BAKARA SURESİ / 036
225.Allah dil sürçmesiyle yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmaz. Ama kalplerinizin kazandıklarından dolayı sorumlu tutar. [46] Allah bağışlayandır, yumuşak davranandır.
226.Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenlerin dört ay bekleme süreleri vardır. Eğer (bu süre içinde) yeminlerinden dönerlerse bilsinler ki, Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
227.Eğer boşamayı amaçlarlarsa şüphesiz ki, Allah işitendir, bilendir.
228.Boşanmış kadınlar üç ay hali süresi kendilerini gözetirler. Eğer Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorlarsa Allah'ın, rahimlerinde yarattığını gizlemeleri helal olmaz. Kocaları eğer barışmak isterlerse bu süre içinde onları geri almaya daha çok hak sahibidirler. Onların üzerlerindeki sorumluluğa denk bir şekilde iyilik üzere hakları da vardır. Erkeklerin ise onların üzerinde bir derece farkları vardır. Allah yücedir, hikmet sahibidir.
229.Boşama iki keredir. Artık bundan sonra ya iyilikle tutmak veya güzellikle bırakmak gerekir. Sizin onlara verdiklerinizden bir şeyi geri almanız helal olmaz. Ancak, Allah'ın sınırlarını gözetememekten korkmaları durumu bunun dışındadır. Eğer o ikisinin Allah'ın sınırlarını gözetemeyeceklerinden korkarsanız (bilin ki), kadının kendi hakkının bir kısmından vazgeçmesinde onlar için herhangi bir günah yoktur. [47] Bunlar Allah'ın sınırlarıdır, onları aşmayın. Kimler Allah'ın sınırlarını aşarlarsa işte onlar zalimlerdir.
230.Eğer (bu iki boşamadan sonra koca eşini) tekrar boşarsa artık o kadın bir başka koca ile nikahlanmadıkça ona helal olmaz. Eğer bu ikinci kocası o kadını boşarsa, Allah'ın sınırlarını gözeteceklerine kanaat getirmeleri durumunda (birinci kocası ile) yeniden evlenmelerinde kendileri için bir sakınca yoktur. Bunlar Allah'ın, bilen bir topluluğa açıkladığı sınırlarıdır.

Dipnotlar

46.Yani "yemin niyeti taşımaksızın sadece dil alışkanlığıyla yaptığınız yeminden sorumlu olmazsınız. Ancak kalben yemine niyet edip de bilerek yaptığınız yeminden dolayı sorumlusunuz." Buradaki sorumluluk yemin hükümlerine tabi olmayı gerektiren sorumluluktur. Böyle bir sorumluluğu gerektiren yemin bozulduğunda yemin keffareti gerekir. Ama dil alışkanlığıyla kullanılan yemin sözlerinden dolayı keffaret gerekmemektedir.

47.Yani aralarında geçimsizlik varsa ve bu yüzden yahut bir başka sebepten dolayı Allah`ın ölçülerine uyamayacaklarından endişe ediliyorsa kadın kocasının bir an önce kendisini boşaması isteğiyle mehrinin bir kısmından ya da tamamından vazgeçebilir veya mehrinin miktarını aşmayacak kadar fidye verebilir. Bundan dolayı kadın bir günaha girmeyeceği gibi erkek de eşinin bu isteğini kabul etmek suretiyle mehirden onun kabul etmiş olduğu miktarını kesmesinden veya onun vereceği fidyeyi almasından dolayı günaha girmez. Bunların boşanma davalarıyla ilgilenen hakimler de anılan sebepten dolayı böyle bir boşanma isteğini geçerli sayabilirler. Bu uygulamaya İslam fıkhında hulu veya hil`at denmektedir.

Nüzul Sebepleri

229.Tirmizi`nin Hakim`in ve daha başkalarının Hz. Aişe (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre cahiliye döneminde bir adam karısını istediği kadar boşayabiliyor ve iddeti dolmadan yeniden nikâhlayıp tekrar boşuyordu ve böylece kadının kendinden tamaman boş olup bir başkasıyla evlenmesine fırsat vermiyordu. Bu tarzda bir adam karısını yüz kere hatta daha fazla boşayabiliyordu. Hatta bir adam karısına: "Vallahi seni kesin bir şekilde benden ayrılacağın bir boşama ile boşamayacağım. Bununla birlikte asla kendime de almayacağım" dedi. Kadın: "Bu nasıl olacak?" diye sordu. Adam da: "Seni boşarım, tam iddetin dolacağı sırada geri alırım" cevabını verdi. Bunun üzerine kadın Resulullah (a.s.)`a giderek bunu ona bildirdi. Resulullah (a.s.) önce sustu, sonra bu ayeti kerime indirildi.

230.Yüce Allah`ın: "Allah`ın ayetlerini eğlence konusu yapmayın" sözü hakkında Müsned`inde İbnu Ebi Ömer ve İbnu Merdeviye Ebu Derda (r.a.)`nın şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir: "Bir adam karısını boşuyor sonra "şaka yaptım" diyordu. Yine biri kalkıp kölesini azad ediyor "şaka yaptım" diyordu. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi." Ubade bin samit (r.a.) ve Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan da buna benzer rivayetler nakledilmiştir.