BAKARA SURESİ / 031
197.Hacc belli aylardadır. Kim bu aylarda haccı kendine farz ederse (ihrama girerse) bilsin ki, haccda kadına yaklaşmak, fenalık yapmak ve tartışmaya girmek yoktur. Her ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Yanınıza azık alın ve bilin ki, azıkların en hayırlısı takvadır. Ey akıl sahipleri, bana karşı gelmekten sakının!
198.Rabbinizden bir lütuf istemenizde sizin için herhangi bir sakınca yoktur. [40] Arafat'tan topluca indiğinizde Meş'ar-ı Haram'da Allah'ı anın. O size doğru olanı gösterdiği gibi siz de O'nu anın. Gerçekte siz bundan önce sapıklardan idiniz.
199.Sonra insanların toplu halde akın ettikleri yerden siz de topluca akın edin ve Allah'dan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah bağışlayan ve rahmet edendir.
200.Hacc görevlerinizi yerine getirirken Allah'ı, önceden atalarınızdan andığınız gibi hatta ondan daha fazla anın. İnsanların içinde: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver" diyen vardır ki, onun ahirette bir payı yoktur.
201.Onlardan kimi de: "Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyiliği ahirette de iyiliği ver ve bizi ateşin azabından koru" der.
202.İşte bunların kazandıklarından bir payları vardır. Allah hesabı çabuk görendir.

Dipnotlar

40.Yani hacc mevsiminde ticaret yaparak rızık temin etmeye çalışmanızda bir sakınca yoktur. Bu açıklama bazılarının hacc esnasında ticaret yapılmasını hoş karşılamamalarına cevap olarak inmiştir.

Nüzul Sebepleri

197.Yüce Allah`ın: "Yanınıza azık alın ve bilin ki, azıkların en hayırlısı takvadır" sözü hakkında Buhari, Abdullah bin Abbas (r.a.)`ın şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Yemenliler haccederlerdi ve yanlarına azık almazlardı: "Biz Allah`a tevekkül ediyoruz" derlerdi. Bunun üzerine Yüce Allah: "Yanınıza azık alın ve bilin ki, azıkların en hayırlısı takvadır" diye buyurdu."

198.Buhari`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre cahiliye döneminde Ukaz, Mecenne ve Zu`l-Mecaz adlı panayırlar oluşturulurdu. Buralarda alış veriş edenler hac döneminde ticaret yapmakla günâh işlemiş olabilecekleri endişesine kapıldılar ve bunu Resulullah (a.s.)`a sordular. Bunun üzerine Yüce Allah: "Rabb`inizden bir lütuf istemenizde sizin için herhangibir sakınca yoktur" diye buyurdu. Yani hac mevsimlerinde ticaret yapılmasının bir sakıncası olmadığını bildirdi. Abdullah bin Ömer (r.a.)`den nakledilen bir rivayette de bu ayeti kerimenin insanların Resulullah (a.s.)`a hac döneminde ticaret yapmanın hükmünü sormaları üzerine indirildiği ifade edilmiştir.

200.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre cahiliye döneminde insanlar hac mevsiminde vakfe yaparlardı ve içlerinden bir adam çıkarak: "Benim babam şöyle şöyle yemekler yedirirdi, şöyle yükler yüklerdi (yani bol bol sadakalar verirdi)..." derdi. Böyle atalarının işlerini saymaktan başka bir konuşmaları olmazdı. Buna karşılık Yüce Allah bu ayeti kerimeyi indirdi.

İbnu Cerir`in Mücahid`den rivayet ettiğine göre de cahiliye döneminde Araplar hacla ilgili işlerini yerine getirdikten sonra şeytan taşlama yerlerinin yanında durarak atalarını ve onların yaptıkları işleri anmaya başlarlardı. Bu ayeti kerime de bununla ilgili olarak indirildi.

Ayetin ikinci bölümüyle ilgili olarak da İbnu Ebi Hatim, Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan şöyle rivayet etmiştir: "Bedevilerden bir topluluk vakfe yerine gelerek: "Ey Allah`ım! Bu yılı yağmuru bol, ürünü bol bir yıl eyle! Bu yılı dostluk ve güzellik yılı eyle" derler ama ahiretle ilgili bir dilekte bulunmazlardı. Yüce Allah onların hakkında: "İnsanların içinde "Ey Rabb`imiz bize dünyada ver" diyen vardır ki, ona ahirette bir nasib yoktur" diye buyurdu. Onlardan sonra mü`minlerden bir topluluk gelerek şöyle derlerdi: "Ey Rabb`imiz bize dünyada da iyiliği ahirette de iyiliği ver ve bizi ateşin azabından koru". (Yüce Allah onlar hakkında da şöyle buyurdu): "İşte bunlar kazandıklarına karşılık bir nasib alırlar. Allah hesabı çabuk görendir." (202. ayet)