İslam Düşmanlarına Karşı Ne Yapmalıyız?

3 Şubat 2003 Pazartesi

Siyonist İsrail ile imtihan olunduğumuz bu zamanda İslam düşmanlarına karşı en etkili cevap ne olmalı sizce?

Bunun için en başta İslami kimliğimize daha bir kararlılıkla sarılmak zorundayız. Birilerinin İslami kimlik sahiplerini terörist olarak nitelendirmeleri bizi etkilememeli.

İkinci olarak: İslami mücadeleyi en önce kendi kişisel hayatımızda gerçekleştirmeliyiz. Küfrün ve fıskın bizim şahsi hayatımız üzerindeki saltanatını yıkamazsak çağdaş emperyalist güçlere karşı kendimizi güçlü hissedemeyiz. Bu konuda Talut ve Calut kıssası önemli ibretler taşımaktadır. O olayda, geçtikleri bir ırmağın suyundan içmeme emrine uymayanlar kendilerinde savaşma gücü olmadığını hissederek dökülmüşlerdi. Ne yazık ki bu tür dökülmeler çağımızda çok daha fazlasıyla gerçekleşmektedir. Beş vakit namazlarını kılma konusunda ihmalkar davranarak nefislerini Allah'a itaate zorlama gücü gösteremeyenler küfrün karşısında başarılı olamazlar. Aynı şey diğer emirler ve yasaklar için de geçerlidir.

Üçüncü olarak: Ferdi olarak herkesin görevini bilmesi ve yerine getirmesi gerekir. Çağdaş emperyalizmin ve siyonizmin İslami hareket karşısındaki tutumu bir global teröre dönüşmüştür. İşte bu global terör karşısında bir global dayanışmaya ve işbirliğine ihtiyaç var. Herkes ferdi olarak üzerine düşeni yerine getirirse bu dayanışma gerçekleşir. Bunun için bir teşkilatlanma, organizasyon beklemek gerekli değildir. Bu konuda yapılacakları: "Herkes kapısının önünü süpürse bütün şehir tertemiz olur" sözünde vurgulanan realiteye göre tespit etmek gerekir. Global teröre karşı koymak için bütün dünyayı kuşatacak geniş çaplı bir organizasyon oluşmasını beklersek çok uzun süre beklemek zorunda kalırız ki o zamana kadar da iş içten geçmiş olur. Ama işe önce üzerimize düşenleri ve gücümüzün yettiği kadarını yapmakla başlarsak kısa zamanda çok şeyi başarabiliriz. Zaten tepeden tabana doğru piramit usulü disiplin ve yapılanma teorileri son zamanlarda etkisini kaybetmeye başladı. Onların yerini aynı düzlemde paralel etkinliklerin söz konusu olacağı ve herkesin kendi sorumluluğunu bileceği oto kontrol sistemlerini esas alan teoriler alıyor. Bu da ancak sağlam bir inanç ve kararlılıkla mümkündür. İşte burada din ve inancın önemi bir kez daha karşımıza çıkıyor.

Dördüncü olarak: Kitlesel faaliyetlerde yerimizi mutlaka almalıyız. Hiç kimse "ben bir kişiyim, benimle ne artar, ne eksilir" diye düşünmemeli. Günümüzde böyle düşünenlerin sayısı arttığından kitlesel faaliyetlere çok fazla destek olmamaktadır. Bu da insanlarda karamsarlığa, ümit kırıklığına sebep olmaktadır. İşte böyle bir karamsarlığın ortaya çıkmasına sebep olanların hepsi kendilerini sorumlu bilmek zorundadırlar. Bu konu özellikle siyonist işgal devletine destek veren firmaların ürünlerini boykot etme konusunda ehemmiyet arz etmektedir. Bu boykota hassasiyetle uyulmasını tavsiye ediyorum. Eğer İslami gelişmenin lehine benzer bir kitlesel eylem söz konusu olursa, görüşünüz farklı olsa bile bu eyleme katkıda bulunmanız gerekir. Çünkü fıkhi açıdan burada fertlerin görüşü değil cumhurun görüşü ve tavrı esastır.

Beşinci olarak: Korkuyu yenmeliyiz. "Yeryüzünde zayıf düşürülmüş bir topluluk idik" mazeretinin yarın Allah katında geçerli olmayabileceğini düşünmeli ve ona göre korkuyu yenebilmeliyiz. Korkuyu yenebilenlerin sayısı ne kadar artarsa, insanların İslami temayüllerinden rahatsız oldukları için korku ve dehşet saçanların etkileri de o kadar azalır. Eğer ki korkuyu yenebilenlerin sayısı artarsa o korkuyu salanların aslında birer balon oldukları görülecektir.

Altıncı olarak: Müslümanların dertleriyle dertlenmeliyiz. Filistin'deki, Çeçenistan'daki Müslümanın derdini kendimize dert edinmiyorsak bu konuda bir gayret gösterme ihtiyacı da duymayız. "Bir şey yapamıyorum, dert edinsem ne olacak?" diye düşünmek doğru değildir. Bugün dert edinirsen, yarın önüne bir kapı açıldığında da onlar için bir şeyler yaparsın. Ama bugün dert edinmezsen yarın önüne kapı açıldığının farkına bile varamazsın. Dert edinebilmek için de onlarla ilgili gelişmeleri takip etmeli, bilgimizi artırmalıyız. Bu konuda artık geçmiştekinden daha çok imkan bulunmaktadır. Kendimiz dert edinmekle yetinmemeli, çevremizdeki insanların dert edinmeleri için de tavsiyede bulunmalı, onlara da bilgi edinebilecekleri kaynakları öğretmeliyiz.

Yedinci olarak: Emperyalizmin hizmetindeki medya organlarını boykot etmeli, onların İslami oluşumları karalama çabalarından kesinlikle etkilenmemeliyiz. Yeri geldiğinde onlara karşı tepkilerimizi ortaya koyabilmeliyiz.

Bu konuda söyleyecek daha birçok şey bulunmaktadır. Ancak şimdilik bunları zikretmekle yetinmek istiyoruz. Ayrıca "Filistin için ne yapabilirim?" sorusuna verilen cevabı da mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.