Mısır ve ABD Zorda

13 Mayıs 2006 Cumartesi, Vakit gazetesi

Mısır'daki yargıçlar isyanından ve basın mensuplarının onlara destek vermelerinden daha önce söz etmiştik. (Bu yazıları Web sitemizde yani www.vahdet.com.tr'de bulabilirsiniz.) Bu ülkede olaylar durulmadı. Aksine gittikçe yayılıyor. Özellikle basın mensuplarının tepkileri arttı. Yönetim ise bu tepkilere karşı alışık olduğu metodu yani demir sopa metodunu kullanıyor. Bizim bugün üzerinde durmak istediğimiz konu ise olayların Amerikan emperyalizmi açısından endişe verici yanı.

Mısır ve Ürdün işgalci siyonist devlet açısından önemlidir. Çünkü bu iki ülke söz konusu devletin işgali altında tutulan toprakların dünyaya açılan iki kapısıdır. O topraklardaki bağımsızlık mücadelesinin ellerini kollarını bağlama politikalarında en çok bu devletlerdeki yönetimlerden yararlanılıyor. Dolayısıyla bu ülkelerin yönetimlerine önem veriliyor. Buralarda kitlesel tabanın kontrol altına alınamaması ve dışarıdan yapılan dayatmaları kabul etmeyen bir kadronun iş başına gelmesi, bütün oyunların bozulması, siyonist işgalin iki önemli tamponunu kaybetmesi anlamına gelecektir.

Ama her iki ülkede de siyasi özgürlük talepleri gittikçe yoğunlaşıyor. Filistin'deki demokrasi tecrübesi siyonist işgalin geleceği hakkında endişe taşıyan tüm Batılı güçlerin ağızlarının yanmasına sebep oldu. Mısır ve Ürdün'de de benzer bir denemenin yapılması durumunda sonuçların en çok kimlere yarayacağını tahmin ediyorlar. Öte yandan özgürlük taleplerinin bastırılması için demir yumruk politikasının sürdürülmesinin bir toplumsal patlamaya yol açacağından da endişe ediyorlar. O durumda iş daha da çetrefil ve içinden çıkılmaz hale gelecektir. Çünkü toplumsal patlama belli bir süre istikrarsızlığı ve kontrol mekanizmalarının işlememesi sonucunu doğuracaktır. Böyle bir durumun ise işgalci siyonist devleti rahatsız hatta tehdit edecek gelişmelerin önünü açacağı tahmin ediliyor.

Mısır'ın son olaylarda demir yumruk politikasına başvurması karşısında ABD'nin yaptığı resmî açıklama oldukça ilginçti. Açıklamada Mısır'ın bu metoda başvurmasından endişe duyulduğu ama bununla birlikte Mısır yönetiminin iyi bir dost olduğu, onunla özellikle teröre karşı mücadelede geniş çaplı bir işbirliği yapıldığı vurgulanıyordu. Yani ABD, Mısır'daki mevcut yönetimi kaybetmek istemiyor. Çünkü o ABD için nadir bulunur bir uşaktır. ABD diplomatik ilişkilerin literatürü gereği uşaklarını "dost" olarak nitelemektedir. Ama gerçekte o hiç kimseye dost değildir. Kendisi dost olmayanın dostu da olmaz. Sadece menfaat icabı onun planlarını, programlarını uygulayan uşakları olur. Mısır ve Ürdün'deki yönetim de öyledir.

Kahire'deki yönetimin demir yumruk politikasının ABD'yi endişelendirmesi dışa yansıtıldığı gibi "demokrasi, insan hakları, düşünce özgürlüğü" gibi insanlara sıcak ve sevimli gelen kavramlarla ilgili değildir. Endişe ettiği iddiasında gerçekçi ama gösterdiği gerekçelerde samimi değildir. Gerçek sebep bu politikanın doğuracağı sonuçlardır. Ne var ki Mısır'daki kukla rejimin önünde sadece üç seçenek var: Ülkeye oturaklı bir demokrasi ve düşünce özgürlüğü getirmek, bu konuda hile ve sahtekârlığa başvurarak toplumu uyutmaya devam etmek, polis coplarını kullanarak insanları susmaya zorlamak.

Bunlardan birincisinin sonucu Filistin'de alınan sonuçtan farklı olmayacaktır. O zaman ABD ve Batı, Mısır'a da ambargo uygulamak zorunda kalacaktır ki bu, işi daha da zorlaştıracak. Çünkü hem ambargonun dairesi genişleyeceğinden kapitalist dünyanın ekonomisi zarar görecek. Hem de takibi zorlaşacak. Üstelik böyle bir sonuç alınması Arap dünyasındaki diğer ülkelerde de siyasi özgürlük ve yeniden yapılanma taleplerinin artmasına sebep olacaktır. Şu anda İslâmî kesimden olsun olmasın, Arap dünyasındaki muhalif siyasi iradeye Amerikan karşıtlığının hâkim olduğu biliniyor.

İkinci seçenek ise artık tutmamaktadır. Çünkü Mısır'daki yargıçların isyanının, basının onlara destek vermesinin sebebi geçtiğimiz dönemde gerçekleştirilen parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine itirazlar, yargıda ve seçim sisteminde reform taleplerinin artmasıdır.

Üçüncü seçenek ise tehlikeli. Şimdilik bir gözdağı verme ve kontrol aracı olarak kullanılan polis coplarının yol açacağı patlamanın kontrol edilemeyeceği kesindir.

Evet, ABD ve kuklaları gerçekten endişeli. Endişeli olmalarının tek sebebi Mısır'da yaşananlar değil. Emperyalizm bugün ambargo yoluyla Filistin'i köşeye sıkıştırdığını düşünüyor ama bir yandan da iplerin teker teker elinden çıktığını görmekten dolayı sıkıntılı.

/p>