ABD Seçimleri

10 Kasım 2006 Cuma, Vakit gazetesi

Bizim ABD seçimlerini takibimiz genellikle iki canavarın dövüşünü izlemeye benziyor. Canavarlardan biri köyümüzün içine girip ekine ve nesle zarar vermişse onun yenilmesini arzuluyor, yenildiğini görünce de seviniyoruz. Daha önceki seçimlerde de böyle oldu. Hatta oğul Bush'un başkanlığa ilk aday olduğu seçimlerde Yahudi lobisi desteklemiyor diye onun kazanmasını arzulayanlar ve kazanmasına sevinenler olmuştu. Bu, rakibinin kazanmasına değil zarar verenin yenilmesine sevinmektir. Oysa diğeri de aynı şeyi yapmak, bizim diyarımızda ekine ve nesle zarar verme görevini üstlenmek için bu dövüşe girişmiştir.

ABD seçimleri hakkında gözden uzak tutulmaması gereken önemli bir husus da Siyonist lobinin etkisidir. Bu lobinin sultası sebebiyle Amerikan seçimlerinde kim kaybederse etsin her zaman Siyonist lobi yani Yahudi lobisi kazanıyor. Bu, ne yazık ki birçoklarının itiraf ettiği bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Bu da seçimlerde seçilenlerin değişmesiyle izlenen politikada köklü ve özellikle de İslâm âleminin işine yarayacak değişiklikler olmamasına yol açıyor. Bunda tabii ki ABD'nin oturmuş resmi politikasının Müslüman halkların ve özellikle de İslâmî oluşumların tamamen aleyhine olmasının da etkisi var. Zaten ABD'nin resmi politikasıyla Siyonist lobinin çıkar hesaplarının iç içe olduğu biliniyor.

ABD'deki son kısmi seçimleri başkan Bush'un partisi olan Cumhuriyetçi Parti kaybetti. Onun kaybetmesi seçim sonrasında parlamentoda ortaya çıkan aritmetikten kaynaklanıyor. Yoksa eğer ki çoğunluk Demokrat Parti'ye geçmiş olmasaydı kısmî seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'nin aldığı oy daha az olsaydı bile yine Bush'un kaybettiği söylenmeyecekti. Bu seçimde alınan sonuçların Demokrat Parti açısından bir önemi de 1994'ten buyana ilk kez çoğunluğu elde etmelerinden kaynaklanıyor. Üstelik bunu rakip partiden olan başkanın iş başında olduğu sırada gerçekleştiriyorlar.

Parlamentodaki aritmetiğin değişmesinden sonra yorumcular Bush'u topal file benzetmeye başladılar. Çünkü onun partisinin amblemi fil. Demokrat Parti'nin amblemi ise eşek. Bizce her ikisinin de amblemi vahşeti temsil eden bir canavar olsaydı belki daha isabetli olurdu. Bush şimdi her ne kadar topal bir canavar haline gelmiş olsa da yine dizginleri elinde tutmaktan dolayı avantajlıdır.

Bush'un son seçimlerde yenilgi almasında Irak etkisinin olduğu bütün yorumcuların ortak tahmini. Ancak bu etkinin Irak işgaline tepkiden kaynaklanmadığı da kuvvetli ihtimal. Cephedeki yenilgi sandıkta da yenilgiye yol açmıştır. Saldırgan ABD eğer ki cephede bu yenilgiyi almasaydı muhtemelen iktidarı elinde bulunduran parti sandıkta da yenilgi almayacaktı. Saddam'a idam cezası verilmesi işleminin tam seçim öncesine denk getirilmesi de imaj düzeltmede yeterli olmadı. Ancak böyle bir atak ne gibi yollarla oy beklendiğini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Demek ki Irak etkisi bu ülkede gerçekleştirilen katliama tepkiden değil cephe yenilgisinden kaynaklanıyor.

Afganistan yenilgisi Sovyetler Birliği'nin dağılmasına sebep olmuştu. Irak yenilgisinin de aynı etkiyi ABD üzerinde gösterebileceği beklentisi var. Belki seçim sonuçları bu beklentinin daha da güçlenmesine yol açabilir. Fakat Sovyetler'de ikinci önemli bir sebep daha vardı: İçten çürüme. İçten çürüyen yapı dış görünümünü koruyordu. Ama Afganistan'da dışa da bir darbe vurulunca çöküş başladı. Amerika'da da bir içten çürüme olduğunu söylemek mümkündür. Ama eski Sovyetler Birliği derecesinde olduğu söylenemez. Bununla birlikte Irak etkisinin ABD'nin psikolojik tehdit gücünü ciddi şekilde yıprattığı kesin.

Amerikan toplumu büyük ölçüde dışa kapalıdır. Bu, resmi politikanın işine yarıyor. Sovyet toplumu da dışa kapalıydı. Ama arada bir fark var. Amerikan toplumu medyanın yanıltıcı etkisinin kullanılması suretiyle dışa kapalı hale getirilmiştir. Bu ise toplumun önemli bir kesiminin dış dünyaya yönelik Amerikan politikasını ve saldırganlığını onaylamasına sebep oluyor. İşte bu onaylama da içten çürümeyi geciktirebiliyor.

İşgalci Siyonist devletin son Beyti Hanun saldırısını ve 8 Kasım Çarşamba sabaha doğru vahşi bir katliam gerçekleştirmesini tam Amerikan seçimleri günlerine denk getirmesi zihinlerde: "Arada bir ilişki var mı?" sorusunun oluşmasına yol açtı. Biz Bush'a oy kazandırma niyetine dayalı bir ilişkinin kurulmasının çok zorlayıcı bir yorum olacağını, ancak Siyonist devletin böyle bir saldırı ve katliam için dünya kamuoyunun ABD seçimleriyle meşgul olmasından yararlanmayı amaçlamış olabileceğini düşünüyoruz.