Filistin Meselesi Böyle Sürecek mi?

12 Mayıs 2003 Pazartesi

Filistin davası böyle devam eder mi? Ederse neden biz Müslümanlar davamıza sahip çıkmıyoruz? Neden Müslümanlar onlara yardımcı olmuyor?

Musab Baan

Filistin davasının geleceği ümmetin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. Tarihe baktığımızda da Filistin'in durumunun ümmetin durumunu yansıttığını görürüz. Filistin'in haçlı işgali altında olduğu dönemde ümmet bugünkü gibi dağınık ve dış güçler karşısında haklarını savunma kudretinden mahrum haldeydi. Filistin'in işgalden kurtarılmasıyla birlikte ümmette bir toparlanma ve hakimiyetini güçlendirme hareketi başladı. 1917'de Filistin topraklarının İngiliz emperyalizmi tarafından işgal edilmesinin hemen ardından İslam ümmetinin birliğini temsil eden Osmanlı devleti ortadan kaldırıldı. Bunda belki Filistin topraklarının manevi üstünlüğünün yanı sıra, o toprakları işgal eden güçlerin Müslümanların birliğini temsil edecek bir devlet veya kurumun varlığını sürdürmesi durumunda kendilerinin işgallerinin sürmesinin zor olacağından korkmalarının da rolü vardır. Günümüzde İsrail işgal devleti ve onun arkasında duran uluslararası siyonizm ile bu siyonizmin güttüğü ABD, İslam ümmetinin başında en büyük beladır. Son Irak saldırısının arkasında da siyonizmin İslam alemiyle ilgili hesaplarının önemli rolü olduğu yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Şimdi de Filistin topraklarındaki direnişi dağıtabilmek için "Yol Haritası" planı diye bir komplo planı ortaya çıkardılar ve bu planla bağlantılı olarak genelde tüm İslami oluşumlara darbe vurmaya çalışıyorlar. Ama ne yazık ki İslam aleminde siyonizm tehdidi ve Filistin davasının ehemmiyeti konusunda yeterli duyarlılık göremiyoruz. Siyasi oluşumlar, İsrail ve ABD realitesinin göz ardı edilemeyeceği düşüncesiyle onlara yaranmaya, kendilerini onlara kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bu amaçla Bilderberg, Rotary toplantılarına katılarak tüm insanlığın başına çoraplar ören bu örgütlerin mensuplarına övgüler yağdırıyorlar. Medya organları siyonistlerin ekonomik alandaki hakimiyetlerini ve güçlerini göz önünde bulundurarak onlardan destek alabilmek için onların propagandalarını yapıyor, yalanlarına şahitlik ediyorlar. Münferit vatandaşları ise aşırı derecede bir fişlenme korkusu kuşatmış. Bu korkuyu yaymak için ABD'nin uzaydan uydular vasıtasıyla bütün insanları kontrol ettiği, telefonlarını dinlediği, beyinlerinden geçenleri bile okuduğu saçmalarını yaydılar; birçokları da bunlara inandı. Kısacası Filistin davasına sahip çıkma ve siyonist vahşete karşı durma konusunda bugün yeterli duyarlılık göremiyoruz. Fakat bu böyle gidecek değil. Yüce Allah: "Nice az topluluklar Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir" buyuruyor. Ben şahsen Filistinlilerin işgale karşı mücadelede büyük bir azim ve kararlılık içinde olduklarını gördüm. Bugün Amerika'nın her tarafı hakimiyeti altına alma çabası onları korkutmuyor ve bunun geçici olduğunu, zor bir dönemden geçildiğini ama bunun mutlaka aşılacağını düşünüyorlar. Siyonistleri ve onların arkasında duran emperyalist güçleri ise ciddi bir endişe kuşatmış durumda. Bu derece vahşi ve saldırgan olmalarının sebebi de işte bu korku. Yüce Allah onların bu durumlarını: "Her bağırtıyı aleyhlerine bir gelişme zannederler" diye buyurarak izah ediyor. Ayrıca Filistin iman ve tevhid diyarıdır. İnşallah bu diyar siyonizm kirinden temizlenerek yeniden gerçek kimliğine kavuşacaktır. Bu konuda kesinlikle ümidimizi ve azmimizi kaybetmeyelim. Şunu da unutmayalım ki Filistin'e sahip çıkmak sadece Filistinlilerin görevi değil tüm ümmetin görevidir. Onların mücadelelerine bigane kalanlar ciddi bir sorumluluğu ihmal ettiklerini düşünmek zorundadırlar.