Soykırım İddiaları ve Gerçekler

12 Mayıs 2003 Pazartesi

Yahudi katliamı konusu her ne kadar bıktırıcı bir temcit pilavı haline gelmişse de tarihi hakikatlerin doğru olarak tespitinde fayda görmekteyim. Milliyeti, dini, ırkı her ne olursa olsun insana tatbik edilen zulüm ve şiddetin hesabı ahirette sorulacaktır. Her türlü zorbalık ve katliamı lanetlemek İslamiyet'in en başta gelen vecibelerinden biridir. Bu cihetle zalim Nazi diktatörlüğü devrinde yapılan gayri insani icraatların abartıldığına dair, varolduğunu arz ettiğiniz delillerin kaynaklarını daha somut olarak arz etmenizde yarar vardır. Hangi tarihçiler hangi eserlerinde bu mevzuya dair deliller sunmuşlardır, zikrediniz lütfen. Allah'ın selamı üzerinize olsun.

Muharrem Nabi

Yahudi katliamı konusu her ne kadar bıktırıcı bir temcit pilavı haline gelmişse de tarihi hakikatlerin doğru olarak tespitinde fayda görmekteyim. Milliyeti, dini, ırkı her ne olursa olsun insana tatbik edilen zulüm ve şiddetin hesabı ahirette sorulacaktır. Her türlü zorbalık ve katliamı lanetlemek İslamiyet'in en başta gelen vecibelerinden biridir. Bu cihetle zalim Nazi diktatörlüğü devrinde yapılan gayri insani icraatların abartıldığına dair, varolduğunu arz ettiğiniz delillerin kaynaklarını daha somut olarak arz etmenizde yarar vardır. Hangi tarihçiler hangi eserlerinde bu mevzuya dair deliller sunmuşlardır, zikrediniz lütfen. Allah'ın selamı üzerinize olsun.

Bu konuda oldukça önemli araştırmalar yapılmış ve gerçekler kaynaklarıyla birlikte ortaya konmuştur. Bu araştırmalardan biri ünlü Fransız düşünür Roger Garaudy'nin yazdığı "İsrail'i Kuran Efsaneler" adlı kitaptır. Bu kitap "İsrail, Mitler ve Terör" adıyla Türkçe'ye tercüme edilmiş ve Pınar Yayınları tarafından neşredilmiştir. Bu kitap hadiseyi hem tarihi boyutuyla hem de fikri boyutuyla ortaya koyuyor ve söz konusu soykırım efsanesinin İsrail'in kuruluşunda ne derece büyük bir rol oynadığını akli yönden, ikna edici bir şekilde izah ediyor. Garaudy bu kitabından dolayı Avrupa'da hem siyonist lobilerin hedefi olmuş hem de ülkesi olan Fransa'da yargı önüne çıkarılıp mahkum edilmişti. Bu olay fikir hürriyetine saygılı olduklarını iddia eden Avrupa ülkelerinin, siyonistleri ilgilendiren konularda ne kadar büyük kısıtlamalar yaptıklarını gözler önüne sermesi açısından önemli bir gelişmeydi. Avrupa ülkeleri, bugün Filistin topraklarında yaşanan hadiselerin gerçek yönleriyle kamuoyuna yansıtılmasına karşı da kısıtlamalar getiriyorlar.

Bir diğer önemli çalışma da Harun Yahya imzasını taşıyan "Soykırım Yalanı" adlı kitaptır. Bu kitabı Internet'te www.harunyahya.org (sonu .com ya da .net de olabilir) sitesinde bulabilirsiniz. Eğer bilgisayarınızda Adobe Acrobat Reader programı varsa bu kitabı oradan çekip okumanız mümkün. Bu kitapta da soykırımla ilgili iddiaların birçoğunun tarihi yönden ispatının mümkün olamayacağı, bu konuda ne gibi sahtekarlıklara, hilelere başvurulduğu belgelerle ortaya konuyor.

Soykırımla ilgili iddiaların bir saptırma olduğunu belgeleyen daha başka eserler ve çalışmalar da yayınlanmıştır. Ancak zikrettiğimiz iki kitaptan bu kaynaklara ulaşmanız mümkündür. Ne var ki siyonistlerin medya ve enformasyon dünyasında büyük bir güç ve etkinliğe sahip olmaları sebebiyle bütün dünya kamuoyu belli bir şeye yönlendirilmiş ve ona inandırılmıştır. Bu sayede adeta bir soykırım teknolojisi ortaya çıkmıştır.

Hadiseyle ilgili bizim genel tespit ve teşhisimiz ise şudur: Hitler döneminde yahudileri hedef alan saldırılar ve cinayetler elbette olmuştur. Hatta bazı bölgelerde katliamlar da olmuştur. Ancak siyonistlerin iddia ettikleri boyutta değildir. İşin ilginç olan tarafı sayılar veya sayıların abartılması değildir. Bir kişi bile olsa suçsuz bir insanın sebepsiz yere öldürülmesini elbette reddetmek ve karşı çıkmak gerekir. Biz de Hitler'in de diğer tüm canilerin de işlediği tüm cinayetleri reddediyor ve insan hayatının korunmasının İslam hukukunun temel ilkesi olduğunu biliyoruz. Ama ilginç olan söz konusu cinayetleri işleyen Hitler'in etrafında o zaman Avrupa'daki siyonist lobilerle çok yakın ilişkiler içinde olan önemli şahsiyetlerin yer almasıydı. (Bu konuda bizim sitemizde yer alan "Gizli Dünya Devleti ve Siyonizm" başlıklı yazımıza ve yukarıda zikrettiğimiz eserlere bakabilirsiniz.) İkinci dikkat çekici gelişme, Nazilerin o zaman öldürdükleri yahudilerin cesetlerini arabaların arkasına atarak dolaştırmaları ve: "Buraları terk etmezseniz, sizin de başınıza gelecek budur" diye anons yapmalarıydı. İşte bu anonslar ve tehditler sebebiyle Hitler'in hakimiyetindeki bölgelerde yaşayan yahudiler akın akın Filistin topraklarına göç ettiler. Böylece 1917 İngiliz işgalinden 1933'e kadar geçen 16 yıllık süre içinde Filistin'e göç edenlerin sayısı 100 bini aşmazken, 1933-45 arasındaki 12 yıllık süre içinde göç edenlerle birlikte Filistin topraklarındaki yahudi nüfus 800 bini buldu ve böylece Filistin topraklarında bir "İsrail" devletinin kurulması için insan potansiyeli oluştu. Garaudy'nin "İsrail'i Kuran Efsaneler" derken dikkat çektiği nokta da budur. Üçüncü önemli husus ise siyonistlerin söz konusu soykırım efsanesini kullanarak gerek ekonomik, gerek siyasi ve gerekse kültürel yönden büyük kazanımlar elde etmeleridir. Başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinden bugün hala tazminat alıyorlar ki II. Dünya Savaşı'ndan sonra aldıkları tazminatlar yüzünden birçok yorumcu tarafından savaşın asıl galiplerinin onlar olduğu vurgulanmıştır. Avrupa'da ne zaman İsrail'i hedef alan bir yayın faaliyeti olsa hemen siyonist lobiler devreye girerek anti-semitizm suçlamasını kullanıyor ve böylece İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği vahşi katliamların gerçek yönüyle gündeme getirilmesini engelliyorlar. Anti-semitizm kılıcı bugün birçok Avrupa ülkesini İsrail'e mahkum eden bir tehdit aracı olarak kullanılmaktadır ki bunda en önemli etken soykırım efsanesidir. Soykırım efsanesinden yola çıkılarak bir sürü kitap, film vs. neşredildi ve bunlar işgalci siyonistlerin Filistin topraklarındaki varlıklarının ve orada Filistinlilere uyguladıkları zulümlerin delilleri olarak kullanılıyor. Ya da o zulümler bu tür enformatik ürünlerle kamufle ediliyor. İşte bizim dikkat çekmek istediğimiz gerçekler bunlardır ve bu gerçekleri artık akıl sahibi herkesin mutlaka görmesi gerekir.