Cuma Namazının Hükmü

3 Şubat 2003 Pazartesi

Türkiye'de veya benzeri ülkelerde cuma namazı kılınıp kılınamayacağının delillerle hükmü

Oğuz Sert

Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığında Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındığında artık yeryüzüne dağılın Allah'ın lütfundan isteyin ve Allah'ı çokça anın ki kurtuluşa eresiniz." (Cuma, 62/9-10) buyurulur. Mealden de anlaşılacağı üzere burada nerelerde Cuma namazının kılınıp nerelerde kılınamayacağı konusunda tafsilat yoktur. Ancak Resulullah (s.a.s.)'ın uygulamalarına dayanılarak ve müçtehitlerin bu uygulamaları esas alan içtihatlarına binaen Cuma namazını emirü'l-mü'minin veya onun vekilinin kıldırması, şehir hükmündeki yerlerde kılınması, bir şehirde sadece bir yerde kılınması gerektiği gibi hükümler konulmuştur. Mü'minlerin azınlık olmaları ya da kendilerini temsil edecek yönetimlerinin bulunmaması durumunda kendi iradeleriyle seçtikleri imamlarının arkasında da Cuma namazı kılmaları mümkündür. Ayrıca bir şehrin çok büyük olması ve ahalisi içinde Cuma kılmakla mükellef olanların bir camiye sığamayacak kadar çok olması durumunda birden fazla camide Cuma namazı kılınması mümkündür. Cuma namazı sadece hür ve camiye gidebilecek kadar sağlıklı erkeklere farzdır. Kölelere, tutsaklara, mahpuslara, kadınlara ve bir yardımcı olmadan yürüyemeyecek kadar sakat olmak gibi camiye gitmelerine engel teşkil edecek geçerli mazeretleri olanlara Cuma farz değildir. Bugün muhtelif ülkelerde kılınan Cuma namazının geçerli olup olmadığına dair tartışmalar da bu gibi hükümlerden ileri gelmektedir. Bu konunun ayrıntılarıyla ilgili muhtelif yazılar hatta kitaplar yazılmıştır. Biz konunun özetini vermekle yetinmek zorundayız, ayrıntısının konuyla ilgili kitaplardan ve yazılardan öğrenilmesi mümkündür.