Afganistan'da Çözüm Kolay

5 Nisan 2008 Cumartesi, Vakit gazetesi

Bükreş'teki NATO Zirvesi'nde ele alınan konuların en önemlilerinden biri Afganistan meselesiydi. İşgalci ABD'nin Başkanı Bush ve onun sözcülüğünü yapan Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy toplantı öncesinde yaptıkları açıklamalarda NATO'nun Afganistan'daki savaşı kazanması gerektiğini vurguladılar. Bu çerçevede yürüttükleri faaliyetler neticesinde işgalci NATO askerî gücünün artırılmasını kabul ettirmeyi başardılar.

NATO Zirvesi'nde Afganistan konusunun tartışıldığı gün, Türkiye'de de bir radyo Afganistan'da ISAF kuvvetlerinin sivil koordinatörü olarak görev yapmış zatla canlı telefon bağlantısı yapıyordu. Bu zat, Afganistan'da asker sayısını artırmanın fazla bir şey ifade etmeyeceğini çünkü çözümün sayıya bağlı olmadığını ifade ediyordu. Bu iddiasının gerekçeleriyle ilgili açıklamalar da yaptı ve tespiti isabetliydi. Bu arada birtakım çözüm önerilerinde bulunuyordu. Önerilerinden biri de Pakistan'daki medreseler meselesinin halledilmesiydi ve: "Bu medreselerde matematik, fizik öğretilmiyor; cihad öğretiliyor" diyordu.

Medreseler konusu bu zattan önce de muhtelif şekillerde gündeme getirildi. Eski İngiltere başbakanı Blair, söz konusu medreselerin kapatılması ve yerine kendilerinin sunacakları modelleri esas alacak öğretim kurumlarının açılması için büyük miktarda para tahsis ettiğini açıklamıştı. Blair böyle havuç sunarken Bush da sopa göstererek Pakistan cumhurbaşkanı Perviz Müşerref'e, bir an önce medreseler meselesini halletmesi için muhtelif tehdit mesajları gönderdi. Geçtiğimiz yaz Müşerref'in Kızıl Cami (Lal Mescid) ve etrafındaki öğretim kurumlarını hedef alan askerî operasyonunun amacı da zaten söz konusu medreseleri tasfiye planının altyapısını oluşturmaktı. Biz bu olayla ilgili ayrıntıları gazetemizde dizi olarak yayınlanan "Pakistan: Kızıla Boyanan Caminin Feryadı" başlıklı dosyamızda vermiştik. (Bu dosyayı Web sitemizde yani www.vahdet.com.tr adresinde Dünya Gündemi > Pakistan bölümünde bulabilirsiniz.)

18 Mart Çanakkale Zaferi'nin yıldönümü münasebetiyle ülkemizde muhtelif etkinlikler düzenlendi. Hatta bazı yerlerde bu zaferle ilgili kültürel etkinlikler sürüyor. Dün Çanakkale kapılarına dayanan işgalcilerin amacı ne idiyse bugün "NATO, Afganistan'da savaşı kazanmak zorundadır" diyenlerin amacı da odur ve aynı zihniyetin temsilciliğini yapmaktadırlar. Dolayısıyla dün Çanakkale'nin kapılarına dayananların bertaraf edilmesi için verilen mücadelenin gerekçeleriyle bugün Afganistan'daki işgalin sona erdirilmesi için verilen mücadelenin gerekçeleri aynıdır.

Aynı şeyi İstiklal Savaşı açısından da söylemek mümkündür. Bu savaşta işgale karşı verilen bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini besleyen ruh, cihad ruhudur. İstiklal Marşı bu ruhla yazılmıştır ve başından sonuna kadar bu ruhu yansıtmaktadır.

Taliban, el-Kaide ve Medreseler konularını bir yana koyarak Afganistan meselesine öncelikle doğru teşhis koymak gerekir. Bugün birilerinin saf değiştirmiş olması bizim teşhisimizi ve bakış açımızı etkilememeli. Onlar, Bush'un ve Sarkozy'nin safında yer aldıklarından, aynı pencereden bakma zorunluluğu duyacaklardır. Dolayısıyla onlara göre Afganistan'ın işgalden kurtarılması için verilen mücadelenin özündeki cihad ruhu "suçlu (!)", savunmasız insanların üzerine havadan bomba yağdıran, attığı füzelerle düğün kervanlarını hedef alarak katliamlar gerçekleştiren, bir kalabalığın üzerine füze attığında kendini gol atmış futbolcu gibi hisseden işgalci haklıdır!

Afganistan meselesinin temelinde gayri meşru işgal var. Bir meselenin çözümünü aradığınızda öncelikli olarak sebebini tespit etmeniz ve ona göre bir teşhis koymanız gerekir. Sebep devam ettiği sürece sorun da devam eder. Pakistan'daki tüm medreseleri kapatsanız da Afganistan'daki sorun sona ermez. Çünkü sebep bu medreseler değil. Sebep işgaldir ve işgal devam ediyor olacaktır.

O halde Afganistan'daki meselenin çözümü hiç de zor değil, gayet kolay. Önemli olan meselenin asıl sebebini kabul etmek ve doğru bir teşhis koymaktır. Afganistan topraklarını haksız bir şekilde işgal altında tutan askerî güçler bavullarını toplayıp evlerine döndüklerinde sebep ortadan kalkmış olacaktır.

Aynı şey Irak, Filistin ve Çeçenistan meseleleri açısından da söz konusudur. Buralardaki direnişçiler işgalcilere karşı kendi öz vatanlarını, onurlarını ve haklarını savunmaktadırlar. Kimse buralardaki haklı mücadelenin canlı kalmasını sağlayan direniş ruhunu mahkûm etmeye kalkışmamalı. Mahkûm edilmesi gereken emperyalist saldırganlık ve işgalciliktir.

p>