BAKARA SURESİ / 004
17.Bunların örneği ateş yakan bir adamın örneği gibidir ki, her ne zaman bu ateş o kişinin etrafını aydınlatsa Allah bunların gözlerinin nurunu alır da, hiçbir şeyi göremez halde karanlığın içinde kalırlar. [3]
18.Bunlar sağırdırlar, kördürler ve dilsizdirler. Artık girdikleri yoldan geriye dönmezler.
19.Yahut bunlar karanlıklarla, gök gürültüsü ve şimşeklerle gelen şiddetli bir yağmura tutulmuş gibidirler. Ölümden sakınmak için yıldırımlara karşı parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
20.Çakan şimşek neredeyse gözlerini alacak gibi olur. Bu onların önlerini aydınlatınca o ışıkta yürürler. Ama üzerlerine karanlık bastırınca dimdik ayakta kalırlar. Allah dileseydi onların işitme ve görme kabiliyetlerini alırdı. Allah'ın her şeye gücü yeter.
21.Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin. Olur ki böylelikle fenalıklardan sakınırsınız.
22.O Rabbiniz, yeryüzünü sizin için bir döşek göğü de bir bina kılmış ve gökten su indirip onunla size rızık olarak birtakım meyveler (ürünler) meydana getirmiştir. Artık bile bile Allah'a başka varlıkları ortak koşmayın.
23.Kulumuza (Hz. Muhammed a.s.'e) indirdiğimizin üzerinde bir şüpheniz varsa ona bir benzeri sureyi siz getirin. Eğer doğru sözlü iseniz, bu konuda, Allah'tan başka bütün şahitlerinizi de yardıma çağırın.
24.Böyle bir şeyi yapamadığınıza ve hiç bir zaman da yapamayacağınıza göre, yakıtı insanlarla taşlar olan ve kâfirler için hazırlanan ateşten sakının.

Dipnotlar

3.Yani örnek gösterilen kişinin yaktığı ateş onun etrafını aydınlatsa da, Yüce Allah, berikilerin gözlerinin nurlarını alarak o aydınlıktan yararlanmalarını engeller. Bu, onların hidayet yolunu değil de sapıklık yolunu tercih etmeleri sebebiyledir. Burada bir noktaya dikkat çekmek istiyoruz: Daha önceki ayeti kerimelerde kendilerinden söz edilen kişiler burada sözü edilen ateş yakan bir adama benzetilmiyor. Aksine bir örnek veriliyor. Bu örneğe göre bir kişi insanların ortalığı görmeleri, iyiyi güzelden, doğruyu yanlıştan ayırmaları için ateş yakmaktadır. Öbür tarafta da bu ateşin vereceği aydınlıktan yararlanmak isteyen bir topluluk var. Bu topluluğun içinde içi ile dışı birbirine uymayan, kendilerini insanlara olduklarından farklı göstermeye çalışan kimseler bulunmaktadır. İşte sözü edilen şahsın yaktığı ateş, onun etrafını aydınlattığında Yüce Allah bu içi dışı farklı kimselerin gözlerinin nurlarını almaktadır, dolayısıyla bunlar o ateşin aydınlığından yararlanamamakta, karanlığın içinde kalmaktadırlar.

Nüzul Sebepleri

19.İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r. a.)`a, Murre (r. a.)`ye, Abdullah bin Mes`ud (r. a.)`a ve daha başka sahabilere dayanan bir rivayetle bildirdiğine göre Medine halkından iki münâfık adam vardı. Bunlar Resulullah (a. s.)`tan müşriklerin tarafına kaçtılar. Bunlar yolda şiddetli bir yağmura tutuldular. Her tarafı bulut kapladığından hiç bir yeri göremez oldular. Şimşek çaktığında biraz etraflarını görüyor sonra yerlerinde kalakalıyorlardı. Bunun üzerine pişman olup Resulullah (a. s.)`a geri döndüler. Ona gönülden teslim olarak samimi bir şekilde Müslüman oldular ve daha sonra İslâm`ı da güzel yaşadılar. Yüce Allah onların karşılaştıkları bu durumu Medine`deki diğer münâfıklar için bir ibret örneği olarak bildirdi. Medine`deki münâfıklar Resulullah (a. s.)`ın meclisine geldiklerinde haklarında bir şeyin inebileceği veya kendilerini rahatsız edecek bir söz duyabilecekleri korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlardı.