Afrika Birliği Zirvesi

3 Temmuz 2008 Perşembe, Vakit gazetesi

Afrika Birliği teşkilatı 11. Zirvesi'ni geçtiğimiz günlerde artık uluslar arası toplantılar şehri haline gelen, Mısır'ın turistik şehri Şarmu'ş-Şeyh'te düzenledi. Zirvede Afrika'nın gündemdeki bazı önemli meseleleri öne çıktı ve bu meselelerle ilgili birtakım kararlar alındı. Asıl önemli olan bu kararların uygulamaya geçirilmesi merhalesi olacaktır. Afrika Birliği'nin, Avrupa Birliği gibi yaptırım ve yakın takip gücü olmadığından kararların uygulama merhalesinde ne kadar başarılı olunacağı konusunda tereddütler var. Biz de 11. Afrika Birliği Zirvesi'nin genel bir değerlendirmesini yapmak istiyoruz. Ancak ondan önce teşkilat hakkında özet bir bilgi vermeyi yararlı görüyoruz.

Bilindiği üzere Afrika dünyanın en çok sömürülen kıtasıdır. Sömürücü güçler bu kıtadan hâlâ ellerini çekmediklerinden beşeri ve doğal kaynaklarının çok basit karşılıklarla bu güçler yararına kullanılması işlemleri sürüyor. Sömürücü güçler Afrika'daki çıkar kaynaklarının kurutulmaması ve ucuz işgücü imkânlarının ellerinden alınmaması için bu kıtadaki siyasi mekanizmaları da kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla kıta ülkeleri arasında güçlü bir ittifak oluşmasını, bu yüzden de Afrika Birliği'nin bir güç birliğine dönüşmesini istemiyorlar.

Afrika kıtasında bir çatı örgüt oluşturulması için ilk adım 1961 yılında Libya'nın Sirte şehrinde atıldı. Bundan iki yıl sonra yani 1963'te Etyopya'nın başkenti Adis Ababa'da Afrika Birliği Teşkilatı adıyla bir ittifak oluşturulması kararlaştırıldı. 8-10 Temmuz 2002 tarihinde Güney Afrika'nın Durban şehrinde gerçekleştirilen zirvede ise isim Afrika Birliği olarak değiştirildi. Fas dışındaki tüm Afrika ülkeleri üyedir.

11. Afrika Birliği Zirvesi'nin gündeminde son dönemde Afrika kıtasını ciddi şekilde meşgul eden muhtelif konular vardı. Bunların başında da Zimbabwe'deki siyasi kriz yer alıyordu. Ayrıca Somali'deki iç savaş, Sudan'ın Darfur meselesi, Eritre - Cibuti anlaşmazlığı, gıda yetersizliği sorununun giderilmesi için başvurulacak metotlar, AIDS başta olmak üzere muhtelif salgın hastalıklarla mücadele gibi konular üzerinde duruldu.

Bundan önceki yazımızda da dile getirdiğimiz üzere toplantı öncesinde bazı üye ülkeler Zimbabwe Cumhurbaşkanı Mugabe'nin zirveye katılmasının engellenmesini ve ülkesinin üyeliğinin dondurulmasını istiyorlardı. Bunların içinde en çok sesini yükselten de Kenya olmuştu. Fakat teşkilat yine de katılmasına imkân tanıdığı gibi Zimbabwe sorununun çözümü için çok fazla baskıcı bir metoda başvurulmasını da uygun görmedi. Onun yerine geçmişte Kenya'daki siyasi krizin çözümünde uygulanan metoda başvurulmasını ve hem şu anki başkan Mugabe'nin hem de muhalif hareketin lideri Morgan Tsvangirai'nin iştirak edeceği bir ulusal birlik hükümeti oluşturulmasını, böyle bir hükümet vasıtasıyla ülkede barış ve istikrarın hâkim kılınmasını istedi.

Zirvede, Güney Sudan meselesinin çözümünden sonra Hartum yönetiminin başını ağrıtan sorunlar arasında birinci sıraya yerleşen Darfur meselesinin çözümü için barış çabalarının artırılması istendi. Afrika Birliği, Sudan hükümetiyle Sudan'ın Kurtuluşu İçin Halk Hareketi adlı örgütün aralarında kapsamlı bir barış gerçekleştirmek için çabalarını artırmalarını memnuniyetle karşıladığını dile getirdi. Taraflardan, muallakta kalan sorunları bir an önce çözüme kavuşturarak barışı hâkim kılma gayretlerini daha da artırmaları istendi. Sorun sebebiyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların yeniden evlerine dönebilmeleri için de şartların hazırlanması talep edildi.

Darfur meselesiyle bağlantılı olarak Sudan ile Çad arasındaki anlaşmazlık üzerinde de duruldu. İki ülkenin daha önce imzalanan Dakar Anlaşması'nın şartlarına bağlı kalmaları ve hiçbirinin kendi toprağını diğer ülkedeki ayrılıkçı hareketlerin silahlı faaliyetleri için lojistik amaçlı kullandırmaması istendi.

Afrika Birliği Zirvesi'nde Somali'deki iç savaşın sona erdirilmesi için 1817 sayılı Güvenlik Konseyi kararı doğrultusunda bu ülkeye BM Barış Gücü askerlerinin gönderilmesi ve bunların Afrika Birliği güçlerinin yerini alması istendi. Böyle bir talepte bulunması aynı zamanda Afrika Birliği'nin Somali'de "barışı hâkim kılma" konusunda başarısız kaldığının itirafıydı. Böyle olacağı zaten daha önceki toplantıda Somali'deki savaşta taraf olan ve işgalci askerî güç gönderen Etyopya'nın ev sahipliğinde konunun ele alınmasından belliydi.