12 Haziran 2014 Perşembe, Yeni Akit
Irak'ta Nuri el-Maliki'nin ayrımcı politikalarına tepkili aşiretlerin bölgelerine uzun süreden beri askerî operasyonlar düzenleniyor. Göstermelik seçimlerle iktidarını yenileme oyununu Sisi ve Esed'den önce oynayan Maliki saldırılarını seçim sonrasında daha da şiddetlendirmişti.
Aslında Maliki'nin saldırı, yıkım ve katliamları Baas'ınkilerden çok da geri kalmıyordu. Fakat Suriye'deki katliamlar ve vahşet çok fazla zihinleri meşgul ettiğinden, medyada da ağırlıklı yer tuttuğundan siyonist işgalin saldırıları, baskınları, işkenceleri ve özellikle Kudüs'ün İslami kimliğini hedef alan yahudileştirme faaliyetleri gibi Maliki'nin Irak'taki katliamları da büyük ölçüde Baas zulmünün gölgesinde kalıyordu.
Zaman zaman IŞİD'in yönlendirdiği sanılan ve güvenlik merkezlerinin yakınlarında bazı noktaları hedef alıyormuş süsü verilen ama çoğunlukla sivillerin zarar gördüğü saldırılar ise ABD işgaline karşı verilen haklı mücadelenin imajını yıpratmada kullanılan karanlık saldırılar gibi Maliki zulmüne karşı yürütülen haklı mücadelenin imajını yıpratırken zulmedenlere değil zulümden zarar görünlere dokunuyordu. Bu saldırılar aynı zamanda Maliki'nin halkta büyük kayba neden olan saldırı ve katliamlarına da gerekçe olarak kullanılıyordu.
Fakat bu oyunlara rağmen zulümden kurtulmak için kararlı tavır sergileyen kitlelerin mücadeleleri karşısında sıkışan Maliki'nin silahlı güçlerini bölgeden çekerken özellikle kritik noktaların ve kamuoyuna sesini duyurmada işe yarayacak medya araçlarının IŞİD milislerine teslimi için birtakım taktiklere başvurulması dikkat çekici.
Normalde Maliki'nin son aylarda iyice şiddetlenen saldırı ve katliamlarının son bulması için bütün bölge ahalisi harekete geçmişti. Aşiretlerin de IŞİD'le bağlantılı olmayan gerilla güçleri var ve bunlar aralarında koordinasyon oluşturmuş durumdalar. Fakat olayların medyaya yansıtılmasında bölgede kontrolü ele geçirenlerin tamamen IŞİD militanları olduğu intibaı veriliyor. Bunda da bilhassa yönetim binalarının ve medya araçlarının onlara teslim edilmesinin, aynı zamanda olaylar kamuoyuna yansıtılırken askerlerin terk ettiği bölgelerin tamamen bu militanların kontrolüne geçtiği yaygarası koparılmasının önemli rolü oldu.
Bölgedeki aşiretlerin IŞİD'le karşı karşıya gelmekten çekinme ihtiyacı duyması da yaygara koparanların ve önceden bunun zeminini, altyapısını oluşturmaya çalışanların işlerini kolaylaştırdı. Aşiret güçlerinin IŞİD militanlarıyla karşı karşıya gelmekten kaçınmalarının da iki önemli sebebi var. Birincisi örgütün bölgedeki milislerinin bir kısmını, gençlerin heyecanlarını ve işbirlikçi yönetime yönelik tepkilerini değerlendirerek yine bölgedeki ailelerin çocuklarının arasından toplamış olması. İkinci önemli sebep de Maliki'nin aynen Esed'in taktiğini uygulayarak kendi askerî güçlerini çektiği alanda IŞİD militanlarıyla aşiretlerin silahlı güçlerini karşı karşıya getirip onları birbirine kırdırmak için şartları oluşturmaya çalışması. Aşiretlerin ileri gelenleri bu oyunun farkında olduklarından söz konusu militanlarla karşı karşıya gelmeyi değil onlarla irtibat kurmanın yollarını bulmayı tercih ettiler.
Maliki ise özellikle IŞİD'i öne çıkarma oyunundan bir yandan bölge ahalisini bu örgütün militanlarıyla karşı karşıya getirmek suretiyle hırpalatmak, bir yandan da bölgeye daha geniş çaplı ve kapsamlı yeni bir operasyon düzenlemek için gerekçe oluşturmak amacıyla yararlanmak istiyor. Fakat kendi askerî gücünün bölgeyi kontrol altına almada yeterli olamayacağını bildiğinden dışarıdan destek temin etmek için uğraşıyor. Bölgenin tamamen IŞİD kontrolüne geçtiği yaygarasını da bu yöndeki çabalarının ve taleplerinin gerekçesi olarak değerlendirmek istiyor.
Suriye'de Baas zulmüne karşı özgürlük mücadelesi başlatıldığı zaman, kimse normalde dışarıdan askerî müdahale istemediği halde zulme başkaldıranlara en azından Müslüman halkların ekonomik, stratejik ve lojistik destek vermesi için yolların açılması çağrılarını "dış müdahale talebi" olarak yansıtan, dış müdahale deyince de hemen ABD'yi akla getiren unsurlara göre Maliki'nin uluslararası emperyalizmden özellikle de Amerika'dan destek hatta doğrudan müdahale talep etmesinde bir terslik olacağını sanmıyorum.
13 Haziran 2014 Cuma, Yeni Akit
Irak'taki gelişmelerin kamuoyuna yansıtılmasında olaylara bir açıdan bakılması veya oluşturulan havanın yol açtığı telaşın çok fazla etkisi altında kalınması yanlış yaklaşımlara ve çıkartmalara neden olabiliyor.
Olayların uluslararası boyutunu bir kenara koysak da yerel boyutunun üç ayrı cihetini görmemiz gerekir. Birincisi ve belki de tetikleyici rol oynayanı ülkede uluslararası emperyalizmle bölgesel güçlerin çıkar hesaplarını bir araya getirerek onların himayesi altında yeni bir Arap diktatoryası oluşturma planı yapan Nuri el-Maliki ve politikasıdır. İkinci boyutunu onun zulmüne ve saldırılarına tepki gösteren halk oluşturmaktadır ki bu bölgenin halkı da büyük ölçüde geleneksel aşiretler tarafından temsil ediliyor. Üçüncü boyutunu ise balonu özellikle ve bazı kirli hesaplar için şişirilen IŞİD oluşturuyor.
Nuri el-Maliki boyutu kendini zulüm, ayrımcılık, siyasi hesaplara dayalı mezhepçilik ve ondan beslenen istismarcılık ile kendini gösterdi. Bu yönüyle bir bakıma işgal güçlerinin çekilmesinden sonra onların görevlerini devralmış oldu. Dolayısıyla onun ayrımcı politikalarının mağdur ettiği kesim açısından işgal güçlerinin çekilmesi fazla bir anlam ifade etmemiş oldu. Onlar açısından işgal, çekilenlerle işbirliği içinde olan ve onların devrettiği görevi sürdüren ihanetçiler tarafından sürdürülüyor oldu. İşgalin bu şekilde yerli işbirlikçiler tarafından sürdürülmesine de karşı çıktı, bu işgalin ve yerli işgalcilerin zulüm uygulamalarının son bulması için mücadeleyi sürdürdüler. Fakat uluslararası emperyalizmin ve Suriye'deki Baas vahşetine de arka çıkan bölgesel güçlerin Maliki'nin sırtını sıvazlaması, onun vasıtasıyla Irak'ta ulusal yönetim oluştuğu ve işlerin rayına oturmaya başladığı kanaati oluşturulması sebebiyle mağdur edilenlerin sesi cılız kaldı. Kimse onları duymadı. Bu durumdan istifade eden IŞİD ise mağdur edilen ailelerin genç yaştaki çocuklarını etkilemeye çalıştı. Bu gençlerin Maliki zulmüne tepkilerini ve tepkinin harekete geçirdiği heyecanlarını onları kendi saflarına çekmek için değerlendirdi.
Fakat katil Beşşar Esed'den hiç farkı olmayan Nuri el-Maliki'nin zulmüne ve saldırılarına maruz kalan aşiretlerin sahipsiz bırakılmasından kaynaklanan boşluğu, katı tekfirci anlayışa sahip, Suriye'deki direnişin yıpratılmasında kendisinden yararlanıldığı bilinen ve daha önce Irak'ta sergilediği tavırda da olumsuz imaj oluşturmuş bir örgütün doldurması bölge ahalisinin lehine bir durum değildi. O yüzden aşiretler sahayı tamamen bu örgüte terk etmemek için kendi milis güçlerini oluşturma yoluna gittiler. Fakat bir yandan da Suriye'deki direniş örgütlerine karşı oynanan oyunun kendilerine karşı da oynanması ihtimalini göz önünde bulundurarak IŞİD'le bir gerginliğe girmek de istemiyorlardı.
Son dönemde yerli işgale karşı özgürlük mücadelesi veren aşiretlerin milis güçlerinin silahlı mücadelesi karşısında dikta yönetiminin askeri güçlerinin ciddi kan kaybetmeye başlamasına paralel olarak IŞİD'in de bir yandan palazlanması ve birden patlak veren olaylarda Maliki askerlerinin bu örgütün militanları karşısında hiçbir direniş göstermeden kaçarken özellikle önemli stratejik noktaları onlara bırakmaları, ardından da aşiretlerin silahlı milislerini tamamen yok sayan bir yaygara koparılması tesadüfi değildir.
Gelinen durumun zulme karşı sürdürülen haklı mücadele açısından en kötü yanı bu mücadeleye tamamen IŞİD boyasının çekilmiş olmasıdır ki aynı oyundan daha önce Cezayir'de cuntaya karşı verilen mücadelenin ve yine Irak'ta ABD işgaline karşı başlatılan bağımsızlık savaşının imajının yıpratılmasında da yararlanılmıştı. Üstelik bu oyunla Maliki'nin sergilediği zulüm ve haksızlığın üzeri de tamamen IŞİD örtüsüyle kapatılmış oldu. Bütün bu amaçların tahakkuk etmesi için de bu örgütün balonunun çok fazla şişirildiği, onun balonunun gölgesinde kalan çok önemli gerçeklerin ise dikkatten kaçtığı söylenebilir.
14 Haziran 2014 Cumartesi, Yeni Akit
Katliamlarında Suriye zalimi Beşşar Esed'le yarışan Maliki'nin özellikle Arap asıllı sünnilerin çoğunlukta olduğu bölgeleri hedef alan saldırılarını önemsemeyen ve alelade olaylar olarak gören uluslararası güçlerin son olaylarda IŞİD balonunu çok şişirmesi ve arka planı bu balonla kapatması asıl büyük tehlikeyi özünde barındıran komploya zemin hazırlıyor.
Gelişmelerin tamamen IŞİD boyasıyla boyanması çok tehlikeli bir komplonun işaretlerini taşıyor. Olaylarda Maliki'nin işbirlikçi, mezhepçi ve ayrımcı politikalarına bağlı olarak gerçekleştirdiği saldırıların ve katliamların üstünün örtülmesi, bütün bu saldırılar karşısında haklı talepleri olan bölge halkının tamamen yok sayılması ve olaylara tümüyle IŞİD'in hâkim olduğu görünümü verilmesi bize Saddam'ın Kuveyt işgalini hatırlatıyor. O zaman ABD'nin Bağdat Büyükelçisi April Glaspie konuyla ilgili açıklamasında Araplar arası anlaşmazlıklar karşısında kendilerinin resmi bir tavırlarının olmadığını söylemişti. Oysa böyle bir işgal için Saddam'ın önünün açılmasının asıl amacı Irak'ın tamamını işgal planının gerekçesini oluşturmaktı.
Maliki de aylardan beri saldırılar düzenlemesine rağmen bölgede tam olarak kontrolü sağlayamayınca IŞİD balonunu şişirmek ve bölge halkının haklı mücadelesine tamamen IŞİD boyası çekmek suretiyle geniş çaplı bir operasyonun şartlarını oluşturma yoluna gitti. Şimdi de böyle bir operasyonda ABD'nin, uluslararası ve bölgesel güçlerin kendisine destek vermesi için yoğun çaba harcıyor. Fakat muhtemelen ABD Irak'ı tecrübe ettiği için bu bataklığa yeniden girmek istemeyecek, belki IŞİD'i bahane ederek Maliki'ye silah desteği sağlayacaktır. Böyle bir operasyona destek için İran'ın hazırlıklar yaptığına dair haberler yayılıyor. Fakat İran da doğrudan olayların içinde yer almayı hesaplarına uygun görmeyebilir. Ama Maliki'nin ABD ve İran'ın doğrudan müdahalesi söz konusu olmasa da onlardan aldığı yardım ve destekle bölgeye geniş çaplı saldırı düzenlemeye kalkışması ihtimali yüksektir.
Böyle bir saldırı karşısında, IŞİD militanlarının tıpkı bugün Maliki'nin askerlerinin yaptığı gibi sahayı terk edip kaçmaları ihtimal dışı değildir. Muhtemelen saldırıyı düzenleyen askerî güçler de onlara bu fırsatı tanıyacaklardır. Zaten, Maliki'nin askerlerinin kaçarken geride bıraktığı askeri araçları örgütün Suriye'ye taşıdığı yönündeki haberler de böyle bir ihtimali akla getiriyor.
IŞİD militanlarının sahayı terk etmesi durumunda saldırıyı düzenleyen askeri güçler karşısında bölgedeki aşiretlerin oluşturduğu milisler kalacak ve Maliki'nin aynen Esed'in Suriye'de gerçekleştirdiği şekilde büyük katliamlar yapması için önü açılmış olacak. Allah göstermesin diyoruz ama şayet böyle bir komplo gerçekleşirse Maliki, saldırılarında ve katliamlarında IŞİD militanlarıyla savaştığı ve onları katlettiği görünümü vererek kendisinin ayrımcı ve işbirlikçi politikalarına karşı çıkan, mezhepçi sultasının son bulmasını isteyen aşiretlerin mensuplarını doğruyor olacak. İnsafsızlıkta Beşşar Esed'den geri kalmadığı için doğradığı kişilerin kendisine silah çevirmiş olup olmamalarına da hiç bakmayacaktır. Dolayısıyla böyle bir komplo şu an yaşananlardan çok daha tehlikelidir ve yaşananlara paralel olarak oluşturulan hava ile bu komplonun önünün açılması amaçlanmaktadır.
Irak'tan kaçan IŞİD militanlarının gidebileceği tek yer ise Suriye'dir ve onlar da orada Esed sultası için değil Esed'e karşı savaşan direniş grupları için tehlike oluşturacaktır. Son dönemde onun izlediği tutumun Baas'ın işine yaradığının görülmesi sebebiyle taraftarlarından bir kısmının saflarını terk etmesi gücünün zayıflamasına ve bir dağılma sürecine girmesine neden olmuştu. Ama Irak'taki gelişmeler yeniden üstelik saflarına katılanların sayısını hızla artırarak toparlanmasını sağladı. Onların Maliki'nin askerlerinden yağmaladığı silahlarla ve askerî araçlarla Suriye'ye taşınmaları Esed'in Şebbiha çetelerini rahatlatacak. Çünkü direniş güçleri karşısında Şebbiha'nın rolünü yeniden IŞİD militanları devralmış olacak. Böylece Maliki ve onunla kirli ilişkiler içinde olan güçler de sinsi bir oyunla Suriye direnişini yıpratmada kullanılan bir çetenin tekrar toparlanmasını ve müthiş bir şekilde silahlanmasını sağlamış olacaklar.