AKP'nin Adayı Abdullah Gül

26 Nisan 2007 Perşembe, es-Sebil gazetesi

Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda haftalardan buyana merak edilen isim belli oldu. Bu konuda bütün herkesin merak ettiği şey Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'nin adayının kim olacağıydı. Çünkü parlamentodaki sandalye aritmetiği cumhurbaşkanını bu kez AKP'nin seçeceğini ortaya koyuyordu.

AKP kimi aday göstereceği konusunda önceden hiçbir işaret vermemeye, belli bir isim üzerinde kuvvetli tahminler yapılmasına imkân sağlayacak açıklamalar yapmaktan son derece kaçınmaya büyük özen gösterdi. Bu sebeple ismin açıklanacağı günün sabahına kadar hiç kimse AKP'nin kimi aday göstereceği hakkında güçlü bir tahminde bulunamadı. Tahminde bulunanlar da birbirinden çok farklı isimler üzerinde durduklarından kamuoyunda kimin aday olacağına dair güçlü kanaat oluşmasına imkân sağlayamadılar. Zaten tahminde bulunanlar genellikle edindiklere intibaya göre değil kendi beklentilerine ve arzularına göre konuşuyorlardı.

Yapılan tahminlerde en çok öne çıkan hususlardan biri adayın eşinin başörtülü olup olmayacağı konusuydu. Aslında başörtüsü meselesinin Türkiye'de bu derece öne çıkması ve kanaat belirlemede mihenk unsuru haline gelmesi bu ülkedeki sistemin yapısı açısından önemli ayıp sayılır. Çünkü inanç özgürlüklerinin önünde ciddi engel teşkil eden dayatmacı yasaklar ancak baskıcı, totaliter sistemlerde kanaat belirlemenin mihenk unsuru olabilir. Bu tür yasakların herhangi bir hukuki alt yapısı yoktur. Tamamen hâkim sistemin siyasal karakteriyle ilgilidir ve özgürlüklerin önünde utanç duvarı gibi durur. Dolayısıyla yorumcuların devletin üst kademelerine aday olacak kişiler hakkında tahminde bulunurken onların eşlerinin örtülerini bile dikkate alma ihtiyacı duymaları o utanç duvarının hâkim sistem açısından da utanç verici bir konumda yer aldığına delalet eder.

İnanç özgürlüğü önünde bir utanç duvarı gibi duran başörtüsü yasağından kaynaklanan tüm aykırı tahminlere rağmen AKP, cumhurbaşkanlığı makamı için eşi tesettürlü birini aday gösterdi. AKP'nin bu makama aday gösterdiği kişinin eşi olan Hayrünnisâ Gül başörtüsünden taviz vermeme konusundaki kararlılığıyla tanındığı gibi bu yüzden üniversitede mağdur edilmesinden dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde dava açmış biri.

Aday gösterme süresinin bitmesinden bir gün önce yani 24 Nisan 2007 Salı günü başbakan Receb Tayyib Erdoğan'ın yaptığı açıklamayla AKP'nin cumhurbaşkanı adayının şu an Dışişleri Bakanlığı görevini yürütmekte olan Abdullah Gül olduğu bildirildi. Böylece Receb Tayyib Erdoğan'ın kendisinin aday olabileceği tahminleri ve beklentileri de tutmamış oldu.

AKP'nin cumhurbaşkanını belirlemesine karşı çıktığından dolayı parti tabanını harekete geçiren ve Ankara'nın Tandoğan meydanında düzenlenen mitinge destek verenlerin başında yer alan Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı Deniz Baykal, Tayyib Erdoğan'ın aday olmasını kendilerinin engellediklerini ileri sürdü. Deniz Baykal, Erdoğan'ın Ankara'da toplanan kalabalığın tepkisinden dolayı geri adım atmak ve aday olmamak zorunda kaldığını iddia etti. Oysa Baykal'ın partisinin ve onunla birlikte Tandoğan mitingini düzenleyen Atatürkçü Düşünce Derneği'nin amacı sadece Tayyib Erdoğan'ın adaylığını engellemek değil aynı zamanda AKP'nin cumhurbaşkanını belirlemesini engellemekti. Bunu engellemelerinin mümkün olmadığını anlayınca Erdoğan'ın aday olmasını kendilerinin engellendikleri iddiasıyla avunmayı tercih ediyorlar.

Başbakan Receb Tayyib Erdoğan ise partisinin cumhurbaşkanı adayını açıklamak amacıyla yaptığı konuşmasında, gerçekleştirdiği görüşmelerde kendisinin başbakanlıkta ve parti genel başkanlığında kalmasının daha isabetli olacağı kanaatinin öne çıktığını, bu yüzden aday olmadığını ifade etti. Erdoğan, muhaliflerin tüm tepki oklarının kendi üzerinde kalmasını, Abdullah Gül'ün yıpratılmamasını istediği için de onun adaylığının ilan edilmesi işini son ana kadar geciktirmeyi tercih ettiklerini dile getirdi.

Görev süresi 15 Mayıs 2007 akşamı bitecek olan Ahmet Nejdet Sezer'in yerine oturacak cumhurbaşkanının belirlenmesi için sadece iki aday bulunuyor. İkinci aday ise yine bir AKP milletvekili olan Ersönmez Yarbay. Yarbay'ın adaylığı tamamen sembolik anlamda ve bu makama oturma gibi bir amaç için değil. Muhtemelen ilk turdan sonra adaylıktan çekilebilir. Dolayısıyla Türkiye bu kez bir bakıma tek adayla cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidiyor. Yani Abdullah Gül seçimlerde rakipsiz aday gibi. Muhalefet partileri herhangi bir aday göstermiş değiller. AKP'nin cumhurbaşkanı seçmesine şiddetle karşı çıkan Cumhuriyet Halk Partisi oylamaları boykot etme yoluyla zorluk çıkarmayı planlıyor. Ancak onun boykot etmesi sonucu değiştirmeyecek ve kuvvetli ihtimalle üçüncü turda Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı kesinlik kazanmış olacak.

Doç. Dr. Abdullah Gül Kimdir?

29 Ekim 1950'de Kayseri'de doğdu. Orta öğrenimini Kayseri Lisesi'nde tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ni bitirdi. Aynı fakültede doktorasını da yaptı. Lisan ve doktora çalışmalarını yürütmek için burslu olarak iki sene Londra ve Exeter'de kaldı. Türkiye'ye dönüşünde Sakarya Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nün kuruluşunda çalıştı ve iktisat dersleri verdi.

1983-1991 yılları arasında merkezi Cidde'de olan İslam Kalkınma Bankası'nda (IDB) iktisat uzmanı olarak çalıştı.

1991 yılında Uluslararası İktisat dalında Doçent oldu.

1991 yılında yapılan erken seçimde Refah Partisi'nin Kayseri Milletvekili olarak Parlamento'ya girdi.

1991-1995 tarihleri arasında TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptı.

1993 yılında Refah Partisi'nin Dışişlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçildi. Bu süre içinde Avrupa ve Amerika'daki birçok kuruluşta yaptığı konuşmalarla parti görüşünü anlattı.

1995'de yapılan genel seçimlerde, ikinci kez Refah Partisi Kayseri Milletvekili seçildi.

1995-2001 yılları arasında Dışişleri Komisyonu üyeliği görevini yürüttü.

54. Hükümette, Devlet Bakanlığı ve Hükümet Sözcülüğü görevlerinde bulundu.

1999 yılında Fazilet Partisi'nden milletvekili seçilerek üçüncü kez Parlamento'ya girdi.

14 Mayıs 2000 tarihinde yapılan Fazilet Partisi 1. Olağan Büyük Kongresi'nde Genel Başkan adayı oldu. Genel başkanlık yarışını az bir oy farkıyla kaybetti.

Fazilet Partisi'nin kapatılmasıyla birlikte daha sonra bu partinin tabanını oluşturan kesimden koparak Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kuruluşu çalışmalarına giren Yenilikçi Hareket'in öncüleri arasında yer aldı. Bu hareket Ağustos 2001'de Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurdu. Abdullah Gül, bu partinin Kurucular Kurulu üyesi olarak partileşme sürecindeki etkin rolünü sürdürdü ve Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

1992'de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Üyesi oldu ve Konsey'in Kültür, Tüzük, Siyasi ve Ekonomik Kalkınma Komiteleri'nde çalıştı. 2001 yılına kadar yürüttüğü Avrupa Konseyi'ndeki çalışmalarından dolayı kendisine "Pro merito" madalyası ve Konsey'in sürekli "Onursal Üyesi" unvanı verildi.

3 Kasım 2002 seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi'nden Kayseri Milletvekili seçilerek yeniden Parlamento'ya girdi.

16 Kasım 2002'de Başbakan olarak 58. Hükümeti kurdu. Receb Tayyib Erdoğan'a uygulanan siyasi yasağın kalkmasından sonra Abdullah Gül hükümeti istifa etti ve yeni hükümeti Receb Tayyib Erdoğan kurdu. Gül de, 14 Mart 2003'te Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığında kurulan yeni hükümette Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı olarak görev aldı.

Evli ve 3 çocuk babasıdır. İngilizce ve Arapça bilmektedir.

bilmektedir.