Hama Katliamı İsrail'in Katliamlarına Gerekçe Olur mu?

31 Mayıs 2003 Cumartesi

"Yüreklerdeki Yara: Hama" başlıklı yazınızı okudum. Hafız Esed'in 30.000 kişiyi acımasızca katlettiği yazıyor. Siyonistler bugüne kadar kaç masum insanı katletmişlerdir?

Sami

Bu soruya daha önce de muhatap olmuştuk. Ayrıca bu soruyu daha önce bize yöneltenler İsrail işgal devletinin siyasetini benimseyen siyonist anlayışlı kişilerdi. Dolayısıyla sorunun kaynağını ve amacını biliyoruz. Aynı kişilerin aynı soruyu size de sormuş olmaları ve sizin de bu soruyu yöneltmiş olmanız mümkündür.

Zulmü zulme gerekçe olarak göstermek siyonistlerin sinsi bir taktikleridir. Aynı şeyi bugün Amerika, Irak'ta yapıyor. Saddam'ın geçmişte gerçekleştirdiği katliamları kendisinin bugün gerçekleştirdiği cinayetleri örtmek için kullanıyor.

Şimdi soralım: Hafız Esed'le Filistinlilerin ne ilgileri var ki onun yaptığı katliamla onlara karşı gerçekleştirilen katliamı kıyaslıyoruz? Hafız Esed, Arap ve Müslüman (!) kökenli diye mi? Bir kere İslam bir soy dini değil bir inanç dinidir. Bir kimse Müslümanca inanmadığı takdirde, ana babadan bu dini miras almaz. Zaten Hafız Esed, ailevi olarak da Nusayri kökenliydi ama inanç olarak Nusayri de değil, bir ateistti. Yani soy olarak yahudi olan Darwin'le aynı inancı paylaşıyordu. Peki bu adamı Darwin'in milletine mi mensup sayacağız, yoksa temel inanç ilkelerinden herhangi birini reddedeni anında kapı dışarı eden İslam milletine mi? Bu adamın Arap kökenli olması da Filistinlilere yapılan zulmün bir gerekçesi olamaz. Hitler'in Nazi katliamını gerçekleştiren SS örgütünün lideri Heinrich Himmler'in yardımcıları olan Reinhard Heydrich ile Adolf Eichman da yahudi kökenli idiler. Hafız Esed de aslında siyonizmin arkasında duran emperyalist güçlerle işbirliği yaparak Suriye'de zirveye tırmanmayı başarmıştır. 1967 Haziran Savaşı'nda Golan tepelerinin teslim edilmesi de böyle bir işbirliği sonucunda gerçekleşen ihanetle olmuştur. Dolayısıyla Hafız Esed, Müslümanlara ve Araplara yakın olduğundan çok siyonistlerin arkasında duran emperyalist güçlere yakındı. Onun zulmünü bir yerlerle irtibatlandırmak gerekirse, Filistinlilerle, Müslümanlarla ve Araplarla değil de emperyalistlerle ve siyonistlerle irtibatlandırmak daha isabetli olur.

Tarihte çeşitli zulümler, katliamlar ve vahşi işkenceler olmuştur. Bunları yeni zulümlerin, katliamların ve işkencelerin gerekçesi olarak kullanmak mümkün müdür? Örneğin: "Filistinli bir bebeği kafasından vurarak öldüren -ki Aksa İntifadası döneminde yüzlerce bebek bu şekilde şehit edilmiştir- bir siyonist asker: "Ne olacak Ashab-ı Uhdud da, kadınları kucaklarındaki bebekleriyle birlikte ateşe atıyorlardı. Onların yaptıklarının yanında benim yaptığım bir şey mi?" dese bunun mantıklı bir yanı olur mu?

11 Eylül saldırılarının sonuçları Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombaların doğurduğu sonuçların yanında çok hafif kalır. Hatta son dönemde ABD hedeflerine yönelik eylemlerin sonuçlarını toplasanız bile söz konusu bombalamaların sonuçlarının yanında çok basit bir şey olduğunu görürsünüz. Üstelik bu saldırıların muhatabı bizzat, Hiroşima ve Nagazaki katliamlarını gerçekleştiren devlettir. Peki o zaman ABD neden 11 Eylül olaylarını gerekçe göstererek dünyayı ayağa kaldırdı? Önce Afganistan'a sonra Irak'a saldırdı. Şimdi de Suriye'yi ve İran'ı sıkıştırıyor. Üstelik bu saldırılarda mağdur edilenlerin 11 Eylül olaylarıyla herhangi bir ilgileri ortaya konmadığı halde.

Yahudilerin yaşadığı herhangi bir ülkenin yönetimi kalkıp da ülkesindeki üç beş bin yahudiyi vahşice katletse sonra da: "Hitler'in Nazi katliamının yanında bizim yaptıklarımız çok hafif kalır" dese bunun savunma mantığına göre tutarlı bir yanı olabilir mi? Siyonistlerin Hama katliamından yola çıkarak Şaron'un ve ondan önceki siyonist katillerin katliamlarını, zulümlerini gayet masumane ve basit bir zulüm olarak göstermeleri aynı derecede mantıksız ve tutarsızdır.

Biz siyonist vahşete karşı çıktığımız kadar Hafız Esed vahşetine de karşı çıkıyoruz. Bakın, Hama'da yapılan katliamla ilgili bilgileri yine bizim Web sitemizde yer alan bir yazıdan öğrenmişsiniz.

Son olarak da şunu söyleyeyim ki, Siyonist vahşet, Hafız Esed'in zulmünün çok önüne geçmiştir. 1917 İngiliz işgalinden sonra kurulan siyonist terör örgütleriyle başlayan cinayetler, katliamlar, sürgünler 80 yıldan beridir sürüyor. Bu zulüm sebebiyle bugün 5 milyon Filistinli yurdunun dışında yaşamaktadır. Halen Filistin'de yaşayanların da yarısı yine Filistin içinde yerlerini değiştirmeye, mülteci kamplarında hayat sürmeye mahkum edilmiştir. Gerçekleştirilen katliamlarda şimdiye kadar on binlerce insan katledildi. Halen Filistin'de yaşayanlardan 15 yaşın üstünde olanların en az üçte biri İsrail zindanlarını görmüştür. Hayat mücadelesi verenler de zaten siyonist vahşet sebebiyle sürekli ölümü başlarının ucunda hissediyorlar. Üstelik bu insanlar kendi öz yurtlarında, yurtlarını haksız bir şekilde gasp edenler tarafından bu zulme maruz bırakılıyorlar. Sonra da, birtakım sinsi taktikler sebebiyle haklılıklarını ispat için yine savunma konumuna düşürülüyorlar. Siyonistler hem zulmediyor, hem de zeytinyağı gibi üste çıkmaya çalışıyorlar.