Tahran Notları

10-11 Mayıs 2007 Perşembe-Cuma, Vakit gazetesi

Toplam iki gün süren ve Dubai'den Tahran'a geçişimizin gece yarısından sonra olması sebebiyle, yarım güne yakın bir kısmını dinlenmeye ayırmak zorunda kaldığımız kısa Tahran ziyaretimiz Allah'ın izniyle oldukça verimli geçti. Bu vesileyle bizimle ilgilenen ve seyahatimizin verimli geçmesi için adeta kendi programlarını askıya alan kardeşlerimize şükranlarımı sunmak istiyorum.

Daha önceki ziyaretimde Tahran'daki bazı tarihi mekânları ve alışveriş merkezlerini gezme imkânı da bulmuştum. Bu kez oralara uğrama fırsatı bulamadık. Ama enformasyon, kültür ve sosyal faaliyet alanında etkin bazı kurum ve kişileri özellikle de Filistin davasıyla yakından ilgilenenleri ziyaret etme fırsatlarımız oldu.

Tahran'daki faaliyet ve gezilerimizin ilk durağı Uluslar arası Kitap Fuarı'ydı. Bu yıl yirmincisi düzenlenen kitap fuarına bir günümüzün tamamını ayırsaydık da boşa gitmeyecekti. Çünkü çok farklı ülkelerden birçok kitap örneğini gözden geçirme imkânımız olacaktı. Ama programımızın diğer bölümüne de vakit ayırabilmemiz için buradaki gezimizi hızlı bitirmek zorundaydık.

Fuarda Türkiye'den giden kitapların üç standı vardı. Birincisi Kültür ve Turizm Bakanlığı'na aitti. Bu stantta aynı zamanda bakanlığın, Türkçe Eserlerin Dünyaya Açılımı amacıyla başlattığı TEDA projesi de tanıtılıyordu. Özetle "Kültür, Sanat ve Edebiyat Eserlerinin Türkçe Dışındaki Dillerde Yayımlanmasına Destek Projesi" başlığıyla tanımlanan bu projeyi önemsediğimizi belirtelim. Çünkü Türkçe yazılmış çok sayıda kıymetli fikrî ve edebî eser bulunduğu halde dış dünyada Türkçeden çevrilmiş çok az kitaba rastlayabiliyoruz. Bunun yerine Türkiye'de başka dillerden çevrilmiş çok sayıda eser bulmak mümkündür. Bunun sebeplerini tahlil işi sözün bayağını uzamasına yol açacağından onu atlayarak edebiyat ve kültür aktarımında bir ihracat - ithalat dengesizliğinin olduğuna vurgu yapmakla yetinelim. Bu açıdan TEDA projesi takdire değerdir. Her ne kadar bakanlık bu proje çerçevesinde önerilere açık hareket ediyorsa da yine onun çizeceği çerçeve kısmen resmî politikanın içinde kalacağı için benzer bir projeyi bağımsız yayıncılık alanında da geliştirmek ve bu amaçla bir işbirliği oluşturmak gerektiğini düşünüyoruz.

Fuarda Türkiye'den giden kitapların okuyucuya sunulduğu ikinci stant Yayıncılar Birliği'ne aitti. O da Kültür ve Turizm Bakanlığı standının hemen yanı başında yer alıyordu ve işbirliği halinde hareket ediyorlardı. Yayıncılar Birliği bir işbirliği kuruluşu olduğundan farklı yayınevlerinin eserlerini ziyaretçilerin ilgisine sunuyordu. Üçüncü stant ise fuarın bir başka bölümünde yer alan Sözler Yayınevi'ne ait stanttı. Bu yayınevi ağırlıklı olarak Üstad Said Nursi'nin eserlerini ve yine onun eserlerinden yola çıkılarak oluşturulmuş fikrî ürünleri satıyordu.

Biz her üçünü de ziyaret ettik ve sorumlu şahıslarla kısa sohbetler yaptık. Ziyaretçi yoğunluğu Türkiye'den giden kitaplara bayağı ilgi olduğunu gösteriyordu. Sözler Yayınevi'ndeki arkadaşlar Üstad Said Nursi'nin eserlerine de büyük ilgi olduğunu dile getirdiler.

Fuarda özel olarak ziyaret ettiğimiz stantlardan biri de Filistin Enformasyon Merkezi'nin standıydı. Ana çalışma ve malzeme üretme merkezleri Filistin, Lübnan ve Suriye'de yer alan Filistin Enformasyon Merkezi hâlen Internet'te yedi farklı dilde yayın yapan önemli bir haber portalına ve doküman arşivine sahiptir. Bu haber portalı Filistin'de yaşanan gelişmeleri saati saatine dünyaya duyuruyor. Ayrıca Filistin konusunda insanları bilgilendiren ve aydınlatan önemli bir bilgi arşivine sahiptir. Yine aynı merkezin "Ses ve Görüntü İle Filistin" adını taşıyan ve www.palestinegallery.com adresinden ulaşılan önemli bir Web sitesi var. Burada Filistin gerçeğini gözünüzün önüne getiren binlerce fotoğraf, video ve sesli kayıt bulmanız mümkün. Böylesine zengin bir bilgi ve doküman sunan bir enformasyon merkezinin Türkçe yayınının olmaması bir eksiklik değil mi? Tahmin ediyoruz bu konuda farklı düşünmüyorsunuz ve sizler de bizim gibi en kısa zamanda Türkçe bölümünün kazandırılması gerektiğine inanıyorsunuz.

Filistin Enformasyon Merkezi'nin Tahran Fuarı'ndaki standıyla haber portalının Farsça bölümünü yürüten arkadaşlar ilgileniyorlardı. Kendilerini ziyaret etmemizden son derece memnun kaldılar.

Tahran'da fuar ziyaretinden sonraki durağımız Nidâ Araştırma Merkezi oldu. Burası ağırlıklı olarak Filistin davasıyla ilgili araştırma faaliyetleri yürüten bir sivil toplum kuruluşu. İran'da sivil toplum kuruluşlarının resmî mekanizmayla da belli bir irtibatları var. Ancak tümüyle resmî ideolojinin sivil alandaki sözcüleri olduklarının iddia edilmesi haksızlık olur. Nida Araştırma Merkezi'nin bu doğrultuda resmî mekanizmanın bazı uygulamalarına itirazları olmuş. Örneğin cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın öncülüğünde gerçekleştirilen Holokost'la ilgili toplantıya karşı çıktıklarını kurumun müdürü Dr. Cevad Şerif dile getirdi. Kendisiyle uzun sohbet ettiğimiz Dr. Şerif itirazlarının sebeplerini bize ayrıntılı izah etti ve özetle bu konferansın Filistin davasına yarar sağlamadığını, aksine konferanstan İsrail işgal devletinin dolaylı istifade ettiğini ve davetlilerin tespitinde de hatalı davranıldığını dile getirdi. Bununla birlikte İran, Filistin davasına ilkesel olarak destek verdiğinden Nida Araştırma Merkezi'nin çalışmalarını da destekliyor.

Dr. Cevad Şerif değişik ülkelerde Filistin davasına destek amacıyla kurulmuş muhtelif sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğine girmeye çalıştıklarını, şu ana kadar bazılarıyla da irtibata geçtiklerini dile getirdi. İran'da ayrıca bu amaçla tesis edilmiş kuruluşlar arasında bir ittifak oluşturulmuş ve başında da İmam Humeyni'nin kızı yer alıyor. Bu ittifak sadece İran'a has değil. İran'dan üç üye kuruluşun yanı sıra 15 farklı ülkeden de üyeleri varmış.

Tahran'da birinci günkü programımızın son durağı İran Radyo Televizyon Kurumu'ydu. Daha önce değişik zamanlarda bizimle telefon bağlantısı kurup özellikle Filistin'deki gelişmeler hakkında yorumlarımızı alan Türkçe bölümünü ziyaret ederek yetkililerle yüz yüze görüşme fırsatı bulduk.

İran Radyo Televizyon Kurumu'nun Tahran'daki merkezi geniş bir alan üzerine inşa edilmiş büyük bir kompleksten oluşuyor. Buradan birden fazla televizyon kanalının farklı dillerde yayınları var. Radyo yayınları ise İbranice dâhil yüzlerce farklı dille gerçekleştiriliyor.

Ziyaretimizin önceden planlanması sebebiyle söz konusu kompleksten Azerice yayın yapan Seher TV'de bir programa katılmamız önerilmişti. Akşam saatlerinde bu kanalda, uluslar arası siyonizmin spekülasyon ve sosyal çalkantı mekanizmasının başını çeken sermayedarı George Soros'un Gürcistan, Azerbaycan ve genelde Kafkasya'yı hedef alan faaliyetleri hakkında tahlillerin yapıldığı programına katıldık. Kısa bir süre önce Gürcistan ve Azerbaycan'a birer ziyaret gerçekleştirmemiz sebebiyle söz konusu program, oralarda yürütülen çalışmalar hakkında edindiğimiz bazı bilgileri değerlendirmemiz açısından fırsat oldu diyebiliriz.

İlk saatlerini gazetemize oradan gönderdiğim yazıyı yazmaya ayırdığım ikinci günümüzde açılışı Namavaran Network Corporation adlı basın merkezini ziyaretle yaptık. Bazı tanıdıklarımızın da fiilen çalıştığı bu kurum İran'dan dünyaya haber ve görüntü dağıtımı yapıyor. Bağımsız çalışan ve ücret karşılığında isteyen herkese bilgi ve görüntü temini yapan Namavaran Network Corporation artık İslâm dünyasında da örnekleri artan ticarî medya kuruluşlarından.

Oradan bizi İran'ın sesini basılı medyada dünyaya duyurmaya çalışan Tehran Times'a ve Mehr Haber Ajansı'na davet ettiler. Tehran Times'la aynı binada yer alan Mehr Haber Ajansı, İran'ın en güçlü ve resmî haber ajansı IRNA'dan sonra geliyor ama azımsanamayacak miktarda haber servisinin olduğunu söylemek mümkün. Ajansın Türkçe bölümünde çalışan arkadaşlar daha önce özellikle Filistin davasıyla ilgili yazı ve yorumlarımızı tercüme ettiklerinden kurumun yöneticilerinin hakkımızda bir ön bilgileri vardı. Bu yüzden bizimle yaptıkları röportajda ağırlıklı olarak Türkiye'de Filistin davası yararına yürütülen çalışmalar hakkında sorular sordular. Cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla yaşanan çalkantılar hakkındaki sorular röportajın az bir kısmını oluşturdu.

Oradan sonra, bizim de üyesi olduğumuz Kudüs Müessesesi'nin Yönetim Kurulu'nda yer alan ve bu kurumun kongreleri vesilesiyle kendisiyle zaman zaman bir araya geldiğimiz Seyyid Ali Ekber Muhteşemi'yi ziyaret ettik. Muhteşemi aynı zamanda Filistin davasına destek veren parlamenterlerin işbirliği için Beyrut'ta oluşturulan komitenin sekreteryasını yürütüyor.

Tahran programımızın son durağı ise Filistin ve Kudüs davası hakkında bilgilendirme çalışmaları yürüten Kudüs Haber Ajansı (Qudsna) oldu. Burada kurumun çalışmaları hakkında ayrıntılı bilgiler aldık.

ldık.