Afrika Zirvesi ve Somali

27 Ocak 2007 Cumartesi, Vakit gazetesi

Afrika Birliği teşkilatı Afrika kıtasının rutin meselelerine ek olarak bazı güncel önemli sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde zirve toplantısını gerçekleştiriyor. Ev sahipliğini ise söz konusu güncel meselelerden birinde taraf olan Etyopya yapıyor.

Afrika Birliği, Arap Birliği ve İKÖ gibi yaptırım gücü olmayan dayanışma ittifakı niteliğinde. Yerine göre sahip olduğu imkânları Afrika kıtasının yüzeysel sorunlarına çözüm arama amacıyla kullanıyor. Ama bu konuda yeterince etkin olduğu söylenemez. Avrupa Birliği gibi güçleri birleştiren ittifak niteliği de taşımıyor. Afrika kıtasının çağdaş emperyalizmin ekonomik ve siyasi baskısı altında olması doğal olarak Afrika Birliği teşkilatının karar mekanizmasını da etkiliyor.

Afrika Birliği'nin bu seferki zirvesinde öncelikli olarak ele alınan konu Somali'de yaşanan olaylar. Çünkü bu sıralarda kıtanın en sıcak meselesi Somali'deki gelişmeler. Fakat bu konuda tarafsız ve âdil bir tavır takınılacağını, o yönde kararlar alınacağını söylemek mümkün değil.

Her şeyden önce zirvenin gerçekleştirildiği ülkenin Somali'de işgalci konumunda bir ülke olması meselenin değerlendirilmesinde etkileyici bir sebep olacaktır. Yani toplantı işe taraflı başlamıştır. Hakem kurulu suçlunun evinde ve kısmen onun güdümünde toplanıp görüşme gerçekleştiriyor. Böyle bir toplantıdan âdil ve tutarlı karar çıkmasını beklemek anlamsızdır.

Yapılan ilk açıklamalara göre Afrika Birliği, Somali'de "barış" ve "istikrar"ın sağlanması, yapılacak yardımların güven içinde ulaştırılması için bu ülkeye bir Afrika gücü yerleştirilmesi kararı aldı. Buna göre Afrika Birliği adına ülkeye 7600 askerden oluşacak bir "barış gücü (!)" yerleştirilecek. İlk etapta ise 2500 asker yerleştirilmesi ve bunların tahkiminin önümüzdeki altı ay içinde tamamlanması hedefleniyor. Etyopya da yaptığı açıklamada Somali'ye Afrika gücü yerleştirilmedikçe bu ülkedeki tüm askerlerini çekmeyeceğini dile getirdi. Oysa daha önce İslâmî Mahkemeler Birliği'nin hâkimiyetine son verdikten sonra iki veya üç hafta içinde askerlerini çekeceğini söylüyordu.

Malum olduğu üzere kavram sömürgeciliğinin siyasal sömürgeciliğin bir öncü gücü olarak kullanıldığı çağımızda askerî operasyonlar ve planlar için gerekçe oluşturulurken "barış, istikrar, güven, teröre karşı savaş, insan hakları, demokrasi" gibi kavramlardan yararlanılıyor. Fakat bir de hadiselerin arka planına bakmaya, siyasi amaçları tahlil etmeye ihtiyaç var. Normalde Etyopya, Somali topraklarında uzun süre kalamayacak. Çünkü bazı Etyopya askerlerinin beklenmedik şekilde saldırıya uğrayıp öldürülmeleri veya yaralanmaları gerilla savaşının yüzünü göstermeye başladığının işaretidir. Bu savaş yayılırsa Etyopyalı işgalcilerin maruz kalacakları durum, Doğu Afrika üzerinde askeri hâkimiyet oluşturmak için Somali'den kendilerine bir umut kapısı açmak amacıyla "Umut Operasyonu" düzenleyen Amerikalı işgalcilerinkinden farklı olmayacaktır. ABD'nin umudunu boşa çıkaran Somali halkı onun adına ve desteğiyle işgal gerçekleştiren Etyopya'nın umudunu da boşa çıkaracaktır. İşgalcilerin çekilmek zorunda kalmaları durumunda ise yerli işbirlikçilerin fazla tutunamayacakları, başlanılan noktaya geri dönüleceği tahmin ediliyor. Bu yüzden işbirlikçi hükümeti sağlama alacak bir uluslar arası güç oluşturulmasına ihtiyaç duyuluyor. Afrika Birliği'nin Somali'ye asker yerleştirme planı da işte bu amaca yönelik.

Somali'ye yerleştirilecek Afrika gücünün fonksiyonu 1701 sayılı BM kararına dayalı olarak Lübnan'a yerleştirilen uluslar arası gücün fonksiyonuna benzer olacaktır. Lübnan'da yaşanan olaylarda saldırgan ve tehditçi taraf işgalci Siyonist devlet olduğu halde, saldırıya uğrayan tarafın kontrol ve murakabesi için uluslar arası güç yerleştirildi. Taşları bağlayıp köpekleri salmak gibi. Saldırgan Siyonist devlet de böyle bir uluslar arası kontrol gücü oluşturulmadıkça Lübnan'a saldırıyı sürdüreceği tehdidinde bulunarak, oyunun uluslar arası mekanizmasını oluşturanların Lübnanlılara "bu kararı kabul etmezseniz başınıza bombalar yağmaya devam edecek" demelerini sağladılar. Şimdi benzer şeyleri Etyopya söyleyerek Somali'de kendinin ve Amerikan emperyalizminin çıkarlarını tehdit edebilecek bir siyasi yapılanmanın önlenmesi için silahın gücünden yararlanılmasını istiyor. Amaç bu olmasaydı, Somali'de halkın iradesini temsil edecek bir siyasi yapılanma gerçekleşinceye kadar güven ve istikrarı sağlayacak bir Afrika gücü yerleştirilmesine tahmin ediyoruz kimse itiraz etmezdi.