ABD Derin Devleti ve Cheney

26 Mart 2008 Çarşamba, Vakit gazetesi

Derin devlet olgusu sadece Türkiye'ye has değildir. Nasıl yasal çerçeveye oturtulması veya ahlâkî kurallara dayandırılması mümkün olmayan harcamalar için maliyede "örtülü ödenek" adıyla gözden ve kontrolden uzak bir harcama kalemine ihtiyaç duyuluyorsa halkın iradesiyle uyuşmayan, ahlâkî değerlerden uzak ve yasal çerçeveye oturtulamayan uygulamalar için de derin devlet yapılanmasına gidiliyor. Böyle bir yapılanma ABD'de de mevcuttur ve tahmin edilebileceği üzere oradaki derin devlette Siyonist lobiler güçlüdür. Uluslar arası Siyonizmin kendini bu derece güçlü hissetmesinde, işgalci Siyonist devletin Amerika'dan sınırsız destek almasında ve aldığı bu destek sebebiyle saldırganlıkta sınır tanımaz hale gelmesinde ABD derin devletinin büyük rolünün olduğu bir gerçektir.

ABD derin devletinde Siyonist lobilerle Evangelist akımın işbirliği içinde hareket ettiği, birbirlerinin çıkarlarını gözetledikleri biliniyor. Zaten bu iki akım temel fikirlerde ve ileriye dönük planlarda ittifak halindedir.

ABD derin devletinin kirli işleri sadece siyasi iradeye perde arkasından yön vermekten ibaret değil. Yasalara aykırı ve ahlâk dışı yollarla servet edinme amacıyla da derinlerdeki gücünü kullanıyor. Hatta savaşın getirisinden yararlanmak amacıyla birçok önemli savaşın tetikçisi olduğu ileri sürülüyor.

Derin devletin desteğiyle ve seçimlere hile karıştırılması yoluyla başkan seçilen George W. Bush söz konusu yapılanmada Evangelist akımı, onun yardımcısı Dick Cheney ise Yahudi lobileri yani Siyonist akımı temsil etmektedir. Şimdiye kadar izlediği tutumda bu vasfını çok açık bir şekilde ortaya koymuş ve ABD'nin resmî mekanizmalarında işgalci Siyonistlerin menfaatlerinin doğrudan temsilciliğini yapmaktan çekinmemiştir.

Cheney, 2002 Mart'ında da işgalci Siyonist devlete ve Irak konusunda Amerika'ya destek sağlama amacıyla bu günlerde gerçekleştirdiği gibi kapsamlı bir Ortadoğu gezisi gerçekleştirmişti. Ne kadar ilginçtir ki söz konusu gezisi de işgalci Siyonistlerin Filistin'de büyük bir katliam gerçekleştirmelerinin sonrasına denk gelmişti ve Cheney söz konusu çıkartmasında işgal devletine uğradığı sırada yaptığı açıklamasında olanlardan Filistin tarafını sorumlu göstermişti. Siyonist devlet, "Sıcak Kış Operasyonu" adını verdiği Gazze'ye yönelik son saldırısında yaptığı gibi o zaman da kundaktaki bebekleri katletmiş, evleri insanların başlarına yıkmıştı. Ama Cheney hemen akabinde gerçekleştirdiği ziyaretinde, "Arafat'tan şiddeti durdurmasını bir kez daha isteyeceğim" diyerek işgalci saldırganları "masum", Filistin tarafını ise "suçlu" gösterme yüzsüzlüğü yapmıştı. Zaten derin devletin adamları genellikle yüzsüzdürler. Cheney'ninkine bir de Amerikan emperyalizminin ve Siyonist lobilerin adamı olmaktan kaynaklanan yüzsüzlük ekleniyor, dolayısıyla miktar üçe katlanıyor.

Dick Cheney'in bu seferki Ortadoğu çıkartmasının da tam işgalci Siyonist devletin Gazze'de büyük bir katliam gerçekleştirmesinden sonraya denk gelmesinin tesadüf olduğunu sanmıyoruz. Siyonist devlet bu saldırısında büyük bir katliam gerçekleştirmesine ve kundaktaki bebekleri katletmesine rağmen Filistin direnişi tarafından yenilgiye uğratılmış ve bu yüzden ciddi moral sarsıntı geçirmiştir. Fakat saldırganlıkta bütün insanî değerleri ayaklar altına alması sebebiyle özellikle bölgedeki ülkelere yönelik diplomatik atak yapmaktan da çekiniyor. Bundan dolayı Cheney'nin son çıkartması hem işgalci Siyonistlere moral verme hem de onların bölge ülkeleriyle bağlarını yeniden güçlendirmelerini sağlamak için önlerini açma amacına yönelik olabilir.

Öte yandan işgal devletinin Gazze'ye yönelik yeni bir geniş çaplı askerî operasyon düzenlemek amacıyla hazırlıkları sürdürdüğü tahmin ediliyor. Siyonist devlet "Sıcak Kış Operasyonu" adını verdiği saldırıdan önce de gerek ABD'li yetkililer gerekse kendi adamları vasıtasıyla bir diplomatik atak gerçekleştirmişti. Bu yüzden Cheney'nin bölgeye diplomatik çıkartma yapmasının ve bu arada Türkiye'ye uğramasının hiç de hayra alamet olduğunu sanmıyoruz. Çocuk katili Ehud Barak'ın ziyaretinden de iyi sonuçlar çıkmayacağı belliydi.

Aslında Amerika'daki derin devlet ve uluslar arası çeteler de çöküşe geçmiştir. Bunu nazarı dikkate almak ve uluslar arası çetelere de pabuç kaptırmamak gerekir. Evet, çetelerden kurtulmalıyız. Ama uluslar arası çetelerden de. Yerel çetelerden hesap sormak gerçekten takdir edilmesi ve desteklenmesi gereken bir tavırdır. Ama uluslar arası çete başlarının köşklerde ağırlanması değil.

ABD Derin Devleti Ne Yapar?

27 Mart 2008 Perşembe, Vakit gazetesi

ABD derin devletinin ve çetesinin ne yaptığı hakkında ayrıntılı bilgi vermek için bir makale yetmez. Ama bazı bilgileri size aktararak fikir sahibi olmanızı sağlamak istiyoruz. Bir önceki yazımızda son günlerde ABD ve işgalci Siyonist devlet hesabına Ortadoğu çıkartması yapan Cheney'in de derin devletin ve Siyonist lobilerin adamı olduğunu dile getirmiştik. Bilmünasebe derin devlet çetesinin kirli işlerinden örnekler verirken de onun ilişkili olduğu bazı kurumlar hakkındaki dosyalara işaret edeceğiz.

Cheney eli kanlı biridir. Ama kan dökerken hiçbir zaman kendi hayatını riske atmadı. Kendini sağlama alarak başkalarının hayatlarıyla oynadı. Vietnam Savaşı onun askerlik çağına denk geldiği halde askerliğini sürekli erteleterek savaşa katılmadı. Ama Panama müdahalesini ve Birinci Körfez Savaşı'nı o organize etti.

ABD, dünyanın her tarafına elini uzatmış bir devlet olduğundan bu ülkedeki çete de büyük oynuyor. Birçok kirli işlerle adı anılan Halliburton Energy Services adlı firmanın genel müdürlüğünü 1995-2000 yılları arasında Dick Cheney yaptı. Firmanın adının "enerji hizmetleri" olması Amerika'daki birkaç şehrin elektrik dağıtımıyla uğraşması anlamına gelmiyor. Uluslar arası petrol ticaretinden büyük gelirler elde eden firma. Bilindiği üzere petrol ticaretiyle uğraşan firmaların savaş tetikçiliğinde de önemli rolleri olmaktadır.

Söz konusu firmanın Amerikan ordusuyla özel ilişkilerinden yararlanarak Vietnam Savaşı'nın üs, havaalanı, yol yapımı işlerini almak suretiyle büyük gelirler elde ettiği belirlendi. Yani Cheney'in cepheye gitmekten kaçındığı savaştan en büyük ganimet toplayan kuruluş Halliburton firmasıydı. Cheney de 1995'te bu firmanın Yönetim Kurulu başkanlığına getiriliyordu. "Söz konusu skandalın gerçekleştiği tarihle Cheney'in görev yaptığı tarih arasında bayağı zaman var, nasıl bir irtibat kurulabilir?" diye sormak mümkün. Ama biz öncelikle derin devletle bağlantılı bu firmanın kirli işlerine dikkat çekmek istiyoruz. Firmanın savaş tetikçiliği Vietnam Savaşı'yla bitmediği için Cheney'in ilişkili olduğu dönemlere ait skandalları da var.

Petrol zengini söz konusu kuruluşun Irak'a yönelik savaşı medya yoluyla tahrik amacıyla birtakım basın kuruluşlarına maddi destek sağladığına dair iddialar gündeme geldi. Ama ABD başkanının firmaya arka çıkmasından, onu himaye etmesinden dolayı hakkında soruşturma açılamadı. Dolayısıyla ister istemez bu konuşulanlar "iddialar" düzeyinde kaldı. Eğer adil ve her türlü dış baskıdan uzak yasal soruşturma yapılmış olsaydı "iddialar" olmaktan çıkıp mahkeme kararlarıyla teyit edilmiş "gerçekler" özelliği kazanması kesin gibiydi. Ama iddialar düzeyinde sürdürülen tartışmalarda ortaya konan deliller ve bilgiler de tereddütleri büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.

Cheney'in söz konusu firmanın Yönetim Kurulu başkanlığını ve genel müdürlüğünü yaptığı beş yıllık süre içinde 100 milyon dolar maaş ve bonus aldığı tespit edildi. Yani altmış ayda 100 milyon dolar. Aylık: 1 milyon 666 bin dolar. Adam kendini derin devletle firma arasında en önemli köprü olarak tanıtmış. Savaşların ve savaş tehditlerinin getirisinden firmaya büyük pay ayırabildiğini kabul ettirmiş. Bütün bunları babasının hayrına veya firmanın, Cheney'in Cumartesi günleri uğradığı sinagoga bir miktar bağışta bulunması karşılığında yapacak değil.

İş bu kadarla bitmiyor.

Cheney, Bush ailesinin adamı. Bu aile de derin devlet çetesinin en önemli ayağı. Dolayısıyla 2000 yılında Cheney, oğul Bush'la ilişkilerinden yararlanarak ABD Başkan Yardımcısı sıfatıyla yeniden siyaset alanına döndü. Ama mezkûr firmanın Yönetim Kurulu başkanlığına da yakın çevresinden David J. Lesar'ı getirdi. Kendi dostlarından birini neden firmanın başına geçirdiği bir yıl sonra biraz daha net bir şekilde anlaşıldı. Çünkü 2001 yılında Cheney'in normalde Başkan Yardımcısı olarak görev yapmasına rağmen Halliburton firmasından maaşının hâlâ devam ettiği ortaya çıktı.

Irak'ın işgal edilmesi için savaş açtırılması amacıyla medya ordusunu harekete geçiren Halliburton firmasından 2001-2003 arasında sadece Cheney'in kendisine değil eşine ve çocuklarına da bayağı yüklü miktarlarda para transfer edilmişti.

Bu kişiler işte böyledir. Kanla beslenirler. Derin devletin mayasında ve hamurunda kan olduğu gibi gıdasına da sürekli kan karışır. "Bu işler kansız olmaz" dememiş miydi? Bu söz ABD derin devleti için de geçerli. Ama ABD derin devleti darbeyle değil zayıf ülkelere karşı savaş tahrikçiliği ve tetikçiliği yaparak gıdasını alır.

nı alır.