Avrupa ve Tesettür

15 Kasım 2006 Çarşamba, Vakit gazetesi

Din toplum ve fert hayatının bir gerçeğidir. Dini tamamen kişisel hayata özgü kılmak istediklerini söyleyenler din gerçeğini bilmeyenlerdir. Çünkü bir cemaat bilincine, yapısına ve nizamına sahip olmayan din yoktur. Tüm dinlerin mabedleri vardır. Oysa din kişisel hayata özgü olsaydı dinler için böyle mabedler inşa edilmesine ihtiyaç duyulmazdı. Kişisel ibadetin evin bir köşesinde yerine getirilmesi mümkündür. Mabedler ibadetlerin ve dini görevlerin cemaat halinde yerine getirilmesi içindir.

Yüce Allah katında tek geçerli din olan İslâm sadece bir ibadet dini değil aynı zamanda hayatın tümünü kuşatan, geniş çerçeveye sahip hayat nizamıdır. Tesettür yani örtünme de işte bu hayat nizamının bir parçasıdır. Tesettür kişisel hayattan ziyade toplumsal hayatla ilgilidir. Bir kadın evinde yalnızken değil toplumun içine çıktığında tesettürle ilgili kapsamlı kurallara riayet etmek zorundadır. Tesettür kuralları aynı zamanda karşılaşacağı insanlara göre değişir. Kendileriyle evlenmeleri ebediyen haram olan erkeklerin karşısına çıktığında riayet etmesi gereken tesettür kurallarıyla yabancı erkeklerin karşısına çıktığında riayet etmesi gereken tesettür kuralları farklıdır. Kadın ve erkek karşısında uyması gereken tesettür kuralları farklıdır. Mü'min kadınla, müşrik kadın karşısında riayet etmesi gereken tesettür kuralları farklıdır. Hiç kimsenin karşısına çıkmasa bile bulunduğu ortama göre riayet etmesi gereken tesettür kuralları değişir.

Gerçekte sadece İslâm'ın değil tüm dinî ve ahlâkî sistemlerin tesettür düzenleri vardır. Ama arada sınır ve ölçü farklılıkları var. Günümüzdeki problem, yasakçı sistemlerin Müslüman kadının kendi inanç nizamının gerektirdiği tesettüre riayet etmesinin engellenmesinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla mesele bir "türban meselesi" değildir.

Tesettür kurallarının uygulanması konusunda özel alan - kamusal alan ayrıştırması tamamen tutarsız ve inanç özgürlüğüne karşı yasakçı anlayışı yansıtmaktadır. Çünkü yukarıda da ifade ettiğimiz üzere kamusal alan İslâmî tesettürle ilgili kuralların en üst düzeyde uygulanmasını gerektirecek bir ortamdır. Bu düzey ise ilim adamlarının büyük çoğunluğuna göre kadının yüz ve elleri dışında tüm bedenini, şeffaf olmayan ve organları belli etmeyecek şekilde bol giysiyle kapatmasıdır. Yabancı erkeklerin de bulunduğu bir ortamda bu düzeyin altına düşülemeyeceği konusunda fıkıhçılar arasında ihtilaf yoktur. Fıkıhçılardan, bulunulan ortamın şartları gereği yüzün de örtülmesinin gerekebileceğini söyleyenler vardır ve sadece bu kural, bu kuralı uygulamayı gerektirecek şartlar etrafında içtihat farklılıkları bulunmaktadır.

Bu sıralarda tesettür konusunda yasakçı anlayışın Avrupa'da da muhtelif tartışmalara sebep olduğu biliniyor. Avrupa'da yasakçı uygulama önce Fransa'da başlatıldı. Bu ülkedeki yasakçılık öğretim kurumlarında kadınların başlarını örtmesini de engelleyici nitelikte oldu. Sonra Almanya başta olmak üzere muhtelif Avrupa ülkelerinde bölgesel yasaklamalar görüldü. Bazı yerlerde ise yasaklama olmadıysa da tahrikçi tutumlardan ve saldırılardan kaynaklanan sorunlar yaşandı.

Son dönemde ise İngiltere'de peçeye yani yüzü örtmeye yasak getirme girişimleri tartışmalara sebep oldu. Tabii peçeye yasak getirilmesi girişimiyle birlikte "Avrupa toplumlarında Müslüman kadın için yüzü örtmek gerekli midir?" tartışması başladı. İlim adamlarımızdan bazıları bu konudaki tartışmalara iştiraklerinde konuyu daha çok fıkhî açıdan değerlendirerek bunun bir zaruret olmadığını, hatta olumsuz sonuçlara ve Müslüman kadın açısından yanlış kanaatlere sebep olduğu için yüzü örtmemenin daha uygun olacağını söylediler. Ancak meselenin fıkhî ciheti tartışılırken Avrupa'daki siyasî mekanizmanın stratejisinin ve Müslümanca yaşama imkânlarını daraltma planlarının da görülmesi gerekir.

İngiltere diğer giyim şekillerinde olduğu gibi dinî kıyafet konusunda da özgürlüğün hâkim olduğu bir ülkedir. Havaalanlarında Hindu ve Sih görevlilerin dinî kıyafetleriyle serbestçe dolaştıklarını, kimsenin onlara bu yüzden engel çıkarmadığını görürsünüz. Uygulamaya geçirilmesi istenen yasak İslâmî kıyafete ve tesettüre karşıdır. Ayrıca böyle bir yasağın uygulanması diğer Avrupa ülkelerinde de İslâmî tesettüre yasak getirilmesinin, zaman içinde engellemenin çerçevesinin genişletilmesinin dayanağını oluşturacaktır. Bu sebeple söz konusu yasakçılığa tepki gösterilmesi ve tesettür ya da kıyafet özgürlüğü konusunda Müslümanlara karşı ayrımcı bir tutum sergilenmesinin onaylanmaması gerekir.