmiş olsaydı Siyonist işgal devleti bugün Gazze'den çekilme planını hiç gündeme getirmez ve bu konuda Mısır'ın devreye girmesini isteme ihtiyacı duymazdı. İşgalcileri Gazze'den çıkmaya zorlayan HAMAS'ın direnişidir.

HAMAS eylemlerine devam etmektedir. Ancak mevcut şartların hassasiyetine binaen taktik değişikliği yapılmıştır. Bu sebeple büyük çaplı intikam eylemleri yerine özellikle Gazze bölgesindeki askeri hedeflere ve yerleşim birimlerine yönelik küçük çaplı eylemler tercih edilmektedir. Çünkü Şaron, Gazze'den çekilme planını uygulamaya koymadan önce bölgede geniş çaplı bir askeri operasyon ve büyük bir katliam planlıyor, bunun için de kendisine gerekçe oluşmasını bekliyordu. Bunu sadece HAMAS değil bütün direniş örgütleri biliyorlar ve eylem planlarında dikkate alıyorlar. İşte bu yüzden taktik değişikliğine gidilerek küçük çaplı yıpratma eylemleri tercih ediliyor. Bu yıpratma eylemleri de aslında sonuç vermektedir ve bu yüzden Şaron kendi hükümetinde ciddi sorunlar yaşamasına rağmen Gazze'den çekilme planını hızlandırma ihtiyacı duymuştur. İşte bu merhalede Mısır'ın devreye girmesi İsrail'den kaynaklanan problemden daha büyük bir problem oluşturmaktadır.

Söz konusu taktik değişikliği mevcut şartlar gereğidir. Bu, ileride geniş çaplı eylemler düzenlenmeyeceği anlamına gelmez. HAMAS direniş eylemlerinde ve mücadelesinde karşı karşıya olduğu şartları dikkate almaktadır. Ama Allah'ın izniyle küçülmemekte, bilakis büyüyerek yoluna devam etmektedir.

Bu tür tenkitler daha önce yine bir dönem direniş eylemlerinin dozajının bayağı düşmesi sebebiyle yapılmış ve aynı sorular sorulmuştu. O zaman HAMAS yetkilileri mücadelede her zaman aynı eylem yoğunluğunun ve sıklığının olamayacağını, iniş ve çıkışların olabileceğini ama HAMAS'ın her hâl ü kârda mücadelesine devam edeceğini vurgulamışlardı. Nitekim söz konusu dönemden sonra HAMAS işgalcilere öyle darbeler vurdu ki, bu hareketin tükendiği beklentilerinin tamamen boş ve anlamsız olduğu gözler önüne serildi.

Allah'ın izniyle ümitsiz olmayalım. Ancak bununla birlikte şunu unutmayalım ki Filistin direnişi sadece HAMAS'ın değil bütün Müslümanların ortak davasıdır. HAMAS bir sıkıntı ve zorluk yaşadığında bu zorluğun ortadan kaldırılması için ümmete neler düştüğünün bilinmesi ve görevlerin yerine getirilmesi gerekir. Çünkü Filistin cephesinin canlı kalması tüm ümmetin geleceğiyle doğrudan ilgilidir. O cephede sadece Siyonist İsrail'e karşı değil çağdaş emperyalizmin bütün şer güçlerine karşı mücadele verilmektedir.

Şeyh Ahmed Yasin'in şehit edilmesinde Ürdün ve Mısır'la işbirliği yapılmış olması mümkündür. Ancak bu bir tahmin de olabilir. Kesin böyle olduğunu söyleyebilmek için elimizde delil olması gerekir. Sadece Ürdün'ün ve Mısır'ın siyasi çizgilerine bakarak böyle bir işbirliğinden kaçınmayacaklarını söyleyebiliriz.

Filistin konusunda "barış" kavramıyla çoğu zaman gerçek anlamda bir barış değil Siyonist işgale meşruiyet kazandırılması kastedilmektedir. Dolayısıyla bu kavram gerçeklerin ters yüz edilmesi ve kamuoyunun yanıltılması için kullanılıyor. Filistin'de hakiki barış ancak Siyonist işgal son bulduğu zaman gerçekleşir. İşgal var olduğu zaman işgale karşı meşru mücadele de var olacaktır.

Tayyib Erdoğan'ın çıkışlarını olumlu buluyoruz. Ama bu çıkışlarla gerek dışarıdaki ve gerekse içerideki engelleri aşması zor. Fakat böyle olması sebebiyle komplo teorileri üreterek öküzün altında dana aramak isabetli olmaz.

Irak direnişi gerçekten zor bir döneme giriyor. Biz bu konuyla ilgili tespitlerimizi geçen hafta ve ondan önceki hafta yayınlanan yazılarımızda dile getirdik.