Bazılarının Sakat Yaratılması

30 Ekim 2002 Çarşamba

Cenabı Allah bazı insanları sağlam bazı insanları sakat yaratmıştır. Sakatları neden Allah sakat yaratmıştır?

Bekir AKKAYA

Birinci olarak: Allah yarattıkları üzerinde mutlak hakimiyet sahibidir. O'nun ilahi hikmetine dayanan birtakım yaratışları adalet sıfatına aykırı değildir. Allah hikmetine binaen insanlara verdiği nimetlerinin görülmesi için bazılarını böyle yaratmış olabilir.

İkinci olarak: Yüce Allah kainatı yaratırken onun için belli birtakım kanunlar da koymuştur ki buna biz ilahi sünnet diyoruz. Örneğin bir insanı tek katlı bir binanın çatısından atarsanız sakatlanır, beş katlı bir binanın çatısından atarsanız kuvvetli ihtimalle ölür. İnsanlar arasındaki sakatlıkların çoğu da bu tür sebeplere dayanmaktadır. Bu sebepler sadece doğumdan sonra olmaz. Bebek ana karnındayken annesi bir yanlışlık yaparsa bebeği sakatlanabilir. Günümüzde özellikle nükleer sızıntılardan ve silahlardan dolayı birçok bebek sakat doğmuştur. Meşhur Çernobil patlamasından dolayı binlerce bebeğin sakat doğduğunu hepimiz biliyoruz. Yine akraba evliliklerinden dolayı sakatlıklar olabilmektedir ki bu konuda Resulullah (s.a.s.)'ın bir uyarısı bulunmaktadır. Özellikle herhangi bir ırsi hastalığın bulunduğu akrabalar arasında bu ihtimal daha yüksektir. Doğuştan sakatlıkların tamamına yakınının bu gibi sebeplere dayandığı bilinmektedir. Allah, kainatı yaratmış, onun için belli kanunlar koymuş, sonra da her canlıya tehlikelerden nasıl sakınacağını ilham etmiş, üstelik kendisini savunma mekanizması vermiştir. Bu sadece insanlar için değil bütün canlılar için geçerlidir. Buna rağmen sünnet-i ilahiye dediğimiz kanunlar gereği ortaya çıkan durumlar artık bu dünya hayatının bir zaruretidir ve dünya hayatını bu zaruretle birlikte kabullenmek zorundayız.

Üçüncü olarak: Allah, insanların kendi iradelerinden kaynaklanan birtakım hatalarından dolayı da olsa sünnet-i ilahiye gereği başlarına gelenlere sabretmeleri durumunda, çektikleri sıkıntılar için ahirette mükafat vereceğini bildirmektedir. Dünya hayatı geçici ve kısadır. Burada herkes belli sıkıntılara, zorluklara katlanmak zorundadır. Bu zorluklar ve sıkıntılar ahirette eşsiz ve ebedi bir mükafat kazanılması içindir. Birinin bir organı sakat olur ömür boyu öyle yaşar, ama iman eder, sabreder ve mükafatını Allah'tan beklerse sonsuz hayatta büyük bir mükafat görür. Bu sadece sakatlıklar için değil bütün zorluklar, sıkıntılar için söz konusudur. Bu da Allah'ın bir lütfudur.

Dördüncü olarak: Dünya hayatı Allah'ın insanlar için uygun gördüğü asıl ve kalıcı hayat değildir. Asıl hayat ahiret hayatıdır. Burada bazı sıkıntılar çekilse de asıl hayatta mutluluğa erişildiğinde her şey unutulacaktır. Örneğin dünyada bir ödül almak için büyük zorluklara katlanan, sakatlanmaları göze alan, antrenmanlar yapan bir sporcu düşünün. Onun için sonuç önemlidir. Sonuçta ödül aldığında bütün zorlukları unutacaktır. Oysa alacağı ödül çok da önemli bir şey değildir. Siz ortalama yetmiş yıllık bir hayat ile sonsuza kadar devam edecek bir hayatı kıyaslayın. Elbette ki böyle bir mükafatın kazanılması kolay olmayacaktır. Burada herkesin durumu bir olmayabilir. Ama asıl ve kalıcı hayatta elde edilecek mükafatlar, burada yapılacak amellere, çekilecek zorluklara göre belirlenecektir. Dolayısıyla bazen bir sakatlık dünyada zorluk gibi gelse de gerçekte bir mükafat olabilir. Çünkü o, bir ömür boyu çektiği sıkıntıya sabretmenin karşılığını eksiksiz olarak alacaktır.