Filistin için ne yapabilirim?

17 Haziran 2002 Pazartesi

Bu soru en sık karşılaştığımız sorulardan biridir. Bu soruyla sıkça karşılaşmamız kardeşlerimizin Filistin davası konusundaki duyarlılıklarının bir göstergesidir. Bu soruyla sıkça karşılaşmamızın önemli bir sebebi de, dünyaya hakim olan sömürgeci sistemin insanların ellerini kollarını bağlaması yüzünden mü'minlerin birbirlerine el uzatmalarının engellenmesidir. Uluslararası siyonizmin çağdaş emperyalist güçlerle çok sıkı bir münasebet ve dayanışma içinde olması sebebiyle Filistin'deki mazlum ve mağdur Müslümanlara el uzatılmasının engellenmesi için her yola başvurulmaktadır. Bütün bunlara rağmen zincirleri kırarak, Filistin'de feryat eden mü'min kardeşlerimize el uzatmak için bir şeyler yapmamız gerekmektedir. Bütün yollar da tıkanmış değildir ve herkesin kendi çapında bir şeyler yapması mümkündür. Biz de bu çerçevede bazı tekliflerde bulunmak istiyoruz:

  1. Bu dönemde oradaki mü'minlere yapılacak iyiliklerin başında maddi destek ve yardım gelmektedir. Tabii bu yardımların ulaştırılması konusunda birtakım zorluklar çekiliyor. Ama güvenilir ve sağlam yollar ve kurumlar yok değil. Özellikle Avrupa'da ikamet eden kardeşlerimizin, yardımlarını ulaştırmaları biraz daha kolaydır. Çünkü Avrupa ülkelerinde Filistinli mağdur mü'minlere, yetimlere, dul kadınlara, evleri yıkılmış insanlara yardım için faaliyet gösteren birçok gönüllü sivil toplum kuruluşu bulunmaktadır. Fakat bunların güvenilir olanlarını tercih etmek gerekir. Ben şahsen özellikle yetim çocuklara ve dul kadınlara yardım konusunda büyük hayırlara imza atan al-Aksa e. V. adlı gönüllü kuruluşla irtibata geçmenizi ve onun vasıtasıyla yardımlarınızı ulaştırmanızı tavsiye ediyorum. Bunun yanı sıra değerli ilim adamı Prof. Yusuf el-Kardavi'nin öncülüğünde kurulan "101days.org" vasıtasıyla da yardımların ulaştırılması mümkündür. Bu organizasyonun çalışmaları hakkında www.101days.org adresinden bilgi almak mümkündür. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde faaliyet gösteren Islamic Relief de bu konuda güvenebileceğimiz bir kanaldır. Ancak Islamic Relief dünyanın değişik yörelerindeki mağdur Müslümanlara el uzattığından, onun vasıtasıyla yardımda bulunulması durumunda özellikle Filistinli Müslümanlara iletilmesi talebinin belirtilmesi gerekir. Türkiye'de de IHH, birçok hayır hizmetine imza atan güvenilir bir hayır kuruluşudur. IHH'nın en azından yardımlarınızı ne yolla ulaştırabileceğiniz konusunda sizlere öncülük etmesi, bilgi vermesi mümkündür.
  2. Zaman zaman bazı kardeşlerimiz, içlerinde oluşan heyecan ve tepkinin etkisiyle Filistin'e gitme ve orada fiilen cihada katılma arzularını dışa yansıtıyorlar. Bu heyecan ve tepkiyi elbette haklı buluyoruz. Çünkü orada mü'minler bu derece büyük bir haksızlığa uğratılırken, yürüyemeyen bebeklerin üzerine top mermileri ve roketler fırlatılırken imani hassasiyet taşıyan birinin yatağında rahat uyuyabilmesi mümkün olmuyor. Ancak mevcut şartlarda oradaki fiili mücadeleye katılma konusunda çeşitli zorluklar bulunmaktadır. Ayrıca maddi imkan ve fiili mücadelenin malzemeleri yetersiz olunca insan gücü oradaki mücadeleye bir katkı sağlamıyor bilakis yük oluyor. Bu konuda bir önemli problem de referans problemidir. Oradaki mücadele şartları Afganistan'daki, Bosna-Hersek'teki ve Çeçenistan'daki mücadele şartlarından çok farklı olduğundan referans büyük bir ehemmiyet kazanmaktadır. O açıdan oradaki Müslümanların varlık mücadelelerine katkıda bulunmak isteyenler hem kendi imkanlarıyla maddi destekte bulunur hem de imkan sahiplerini teşvik ederlerse daha faydalı olurlar.
  3. Filistin davasına katkıda bulunma konusunda yapılacak en önemli faaliyetlerden biri de bilgilenme ve bilgilendirmedir. Bugün Türkiye'de Filistin davasına ilginin yetersiz olmasının en önemli sebeplerinden biri yanlış ve yetersiz bilgilenmedir. Siyonizmle göbek bağı içindeki medya organları sürekli insanların zihinlerini bulandırmak amacıyla Filistin davası ve Filistinliler hakkında olumsuz imaj oluşturmaya çalışıyorlar. Bu amaçla tarihi gerçekleri saptırıyorlar. Arapların Osmanlı'ya ihanet ettikleri yönündeki iddiaları Filistinlilerin aleyhine bir araç olarak kullanıyorlar. Yine Filistinlilerin kendi topraklarını sattıklarına dair tarihi gerçeklere ters iddiaları da aynı amaçla değerlendirmeye çalışmaktadırlar. Ne kadar ilginçtir ki bu tür iddiaların çoğunun kaynağı siyonist saldırganlara hizmet eden mekanizmalardır. Ama ne yazık ki bu yöndeki iddialar Türkiye kamuoyunu ciddi şekilde etkilemekte ve insanların Filistin davası karşısındaki duyarlılıkları zayıf kalmaktadır. Biz bu konudaki iddiaların asılsızlığı hakkında değişik zamanlarda yazılar yazdık ve konuşmalar yaptık. Allah'ın izniyle bu yöndeki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ancak Filistin konusunda bir şeyler yapmak isteyen kardeşlerimizin bütün bu maksatlı iddiaların ve daha başka anti-propaganda faaliyetlerinin etkilerinin zayıflatılması ve siyonist vahşet karşısında yalnız kalan Filistin halkının ızdırabına kulak verenlerin sayılarının artması için bilgilenme ve bilgilendirme faaliyetlerine de ağırlık vermeleri mümkündür.
  4. Bugün siyonizmin dünya siyaseti üzerindeki gücü maddi saltanatına dayanmaktadır. Maddi gücünü kullanarak pek çok siyasetçiyi satın almıştır ve onların vasıtasıyla dünyaya hükmetmektedir. O halde onların bu saltanatlarını sarsmak gerekiyor. Bunun yolu da onların ürünlerini boykot etmektir. Hiç kimse: "Ben bir kişiyim, benimle ne olacak?" diye düşünmemeli, bilakis: "Ben duvarın yükselmesini sağlayacak bir tuğlayım ve benim katkım olmadığı takdirde duvarda bir gedik oluşacak veya bir tuğla eksik kalacaktır" diye düşünmelidir. Hatta sadece kendisi katkıda bulunmakla yetinmemeli siyonistlerle işbirliği içindeki iktisadi kuruluşların ürünlerini boykot kampanyasına katılımın artması için teşvik ve uyarılarda bulunmalıdır.
  5. Filistin davası gündemimizde sadece gündelik heyecanlardan ibaret kalmamalı. Bu meseleye ilgimiz, siyonist saldırganların kutsal Filistin topraklarındaki işgalleri sona erinceye kadar devam etmelidir. Bunun için Filistin'le ilgili gelişmeleri sürekli takip etmeli ve yapabileceğimiz faaliyetlerin yollarını araştırmalıyız.
  6. Filistin davası için yürütülen gönüllü çalışmalara, bilgilendirme amaçlı faaliyetlere ilgi göstermeliyiz. Bu ilgi, o çalışmaları yürütenlere moral ve güç kazandırmakta, dolayısıyla şevk ve gayretlerini artırmaktadır. Ama ilgi azalırsa biraz karamsarlık söz konusu olabilmektedir. Örneğin İslami camiada bile müzik konserlerine çok büyük ilgi olduğu, açık hava tiyatrolarında konserler verilmesi durumunda bile her taraf dolduğu halde Filistin davasıyla ilgili herhangi bir konferansa çoğu zaman son derece yetersiz ilgi olmaktadır. Bu ilgi ve duyarlılığı biraz artırmaya ihtiyaç var. Sadece kendimiz ilgi göstermekle yetinmemeli başkalarını da teşvik etmeliyiz.
  7. Siyonist vahşete ve onunla işbirliğine karşı protesto ve tepkilere destek vermeliyiz. Bazıları: "Bu protesto ve tepkiler işgalci saldırganların tutumlarını etkilemiyor, dolayısıyla biz burada boşuna nefes tüketmiş oluyoruz" diye düşünüyorlar. Oysa bu düşünce doğru değildir. Her şeyden önce bu tür protestolara katkıda bulunarak, siyonist vahşet karşısında duyarsız olmadığımızı ortaya koyma fırsatı elde etmiş oluyoruz. İkinci olarak bu tür tepkiler, işgalci vahşet karşısında direnen Filistinlilere moral vermektedir ki buna ben bizzat şahidim. Özellikle son dönemde Avrupa ülkelerinde bile oldukça görkemli tepkiler olduğu halde Türkiye'deki protestolar ve tepkiler biraz cılız kaldı. Hatta Türkiye'deki tepkiler Türkiye dışındaki medya organlarına pek yansımadı bile. Bu durum karşısında bu medya organlarını takip edenler: "Türkiye'de Filistin meselesine karşı ciddi bir duyarlılık yok" düşüncesine kapılmış olabilirler. Üçüncü olarak bu tür tepkiler kamuoyunun meseleye ilgi göstermesi, kulak kabartması için bir araç olmaktadır. Dördüncü olarak bu tür tepkiler resmi politikayı da ister istemez etkilemektedir. Örneğin Bosna-Hersek'e yardım karşısında resmi kanallar çok fazla engel çıkarmadılar. Çünkü bu meseleye karşı bütün halk kitlesini saran bir genel duyarlılık oluşmuştu. Bu duyarlılık protestolarla, eylemlerle de kendini gösteriyordu. Ama mağdur Filistin halkına yardım konusunda aynı müsamaha yok. Bu konuda birtakım resmi prosedürler katı bir şekilde uygulanıyor. Oysa bu mesele karşısında da kitlesel duyarlılık oluşur ve bu duyarlılık biraz meydanlara da yansırsa ister istemez kapılar aralanacak ve biraz müsamahakar davranılacaktır. En azından Filistin davasının anlatılması için yürütülecek kültürel ve sosyal etkinliklere çok fazla engel çıkarılmayacaktır. Beşinci olarak bu tür etkinlikler İslami bilinçlenmeye ve duyarlılığa da katkıda bulunmaktadır.

Şimdilik bunları hatırlatmakla yetinmek istiyoruz. İleride bu sorunun cevabını biraz daha uzatabilir ve yeni önerilerde bulunabiliriz. Buraya sizden gelecek önerileri de ekleyebiliriz.