ABD'nin Yeni İmaja İhtiyacı Var

5 Kasım 2008 Çarşamba, Vakit gazetesi

Şimdiye kadar özellikle ABD seçimlerinden söz eden bir yazı yazmadık. Şimdi son noktaya gelindi. Bütün dünya kamuoyu seçimin ABD'nin dış ilişkilerine ve uluslararası politikalara nasıl yansıyacağını merak ediyor. Çoğunlukta da Obama'nın kazanacağı beklentisinin ve bunun da uluslararası ilişkilere müspet yansıyacağı ümidinin hâkim olduğu görülüyor.

Biz bu yazıyı yazarken oy verme işlemi devam ediyordu. Siz okurken sonuçlar büyük ihtimalle kesinleşmiş ve ABD'nin Bush'tan sonraki başkanı belirlenmiş olacak. Seçim öncesi anketler ve alınan ilk sonuçlar da Obama'nın kazanacağı işaretleri veriyordu. Bizim tahminimize göre bu anketlerin ve bazı küçük kasabalarda alınan ilk sonuçların kamuoyuna yansıtılmasının amacı sadece gidişatın belirlenmesi değil aynı zamanda bir yönlendirmeydi. Bu da Amerika'da toplum mühendislerinin tercihleri hakkında fikir veriyordu ki böyle bir tercihin ABD'nin yeni dönemde köklü bir imaj değişikliğine ihtiyaç duyuyor olmasından kaynaklanması kuvvetle muhtemeldir.

Siyonist işgal devleti de vitrine çok fazla miktarda kan sıçradığı hatta ön camının tamamen Filistinlilerin kanına boyandığı dönemlerde bu tür imaj değişikliği, vitrin tazeleme veya camını biraz temizleme ihtiyacı duymuştur. Barak'ın, "barış" yanlısı lider olarak piyasaya sürülmesi ve vitrin değişikliğinde kendisinden yararlanılması bunun bir örneğidir. Bir dönem Amram Mitzna'nın da bu amaçla piyasaya sürüldüğünü gördük.

Ne kadar ilginçtir ki yıllarca zencilerin yüzüne tüküren, onları "pis zenciler" olarak nitelendiren; onlara "aynaya bakın, kapkara suratlarınıza bakın, bakın ve kendinizden utanın!" diye seslenen ABD şimdi vitrin düzeltmek, imaj değişikliği gerçekleştirmek için bir "siyah yüz"e ihtiyaç duyuyor. Çünkü boğazına kadar kana bulanan Bush'un çirkin yüzüyle temsil edilen imajın değiştirilmesi için sevimli, cana yakın bir yüze ihtiyaç duydu. Onu da belki aradı ve zencilerde bulabildi.

McCain'in ABD vitrinine bir değişiklik getirmeyeceği kesin. Kazanması çok zayıf ihtimal ama kazanırsa ABD açısından sadece içyapıda değil dış görünümde de bir değişim gerçekleşmeyecek, Bush'un yeni versiyonuyla yola devam ediliyor olacaktır.

Peki, vitrin değişikliğinin ABD siyasetine, dünya kamuoyuna, uluslararası politikalara ne derece müspet yansıması olacaktır? Bizim tahminimize göre başkanın ve kadrosunun değişmesi ABD'nin izlediği politikada şimdilik köklü bir değişikliğe imkân vermeyecektir. Çünkü bu ülkede de resmi politikaları ve stratejileri belirleyen bir derin devlet mevcut. Amerika'daki derin devlette güç ve hâkimiyeti büyük ölçüde, "lobiler" olarak bilinen yönlendirme mekanizmaları elinde bulunduruyor. Onların da en güçlülerinin Yahudi lobileri olduğu biliniyor.

Lobilerin gücü ve resmi stratejiler üzerindeki etkisi devam edeceğinden ABD'nin İsrail'le ilgili politikasının değişeceğini sanmıyoruz. Hatta Obama'nın bu konuda "şüpheli" ilan edilmesi Yahudi lobilerinin onun üzerindeki baskılarının daha etkili olmasına, onun da bu baskılar karşısında kompleksli davranmasına ve çabuk teslim olmasına sebep olacaktır.

Vitrin düzeltmede siyahilerden daha önce Dışişleri bakanları düzeyinde yararlanan ABD'nin şimdi de Başkan düzeyinde yararlanma ihtiyacı duyması bu ülkedeki ırkçı politikaların tarihe gömüleceğini göstermez. Bu konuda ülkedeki zencilerin haklarını savunan hareketlerden Kara Panterler'in lideri Doruba Mücahit bin Vahad önemli bir vurgu yapmış ve Obama'nın aslında zenci kimliğinin sömürgeci ABD tarafından kullanılmasına imkân vermenin ötesinde zenciler açısından bir şey yapmadığını dile getirmişti.

Bütün bunlara rağmen Moğol İmparatorluğu'nda yaşanan değişime benzer bir değişim sürecinin başlaması da ihtimal dışında değildir. Bu değişimin uluslararası politikalara yansıması Obama'nın tutumuyla değil ABD'nin tahakküm ve baskı gücünün kırılmasıyla mümkün olacaktır.

Bu itibarla Obama'ya fazla ümit bağlanmasını yersiz buluyoruz. Eğer ümit bağlanır ve ABD'nin kendi içinden bir değişimle sömürgeci politikalarını terk etmesi beklenirse imaj değişikliğiyle hayata geçirilmesi planlanan stratejinin tutması ve böylece ABD'nin sömürgeci politikasının vidalarının yeniden sıkılması, kazıklarının tekrar sağlamlaştırılması mümkün olacaktır. Buna imkân verilmemesi için global ekonomik krizden sömürgeci politikaların güç ve hâkimiyetini kırmak amacıyla yararlanmak gerekir.

İsminin Hüseyin olmasından ve birtakım rivayetlerden hareketle Obama'nın "beklenen adam" hatta Mehdi ilan edilmesi ise son derece yersiz ve anlamsız ümitlendirmeden öte bir şey olamaz.

/p>