Amerika Değişiyor mu?

Temmuz 2009, Ribat dergisi

Amerika'da birtakım değişim rüzgârlarının esmeye başlamasıyla birlikte bütün dünyada bir ümit ve beklenti oluştu. Böyle bir beklenti, ümit ve arzunun oluşmasının en önemli sebebi ise ABD'nin sadece İslâm âleminin değil bütün insanlığın başında bir musibet olmasından ileri geliyor. Bu yüzden insanlar "acaba gerçekten Amerika değişecek ve biz de rahatlayacak mıyız?" diye düşünmeye başladı. Bu düşüncenin bir ümit ve arzuya dönüşmesi ise gerçekte Amerikan emperyalizminin, saldırganlığının ve uluslararası alanda icra ettiği şiddetin ne derece büyük olduğunu göstermesi açısından düşündürücüdür. Çünkü malum olduğu üzere uzaktaki bir seraptan dolayı su ümidine kapılmak, bu yöndeki beklenti ve arzunun büyük olduğuna delalet eder. Amerika'nın sergilediği şiddetten ve insanlık dışı vahşetten birinci derecede etkilenen de İslâm coğrafyası olduğu için söz konusu değişim rüzgârları sebebiyle ümide kapılanların başında da Müslüman toplumlar geliyor. ABD bunu bildiği için yeni döneme ait stratejisinde "değişim" politikasına dayandırdığı atağında mesajlarını öncelikli olarak İslâm âlemine yöneltiyor.

ABD'nin yeni başkan Barack Hüseyin Obama'yla birlikte bir değişim dönemine girdiği doğrudur. Ama acaba bu değişim insanlığın ABD'den kaynaklanan sıkıntılardan, musibetlerden, Amerikan emperyalizminin sebep olduğu şiddetten ve dayatmalardan kurtulmasını sağlayacak mıdır? Değişim ABD'nin yanlışlarını görüp de doğruya yönelmesini sağlayacak bir değişim midir yoksa insanlık üzerindeki tasallutunu güçlendirmek amacıyla motorunun yağlarını ve makinelerinin eskiyen yedek parçalarını değiştirme girişimi midir?

Biz de bu ayki yazımızda Amerika'daki değişim rüzgârlarını, buna zorlayan etkenleri ve ne gibi sonuçlar getirebileceğini değişik boyutlarıyla ele almak istiyoruz.

Obama'yla Gelen Değişim

Amerika'da değişim rüzgârları Obama'nın başkanlığa seçilmesiyle birlikte kendini hissettirmeye başladı. Çünkü yıllarca ırk ayrımını resmî politikasının temel çizgisi olarak kabul etmiş ve insanların bir kısmını sırf deri renklerinden dolayı hayvanlarla bir tutmuş Amerika'da aşağılanan ırktan bir kişi yönetimin zirvesine, başkanlığa çıkabiliyordu. Bu durum Amerika'nın dış dünyaya, özellikle İslâm âlemine yönelik politikasında da değişim gerçekleşmesinin mümkün ve muhtemel olduğunu gösteriyordu. Bunun da ötesinde başkanlığa seçilen Obama böyle bir değişimin işaretlerini propaganda döneminde vermiş ve bu yönde önemli vaatler sunmuştu. Gerçi propaganda döneminde büyük vaatlerde bulunulmasına politikanın yanıltıcığını gören bütün toplumlar artık iyice alışmış olsa da Amerika'da farklı bir döneme girildiğinin sinyalleri alınıyordu. Bununla birlikte Obama'nın da vaat ettiklerini gerçekleştirmede önemli zorluklarla karşılaşabileceği kesindi. Ayrıca değişimin temelinde yine ABD emperyalizminin çıkar hesaplarının olduğu tahmin edildiği için bunun dünya halklarına ne kadar olumlu yansıyacağı hakkında ciddi tereddütler vardı.

Selâm Verip Alacaklı Çıkmak

Amerika'daki değişim hareketi bir ıslah, yenilenme, yanlışları düzeltip doğruya yönelme faaliyetinden ziyade şartların zorlamasından kaynaklanan ve çıkar temelli bir projeye dayanıyordu. Bunda da son dönemde bayağı etkisini gösteren ekonomik krizin önemli payı vardı. Bu krizin aşılmasında en iyi potansiyel olarak da İslâm âlemi görülüyordu. Amerikan saldırganlığı sebebiyle İslâm âleminde oluşan ABD antipatisinin aşılması durumunda ekonomideki tıkanıklığın açılabileceği tahmin ediliyordu. Bu amaçla yeni başkan, ABD ile İslâm âlemi arasında yeniden köprülerin inşa edilebilmesi için yoğun çaba içine girmişti. Fakat bu çabaların sadece resmî ilişkiler düzeyinde kalmasının bir yararı yoktu. Çünkü resmî ilişkilerde zaten bir sorun yaşanmıyordu. Önemli olan Müslüman halklardaki antipatinin ve Amerikan karşıtlığının silinmesi için bir şeyler yapılmasıydı. Obama bu amaçla tüm Müslüman halklara hitaben etkileyici bir konuşma yapmayı kararlaştırdı. Konuşma mekânı olarak da Mısır'ın etkin üniversitelerinden Kahire Üniversitesi'ni seçti. Konuşmanın etkisini gösterebilmesi için iki üç hafta önceden haberlerini yaymaya, dikkatleri o yöne yöneltmeye başladı.

Obama'nın Kahire Üniversitesi'nde yaptığı konuşmasında en çok dikkat çeken şey Müslümanların birbirlerini tanımada adeta parola haline gelen selâm ile başlamasıydı. Sözüne selâmla başlayarak kalpleri kazanmak için en önemli atağını gerçekleştirmiş oluyordu. Ama Obama Müslümanların kalplerini kendi adına değil ABD hesabına kazanmak istiyordu. Selâm verip ABD hesabına alacaklı çıkmak için girişimde bulunuyordu.

Peki, bir selâm ve onu izleyen gönül alma mesajları Irak'ta bir buçuk milyon insanın katledilmesiyle yazılan kara sicili silmeye yetecek mi? Afganistan'da hâlâ saldırılar, sivil ve savunmasız insanların katledilmesine yol açan bombalamalar devam ederken bir selâm Müslüman halkların Amerika'ya bakışını değiştirebilecek mi?

Verilen selâm Obama'ya yaklaşımımızı belirleyecek konumda olsaydı, bunu önemser ve onun şahsına yaklaşımımızı belirlemede iyimser olmanın sebebi sayabilirdik. Ama arka planda ABD olunca, onca katliamın ve vahşi saldırının hesabını sorma hakkımızdan vazgeçmez, emperyalist politikalar karşısındaki duyarlılığımızı değiştirmeyiz.

Allah Resulü (s.a.s.) "Mü'min aynı delikten iki kere ısırılmaz" diye buyuruyor. İslâm âleminin artık bu tür oyunları ve yanıltma politikalarını yeterince tanımış olması gerekir.

Bir Selâmın Rüzgârına Kapılmak

Yaşadığımız onca tecrübeye ve ABD gerçeğinin hâlâ karşımızda durmasına, arka planda sömürgeci hesapların olduğunun görülmesine rağmen hâlâ İslâm âleminde birçoklarının bir selâmın ve onu izleyen cazibeli sözlerin rüzgârına çok çabuk kapıldıklarını gördük. Selâm ve verilen mesajlar sıcak gelebilir. Fakat planları ve hesapları iyi keşfedip ona göre tavır koymak gerekir. Ayrıca konuşmada kelimelerin arasına serpiştirilen mesajların aslında niyetleri açığa çıkardığını, dolayısıyla cazibeli sözlerin sadece o konuşmanın alımlı görünmesi için kullanılan bir ambalajdan ibaret olduğunu, asıl içeriğin ayrıntıda yer aldığını da dikkatten uzak tutmamak gerekir.

Yerli Kuklalarla Kıyaslama İsabetli midir?

Bazı yorumlarda Obama'nın sözlerinin yerli kuklaların sözleriyle kıyaslanması ve "bizdekiler şu şu sözleri söyleme cesareti gösterebiliyor mu?" denmesi dikkat çekti. Doğrudur, yerli kuklalar yerine göre konuşmalarına selâmla başlama cesareti bile gösteremezler. Ama bu, Obama'nın selâmının ve sözlerinin cazibesine kapılmamızı gerektirmez. Her şeyden önce kendi halklarının değerlerine saygı duymayan yönetimlerin tutumları ve uygulamaları kıyasa mesnet teşkil etmez. İkinci olarak da ABD Başkanının sözlerinde onlardan cesaretli bir tutum sergilemesi güven verici olduğunu göstermez. Güveni sözlerde değil fiiliyatta, uygulamada aramak gerekir.

Değişiklik Amaçta mı Taktikte mi?

ABD'de değişen amaç değil taktik ve stratejidir. Ekonomik kriz ve dünyada yeni güç merkezlerinin oluşması ABD'nin dünya hâkimiyetini sarsmaya başlamıştır. Bunlardan dolayı dünyadaki tahakküm dairesi gittikçe küçülmektedir. Kendisini kuşatan problemlerin büyümesiyle birlikte hâkimiyetini tümüyle kaybedecektir. O sebeple sömürü stratejilerini sağlamlaştırmak, etki alanını yeniden artırmak istiyor. Ama bunu Bush dönemindeki taktiklerle ve politikalarla sürdüremeyeceğini biliyor. Ondan dolayı taktik ve politikalarda yenileme yapma ihtiyacı duyuyor.

ABD'nin Değişen ve Değişmeyen Yüzü

ABD, İslâm dünyasına yönelik hitap tarzını değiştiriyor. Bush yeni haçlı seferlerinden söz etmişti; yeni başkan İslâm'la savaş halinde olmadıklarını söylüyor. Bush siyasetini saldırı ve tehdit üzerine bina etmiş, uluslararası Siyonizmin İslâm'la terörü özdeşleştirme stratejisine göre taktik belirlemişti; yeni başkan cazibeli ve sıcak mesajlar veriyor. Fakat öte yandan Afganistan'daki saldırılar bütün şiddetiyle devam ediyor. Hatta Obama, Irak'taki askerî birliklerini çekmekle aynı zamanda Afganistan'a daha fazla yüklenmeyi planladıklarını açıklamaktan da çekinmiyor. Pakistan'daki kukla yönetim vasıtasıyla Svat vadisi ahalisi topluca yerinden sürülüyor ve iki buçuk milyon insan kendi yurdunda mülteci durumuna düşüyor. Binlerce insan katlediliyor.

Kahire'deki konuşmada, sevimli sözlerde ABD'nin değişen yüzünü, Afganistan'daki saldırılarda, Pakistan'daki kukla yönetimin yönlendirilmesinde ise değişmeyen yüzünü görüyoruz. Değişen yüzü sadece sözde ve selâmda kendini gösterirken, uygulamada değişmeyen yüzü karşımıza çıkıyor.

Obama Perestroikası

Ekonomik krizin Amerika'da dışa yansıdığından daha büyük bir sorun oluşturduğu tahmin ediliyor. Krizin aşılması için muhtelif çözüm formülleri üretildi ve uygulamaya geçirildi. Ama bu çözüm formülleri incelendiğinde değirmenin toplama suyla döndürülmeye çalışıldığı görülecektir. Obama değişim atağı vasıtasıyla kalıcı çözümler üretmeye çalışıyor. Bu amaçla da önce ABD'nin imajını değiştirmek için uğraşıyor. Bu atağı ise eski Sovyetler Birliği Başkanı Gorbaçov'un "Glasnost ve Perestroika" atağını andırıyor. Obama'nın ismini koymadığı değişim atağının sonunun Sovyetler'deki Perestroika'nın sonu gibi olması hiç de ihtimal dışı değildir. Hatta bazı gelişmelerin bunun işaretlerini vermeye başladığı ve ABD bünyesindeki bazı eyaletlerin merkezden bağımsız düşünmeye hazırlandıkları görülüyor.

Değişim ABD'yi Kurtaracak mı?

Ekonomik krizin etkilerini azaltma amacıyla üretilen formüllerde ABD kendi potansiyellerini tüketmeye başladı. Obama'nın değişim atağının sonuç vermemesi, imaj değişikliğinin kriz yüzünden kuruyan muslukların akmasını sağlayamaması durumunda potansiyelin erimeye ve krizin büyümeye başladığı görülecektir. O zaman Obama da, Gorbaçov gibi "Herkes başının çaresine baksın" diyebilir ve dünya Amerika Birleşik Devletleri'yle değil Amerika Dağınık Devletleriyle karşı karşıya gelebilir. O zaman özellikle başkentlerde emlak piyasasının harekete geçmesi mümkündür. Çünkü elli yeni büyükelçilik binasına ihtiyaç duyulacaktır. Böyle bir şeyin imkânsız olduğunu düşünebiliriz. Ama Sovyetler Birliği'nin dağılacağını da kimse düşünmüyordu.

Siyonist İşgalciden Yana Tutum Değişmiyor

Zaman zaman ABD Başkanı Obama'nın İsrail işgal devletiyle ilgili politikasında da değişiklik olduğu ve bundan dolayı işgalcilere baskı yaptığı yönünde yorumlar yapılıyor. Ama Kahire'deki konuşmasında Filistin meselesiyle ilgili mesajlarında işgal devletine destek, sahip çıkma ve Filistinlileri meşru haklarından vazgeçmeye zorlama amaçlı tutumunda hiçbir değişiklik olmadığını gördük. Obama, işgalci Siyonistlerin insanlık dışı baskılarına, şiddet politikalarına, vahşi saldırılarına destek verme konusundaki tutumunu değiştirmezken Filistinlileri haklı ve meşru davalarından vazgeçmek için değişmeye çağırıyordu.

Filistin'de İlkeler Değişmeyecek

Filistin halkı haklı ve meşru bir mücadele içindedir. Kutsal vatanı üzerindeki gayri meşru işgalin sona erdirilmesi, yurtlarından çıkarılmış milyonlarca mültecinin yeniden yurtlarına dönebilmesi için sürdürdüğü kararlı mücadelesinden vazgeçmeyecektir. Bütün bunlar Filistin direnişi açısından ilkedir ve ABD'nin, onun başındaki Obama'nın tutumu ne olursa olsun Filistin direnişi ilkelerinden vazgeçmeyecektir.

Biz ABD Kenesinden Kurtulmak İstiyoruz

ABD'nin değişmesi aslında Müslümanlar olarak bizi çok fazla ilgilendirmiyor. Eğer bu kene kanımızı emmeye devam edecekse değişmesi bizim açımızdan bir şey değiştirmez. İslâm âleminin kalbine saplanmış hançer durumundaki Siyonist işgal güçlerini desteklemeye, onun yeni katliamlar gerçekleştirilebilmesi için silah akıtmaya devam edecekse görünüşte değişmesi bizi çok fazla ilgilendirmez. Bizim için asıl önemli olan bu keneyi üzerimizden atmamız, ondan temelli kurtulmamızdır. İslâm âleminin izzet ve özgürlüğüne kavuşması, kutsal Filistin toprakları üzerindeki Siyonist işgale son vermesi de bu yolla mümkün olacaktır. O yüzden Obama'nın selâmına ve göstermelik mesajlarına aldanmamalı, Amerikan emperyalizmine karşı tutumu yaygınlaştırma çabalarımızı artırmalıyız.

Not: Obama'nın konuşmasında işgalci Siyonist devlet ve Filistin davası hakkında söylediği sözlerin ayrıntısına dair değerlendirmeleri Vakit gazetesinde 11-13 Haziran 2009 tarihlerinde arka arkaya yayınlanan yazılarımızda yaptığımızdan burada tekrarına gerek görmedik. "Obama'nın Selâmı" başlığıyla başlayan bu yazılarımızı Web sitemizde yani www.vahdet.com.tr adresinde bulabilirsiniz.

nde bulabilirsiniz.